MaviMelek
Hermes Kitap
"Bir kanepede oturarak öleceğim / ve hiçbir yere kaldıramayacaklar beni / ölüme giden yol çok uzun / yoruyor beni." Amerikalı Komşum Willy / Tezer Özlü

[Öykü]"Zavallı Kız" | Feridun Demir

Zavallı Kız | Sinan Çakmak

"ÖLÜ GİBİ"

Zavallı kız… Daha çok gençmiş. Küçücük elleri var. Küçücük bir burnu ve küçücük göğüsleri…
Bugüne dek binlerce değişik ölü bedeni yıkadım. Parçalanmış cesetler gördüm; erimiş, derisi kemiklerine yapışmış, daha yaşarken çürümüş ölüler yıkadım… Ama hiçbiri düşlerime girmedi. Umursamadım bile tek bir tanesini. Ama şimdi asil bir genç kız yüzü çıkmıyor hiç düşlerimden; başı bedeninden ayrılmış bir genç kız yüzü…

Başını bedenine ben diktim. Sen de diğer cesetlerden farksızdın artık… Akrabaların bana nefretle bakıyordu. Sanki seni ben öldürmüştüm. Sanki başını bedeninden ben ayırmıştım…
Hiçbir kadın âşık olmadı bugüne kadar bana. Hiçbir kadın bir ölü yıkayıcısının ellerinin saçlarını okşamasına dayanamadı. Asil bir genç kız ölüsüyle uyanıyorum oysa şimdi her sabah. Donuk ölü gözlerinle bana bakıyorsun ve saçlarını okşamama izin veriyorsun, korkmuyorsun benden, iğrenmiyorsun…

Ürkek bir gülümseme donup kalmış dudaklarında… Terinin ıslatmasını ne kadar isterdim şu an beni. Oysa ölü bir serçeye dönüşmüş yüzün. Ha ha ha!.. Zoraki gülüyorum. Aslında içimden gülmek gelmiyor hiç. Ağlamak bana şu an daha yakın bir eylem kesinlikle. Gülmeme gıcık oluyorsun, öyle sanırım ki… Boş ver sen beni. Uyu hadi… Çay olunca uyandırırım ben seni.

Başka bir kente gitmeli belki. Kadınların sutyenlerinin görünmediği bir kente… Gömmem gerekecek ama o zaman seni. Nasıl ayrılabilirim, bu gülümseyen asil yüzden… Belli bir süre önceydi. Gözlerim yaşarırdı acıkınca her seferinde… Gözlerimdeki damlaları gördüklerinde karnımı doyurma uğraşına kapılırlardı nedense… Avuçlarıma ekmek dilimleri, kekler, börekler sıkıştırırlardı. Teşekkür etmek hakkında herhangi bir fikrim, nezaketim yoktu o zamanlar. Sadece bazen, tebessüm ederdim; afiyet olunca…
Evet, yüzündeki bu gülümseme için sana minnettarım… Sağ olasın!.. Ama bilmelisin, yeterli bir vaat oluşturamaz bu bizim için. Karnınızı doyurmuşsunuz, buna yorarız biz bunu ancak. Bak yine çenem düştü. Olur olmaz konuşuyorum yine. Umarım kırmamışımdır seni…
Sizin birkaç akrabanız geldi bugün, mezarlık ziyareti için… Bu çiçekleri getirdiler… Alın, sizin bunlar… Vazoya koyayım isterseniz… Nazire olsun diye demiyorum inanın; solgun yapraklar gibi yere düştüğümü hissettim gerçekten, onları mezarınızın başında dua ederken gördüğümde… Sigarayı bıraktım biliyorsunuz. Kahrettim kendime, bu manzara karşısında bir sigara bile içemedikten sonra… Ya evet haklısınız!.. Büyük duygular bunlar… Bunları sana niye anlatıyorum ki… Sen konuşmuyorsun diye sanırım. Ölüsün işte… Nasıl konuşacaksın. Hiç yani, benimki de laf… Dediğim gibi, uyu istersen… Ben çay olunca uyandırırım seni… Çok yorgun görünüyorsun. Ölü gibi…

Sonra adamı buldum. Cinayet tutanağını okudu bana: "Saldırganın elleri balık kokuyordu… Saldırgan, 'ırzına geçilmemiş kaç kadın kaldı sanki bu kente?' dedi savunmak için kendini… Kadının atkısız ve eldivensiz cesedi suçlunun balkonunda bulundu, üşümüştü…"

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics