MaviMelek
"Her iki durumda da kaybeden benim. “O” ise kaybettikçe sanki değerler dünyasına bir değer daha katıyordu." - "Yatalak Kraliçe" / Ülkü Ayvaz

[Gökçeyazın] "Yatalak Kraliçe" | Melek Öztürk

Yatalak Kraliçe | Ülkü Ayvaz

"KARŞISINDA GÜNAH ÇIKARILAN
BİR SEVGİLİ…"

“Beni sınadığı zaman
Altın olarak döneceğim.”

Eyyüp

Yaratılmış hüzünlerimiz… Seslendiğimizde koşup gelen, ancak bitsin/gitsin dediğimizde sırnaşık bir sarmaşık gibi her yanımızı sarmıştır da farkında değilizdir. Hüzünlerimiz ki, küreğin sert kenarıyla vurulup yılan gibi ortadan ikiye bölündüğünde iki parça can, titrer durur. Titreyişin içinde, bile isteye erir insan; tıpkı bedenini toprağa yaslayan cılız, büyüyemeyen, boynu bükük bir ağaç gibi. Tuhaf bir ağaç bu, akranlarına hiç benzemez, ötekidir biraz da. Esip geçen sert rüzgârlara eyvallah demez, direnir, usulca merhaba der her yeni doğan güne. Ancak ne kadar dirense de gövdesiyle birlikte sağa, toprağa itiliyor, her uğultuda savruluyor saçları ve anlıyoruz ki beli öylece bükük kalmış, belki biraz da bizler gibi… Öte yanda sarmaşık hüzünlerimiz… Ne yapmalı, nasıl kurtulmalı? Formülü, Ülkü Ayvaz'ın Yatalak Kraliçe isimli kitabındaki “Has Bahçeler Nerede?” isimli öyküsünde sakallı karakterinden öğrenebiliyoruz.
İşlerin Yolunda Gitmesine Engel Olan Kim? isimli ilk öykü kitabıyla Ülkü Ayvaz, 1983 yılında Akademi Kitabevi Öykü Başarı Ödülü'nü kazanıyor. Ardından Gri Oğullar (1985), Olaylar ve Kahramanlar (1991) isimli öykü kitapları geliyor. Ayvaz'ı daha çok yetişkinler ve çocuklara yazdığı çok sayıda tiyatro oyunlarından tanıyoruz. Sade anlatımı ve günlük yaşamın ayrıntılarını işlediği öyküleriyle de usta öykücülerimiz arasındadır. Yatalak Kraliçe dördüncü öykü kitabı, geçtiğimiz günlerde Gürer Yayınları tarafından yayımlandı.

Hayatın ta kendisidir “Bir Adam Güzel Şeyler”. Ufuk çizgisine teğet geçmeden, bucaksız yeşilliğin ortasında bir adam yaşamayı düşünüyor. “Dünya dönüyor.” Parlak beyaz bir odanın köşesinde adam ölümü düşünüyor. Oturup ağlıyor, öleceğinden değil. Gün batıyor, dünya batmıyor. Dalmış gitmiş, düşünüyor yaşlı bir kadın. Adam yürüyor, “Gök mavisi biliyor gülmeyi. Biliyor sevmeyi, ölesiye sevmeyi…” Adam nasıl bilmesindi… “Her-kes ya-ta-cak.” Heceler takla atıyor, “Kes-her cak-ta-ya.” Tempo yükseliyor. Adam yola düşüyor, “Düş-e-cek-sin elbet.”, “Bir avuç gökyüzü kaç para?”, “Rakının derecesi artacakmış…” Biraz küskün, bazen yitik, ama yine de “İnadına üzerlerine gitsem gitsem gitsem.” Kavuklu'nun arkadaşını sorsam, Pişekar desen. “Neyi değiştirir koşmak peşinde?” Güzel düşünmek lazım, ki güzel olsun, bir adam güzel şeyler düşünüyordu.

Ülkü Ayvaz, “Bir Adam Güzel Şeyler” isimli öyküsünde, hayatın içinden, olduğu bazen de olmadığı kadar ikilemeler, sözcük oyunları ve deneysel üslubuyla yüzeyde görüneni değil, derinde duyumsananı anlatıyor.
Kitaba adını veren öykü “Yatalak Kraliçe”yi okuyup bitirdiğimizde, hüzünle karışık tuhaf bir duygu kaplıyor içimizi. Yatalak, kaderine razı bir kraliçe… Karşısında günah çıkarılan bir sevgili… Hani tüm o yakınlaşmalar, yan yana gelişler, sanki hiç yan yana gelmemiş gibi. Günümüzdeki haliyle düşünürsek birçoğumuzun artık bir kraliçesi var, ancak burada anlatılan “Yatalak Kraliçe” mekanik. Ardından milyon çeşidi gelmiş olsa da “Kör olayım, kraliçe aslında hiç yaşlanmış değildi.” Birlikte geçirilen yıllar boşuna değildi, “Ölümsüz dizeler aramak” içindi. Şimdi bu unutuş ve kendiliğinden hatırlayışı, örtülü perde ve kapalı pencereler ardında, şişe şişe alkol ile kendini anlamaya çalışıyor Ülkü Ayvaz ve aslında ilk gençliğinin ateşiyle yatalak olmanın tükenmişliği arasında ipuçlarını veriyor, “Ümit etmenin, ümit ederken de acı çekmenin tarihi imiş meğer.”

Öykülerinde basit görünendeki gerçeğin karmaşasıyla yüzleştirirken okurunu belirsiz olanı yalın, kendine özgü diliyle anlatıyor Ülkü Ayvaz. Her şeye karşın çekip gitmek yerine kalmamız, nedenlerimizle/kendimizle yüzleşmemiz, bir başına bırakılmışlıkları yaşamak gerektiğinin de farkına varıyoruz öykülerinde. Neredeyse hepsinde usulca bir iç seziş, -hani nasıl denir- eğretileme tadı vardır. Bir kediyi, bir ayrılığı veya bir dilenci kadını anlatıyorsa ismi geçmez ama neyi anlattığını okur gayet kolay anlayabilir. Satırlar, cümleler usulca akar, her birinin içinde nahifliği kendinden menkuldür. Geleceğe ait düşler ve gizli bir coşkunun peşi sıra okurun gözünde olayları, karakterleri resim gibi çizer, gerçek kılar. Hiçbir şekilde kolaycılığa, yapmacıklığa düşmeden, kendiliğinden hani, öylesine…
~~~

Yatalak Kraliçe / Öykü
Ülkü Ayvaz
Gürer Yayınları, Mart 2009, 106 s.

Sayı: 39, Yayın tarihi: 11/07/2009

melek@mavimelek.com

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics