MaviMelek
Hermes Kitap
"Bütün bu şeyleri birden yutacağız birgün / Ve silineceğiz yeniden, silineceğiz…" Radiohead

[Sinema-Müzik]"Karanlık Sözler: Müzikte Yabancılaşma Ve Noir Üzerine Bir Deneme III"
Emre Karacaoğlu*

"SICAK NEFESİN VE GÜLÜŞÜN BENİ ISITARAK AKLIMDAN GEÇİYOR…"

Joy Division'ın "Dead Souls" parçasını 1994 seneli "The Crow" filmi için yorumlayan Trent Reznor da bir şarkısıyla bahsi hak etmektedir. Yoğun Joy Division etkili grubu Nine Inch Nails'ın "Hurt" isimli parçası, aynen Peter Steele gibi hiçbir şey hissetmeyen, hatta en azından birşey hissedebilmek için kendine acı veren (psikolojideki "self-harm" durumu gibi?) bir adamı anlatmaktadır:

"I hurt myself today
To see if I still feel
I focus on the pain
The only thing that's real
...
Beneath the stains of time
The feeling disappears
You are someone else
I am still right here
...
Everyone I know
Goes away in the end

Bugün canımı yaktım
Hâlâ hissedebildiğimi görmek için
Gerçek olan tek şeye
Acıya odaklandım
...
Zamanın lekelerinin altında
Duygu yok oluyor
Sen başkasısın
Bense hâlâ buradayım
...
Tanıdığım herkes
Sonunda gidiyor"
Nine Inch Nails

Bu şarkının müthiş (Trent Reznor pek beğenmediğini söylese de) bir yorumunu icra eden Johnny Cash'in de kariyerinde konumuz hakkında birkaç şarkısı vardır. Uyuşturucu bağımlılığıyla da mücadele eden müzisyenin bir country şarkıcısı olarak yabancılaşmayı ele alması tabii ki biraz daha yaşadığı duygusal ilişkilerle ilgili. Bütün dünyadan, insanlardan uzaklaşırken sevdiği kadını düşünmekten de kendini alamıyor. "Lonesome to the Bone"da:

Johnny Cash

 

"I walked away, the wind blows
And any way the wind goes will be good enough for me
My mind is like that traffic jam
And I walk between the cars lost and alone
Your hot breath and your laughter
Keep flashing through my mind to warm me

 

 

Uzaklara yürüdüm, rüzgar esiyor
Ve estiği her yön bana uyar
Aklım o trafik sıkışıklığı gibi
Ve arabalar arasında kayıp ve yalnız yürüyorum
Sıcak nefesin ve gülüşün
Beni ısıtarak aklımdan geçiyor"

One of My Turns - The WallHendrix'in yaşadığı türden bunalımı ve yabancılaşmayı, büyük bir ihtimal, bütün sanatçılar kariyerlerinin bir noktasında deneyimlerler. Ama konuyu bütün bir eserinin eksenine oturtmayı düşünen ve bütün bir albümünde bunu anlatmayı tercih eden çok büyük bir müzisyen tanıyoruz: Roger Waters. Dinleyicilerine ve bütün insanlara duyduğu yabancılığı, "The Wall" isimli bir rock operasına ve filme dönüştüren bu müzikal deha, grubu Pink Floyd'la, adeta bu konuda danışılması gereken bir kaynaktır.

Annesine, karısına, arkadaşlarına, dinleyicilerine, groupie lerine ve zamanla herkese yabancılaşan bir müzisyenin hikayesinin anlatıldığı bu rock tarihinin en ünlü albümünde kahraman her şarkıda derece derece daha da dibe inmektedir. "One of My Turns"de:

"And I can feel one of my turns coming on
I feel cold as a razorblade
Tight as a tourniquet
Dry as a funeral room
Ve nöbetlerimden birinin yaklaştığını hissediyorum
Bir tıraş bıçağı kadar soğuğum
Turnike kadar gergin
Cenaze odası kadar kuru"

Radiohead - Street Spirit (Fade Out)Konumuz hakkında burada yer vereceğim çok önemli bir grup daha var: Radiohead. Hiçbir zaman sade bir dil kullanmayıp, nevrozun sınırlarında gidip gelen ve oldukça psikotik imgeler ve benzetmeler yaratan üstün müzisyen Thom Yorke, 90'lı yıllarda bu hastalığı müzikte asıl tanımlayan kişidir. Karl Marx'ın yabancılaşma teorisine sırtını dayayan grubun müziği, şehir hayatının, kapitalist sistemin ve genel olarak modern zamanların bizi birbirimizden uzaklaştırdığını anlatmaktadır. Marx'ın yabancılaşma teorisinin basit bir özeti, Radiohead'in sözlerini, imgelerini ve kullandığı metaforları anlamakta faydalı olacaktır.

Marx, yaptığımız işlerin, amaçlarımızın hayatımızı asıl şekillendiren olgular olduğunu; hatta bu olguların "biz" olduğunu söyler: yani, insanlar, yaptıklarıdır. İnsanın en önemli işi de üretim ise, üretim insanın kontrolünde değilken, acaba kişinin özgürlüğünden bahsedebilir miyiz? Gerçekten istediğimiz şeyleri yapamadığımızda, üretemediğimizde kendi doğamıza ve diğer insanlara yabancılaştığımızı söyler, Marx. Kendi kaderimiz üzerindeki güçsüzlüğümüz yabancılaşmayı tetikler. Radiohead'in "The Tourist"i, "Paranoid Android", "Karna Police"i gibi şarkıları işte bu ışık altında dinlenmelidir.

"Street Spirit (Fade Out)"ta:

"Rows of houses all bearing down on me
I can feel their blue hands touching me
All these things into position
All these things we'll one day swallow whole
And fade out again and fade out

Sıra sıra evler üstüme eğiliyor
Dokunan mavi ellerini hissedebiliyorum
Bütün bu şeyler pozisyona geçer
Bütün bu şeyleri birden yutacağız birgün
Ve silineceğiz yeniden, silineceğiz"

Peki ya Türk müzisyenler?

Gökhan Kırdar'ın buz gibi soğuk ve karanlık ilk elektronik denemesi "Trip" ve Yavuz Çetin'in tek albümü "Satılık"ta konuya oldukça yüzeysel değilse de fazla derin imgeler kullanmadan ve basit cümlelerle değinildiğini görüyoruz ("Yaşamak İstemem Artık Aranızda" ya da "Kimse Bilemez"). Turgut Berkes, Umay Umay, Nazan Öncel, Pilli Bebek, Mor ve Ötesi, Kargo ("Yalnızlık Mevsimi" albümleriyle) gibi sanatçı ve gruplar da yabancılaşma/yalnızlık üzerine şarkılar yapsalar da Türk rock müziğinde iki isim konuyu on ikiden vurmuştur: Teoman ve Şebnem Ferah.

Teoman, "En Güzel Hikayem" albümüyle "Papatya"lardan, "Kardelen"lerden kendini tamamen sıyırabildiği, yüzünü yurtdışındaki Nick Cave, Leonard Cohen, Lou Reed gibi üstatlarına döndüğü zifiri karanlık bir müzik ortaya çıkarmıştır. Söz ve atmosfer uğruna kimi şarkılarda bestelerin kalitesinden taviz verse de anlattığı duyguyu oldukça iyi yansıtan bir albüm sunabilmiştir. "Gökdelenler"de:



"Uzaktan bakıp insanlara
Konuşmalar yazdım dudaklara
Sonra kendime baktım
Tıklım tıklım yalnızdım
Gökdelenlerden tükürdüm dünyaya
Ben hayatım boyunca
Bu yüzden kupkuru ağzım
Bak geçmedi yıllarca"

Teoman

Şebnem Ferah

 

Ve Türk rock tarihinin en iyi şarkısı olduğunu savunduğum Ferah şaheseri, "Can Kırıkları" konumuzun Türkçe manifestosu keskinliğindedir:

"Bu kalabalığın içinde
Yapayalnız hissetmektense
Dünyanın bir ucunda
Tek başımayım
Kir göstermeyen renkleriniz
Sizin olsun korkmaktansa
Bulanıklığın tam içinde
Bir başımayım"


* Yüxexes, Şubat 2007
MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics