MaviMelek
Hermes Kitap
"Bilenmiş bakışlarını bize diktiler, / yaşlı bir terzinin, iğnesinin deliğine bakışı gibi." Dante

["Hayal Pusulası"]"Yalan Yolu…" | Akın Olgun

Yalan Yolu | Sinan Çakmak

"ÇÜRÜDÜKÇE KUTSANIYORUZ…"

Upuzun bir yoldur yalan yolu. Üzerinden geçenleri sabıkalayan dedikoduları ile uzanır gider…
Upuzun bir yoldur yalan yolu.
Başkalarının acılarından nemalananlar yüzsüz tabela suratlarıyla döşerler bu yolu. Asfaltı, yalanlarla yok edilenlerin umutlarından, kaldırımları, çalınan hayallerden yapılmıştır.
Yol üstü hanlarında, dost satıcıları haraç mezat pazarlarlar tüm paylaşımları ve sofralarında ölmüş insan eti yedirip, tatlı diye sunarlar parçaladıkları kalpleri.

Upuzun bir yoldur yalan yolu.
Yol üstüne kurulan giyotinlerin başında vicdanlarını satan cellatlar bekler kurbanlarını. Gözü açık ölümlerin çığlıkları duyulur havada.
Karanlıklarda parıldayan gözler renksiz, duyduğunuz her ses hilelidir. Aldandıkça umut edersiniz ve inme iner gözyaşlarınıza ağlayamazsınız.
Bütün saatler geçtir artık.
Bütün iyi niyet beklentileriniz öldürülmüştür.
Bütün itirazlarınız sabıkalı, bütün acılarınız sırtınıza yüklenmiştir.
Yol alır yürürsünüz nereye gittiğinizi hiç bilmeden…
Önemsizdir artık ruhunuzun bile sizi terk etmesi. Oysa o da artık kimsesizdir.
Bu yüzden bütün yıkımlar ninni gibi gelir kulaklarımıza. Dramlar seyirlik bir eğlence gibi kalır anılarımızda.
Yitirilen sevdaların melankolik akışı da yok artık.
Bizi sarıp sarmalayan derilerimiz de çekildi tümden.
Çıplağız…
Çırılçıplak…
Ortalıkta ne "o çıplak" diyen bir ses, ne de bundan çıkarılacak bir ders var. Kalplerin sınıf kapıları zincirli ve kara tahtanın önünde cezalılar tek ayak üstünde çürümeye bırakılmış…

Kokuyoruz çürüdükçe, çürüdükçe kutsanıyoruz… Zıtların birliği aynasının önünde kemiksiziz, rüzgârı estikçe kötülüğün, savruluyoruz.
Ramak kalaya bir acelemiz yok oysa…
Tarihler, saatler, tik taklar tam bağımsız akıyorlar hayatın içinden…
Biz hayıflandıkça yaşlanıyoruz.
"Ne hacet" demek anlamsız…
Düşünerek ölmek en iyisidir, çünkü çelişkilerden doğar yeni filizleri… İçine çektikçe soruları, daha çabuk öldürür cevapları.
Ve kendine söylediğin en büyük yalan yine kendi elleriyle gömer seni.

Upuzun bir yoldur yalan yolu.
Cenabet ihanetler tetik düşürür kenarında. Tanıdık yüzlerin tanıksız bakışları arasında kaparlar ellerinizi. Akrep sokup koynunuza, ateşten çember yakıp çevrenize, beklerler yok olacağınız anı.
Doyumsuz bir timsah iştahı taşırlar. Parçaladıkça masumiyeti, çoğalırlar.
Seçimlerimiz hep önümüzde dimdik durur.
Bütün cürümleri anlamsızlaştırıp çekilmek de var hayatın örselenmişliğinden, bahtiyar olup duyguların buharında yok olmak da…

Nasıl da izinsiz geçiyor her şey.
Hesapsız, vicdansız…
Kuruyan dallarımızdan dökülen hatıralarımız da artık anlamsız…
Alacakaranlık sayıklamalarımız da…

Fırtınalı yolları biçip, yağmurları kuşanıp akıp gittigimiz bu hayat, bizden yana hep nafile ve hep arsız bir inatla giyiyor zırhını…
Yine de olsun demek var şairce…
Yine de umut, bekliyor kapısında göğsümüzün…

Sayı: 29, Yayın tarihi: 17/08/2008

akinolgun@mavimelek.com

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics