MaviMelek
Hermes Kitap
"Yük ne kadar ağır olursa, yaşamlarımız o denli yaklaşır yeryüzüne, daha gerçek daha içten olur." Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği / Milan Kundera

[Öykü]"Zirvede" | Mithat Gülsoy

Zirvede | Max Ernst

"EN ONURLU YENİLGİM BU OLACAK"

Kışın en acımasız günlerindendi. Katmerli bir soğuk konuk olmuştu ülkeye ama insanları mutsuz eden bir konuktu.
Yorgun, umudu tükenmiş, yine düş kırıklığına uğramış, sarsak adam yüzünü cama dayamış, boşluğa bakıyordu. Kırışmış alnına, dudaklarına, gözaltı morluklarına oturan acı bir tebessümle. Kendine geldiğinde, "Boşluğa bakan adam düşünemez ki, anıları anımsar sadece…" dedi.

Gökyüzüne zarifçe süzülmüş dağın zirvesi ilişti gözüne; içini tarifsiz bir heyecan kapladı, ayıramadı bakışlarını, ayırmamalıydı. Çünkü yaklaşan tipi güzelliği silecek, heyecanını da sona erdirecekti. Karanlık, soğuk odasında yatağa uzanacak, hüznü yoldaş bilecekti. Ne kadar yalnız olduğunu sorgulayacaktı yine, yazgısı mıydı bu sahiden? Bilinçli bir seçim mi? Yaradılışına uygun bir durum mu? Ya da şöyle mi sormalıydı: Yaşadıkların mı seni böyle yaptı? Ne gereği var canım bunların, kırkından sonra insanlar böyle şeyler düşünür mü, kafa yorar mı hiç diyemiyordu. Nasıl bir arayış, neyin arayışı bu diyordu, bilinmez sırdaşına. Kendi kendine konuşurdu ama deli olmadığını pekâlâ biliyordu. Sırdaşı mı içinde var ettiği, isyanı, öfkesi, hüznü, coşkusu, küfürü…

Ne çok olmuştu yazmayalı, yazdıklarını yırtıp atalı. On yıl oluyordu; minicik kedi gibi göğsüne sokulan sevgiliye yazmıştı. Hiç unutmamıştı ki kanatsız kuşunu…
Onu hep kanatsız bir kuşa benzetmişti nedense, her uçtuğunda düşecek, kanayacak bilirdi. Ne olur izin verseydi, düştükçe kalkar, kanasa da yeniden girişirdi uçma hevesine… "Neden izin vermedin, engelledin kuşun uçma isteğini? Hem susmaktan başka ne yapabilirdi ki?" diyordu sırdaşı.

Sırdaşı kılıçlarını çekmişti bir kez, "Haydi diyordu çık karşıma hesaplaşma vakti!"

Yıllarca susmuş, sinmiş olduğunu anladı. "Savaş bu kaçmak olmaz! En zorlu savaşım da seninle olacak, biliyorum mağlup olacağım sana, en onurlu yenilgim bu olacak" dedi sırdaşına.
Sırdaşı gözlerine bakakaldı, şaşırmıştı; hep zaferler, başarılar, savaşlar kazandığını sanan, asla yenilgiyi bilmez adam bir garip bakıyordu.
"Ben" dedi. "Savaşı hep insanlar arasında yaptım. Alçaklardan olamıyorum, alçaklar çok çünkü. Haydi, alçaklara baktığımız zirvelere gidelim!"
Çıplak bir dağın zirvesindeydiler. "Ben yeterince kanıyorum, görmüyor musun kan kaybımı?" dedi sırdaşına. "Sok kılıcını kınına, ölümüme sebep olursun, intiharımın hazırlayıcısı olma!"

Başı yorgunca önüne düştü, sesi zirvelerden geliyor gibiydi.

"Seni bu zirvelerde doğurdum, büyüttüm. Yalnızlığımı aşağıdaki boşluk değil, bu zirveler dolduruyordu. Gideceğim zirveler kalmadı artık, çok yorgunum. İçim boşluklarla dolu."
"Boşluğunu da benimle mi büyüttün?"
"Seni hissettiğimde hep o geldi bana."
"Sevdiklerini de, sevenlerini de hapsettin!"
"Hep korumak istemiştim."
"Cezaevlerinle mi?"
"Bilmeden inşa ettim onları."
"Çok mantıklıydın, hesaplıydın bilmemen olanaksız."
"Kötüler, kötülükler çoktu, korumalıydım, inan ne olur cezaevi olarak düşünmemiştim."
"Yenebildin mi, kötüleri, kötülükleri peki?”
"Çok yoruldum, kalbim de tekliyor artık…"
"Neden onların savaşmasına izin vermedin, Don Kişotluk muydu sana yaraşan?"
"Kaybetmekten korktum onu."
"O kim?"
"Biliyorsun…"
"Sen aptalsın, biliyordun yorulacağını."
"Evet, seni özgür kıldım ama."
"Çaresizliğinden yaptın bunu."
"Acımasızsın…"
"Hak ettin, unutma savaştayım seninle."
"Kafana vur, kır ördüğüm duvarları."
"Her darbeyi kendime indireceğimi biliyorsun."
"Başka türlü özgürleşemem."
"Savaşmadan mı öldüreceksin beni?"
"Seni kaybedemem, sen varken de özgürleşemem.
"Sırlarını kiminle paylaşacaksın?"
"Belki onlarla, sokaklarla, rüzgârlarla…"

Adam, arkasını dönüp aşağıya inerken, zirvede kalan sırdaşı karlarla birlikte toprağa karışmaya başlamıştı bile…

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics