MaviMelek
Hermes Kitap
"Bu dünyada iki cins insan vardır amigo. Ata binenler ve çölde yürüyenler. Bu sefer sen yürüyorsun." (Tuco/Çirkin)

[Sinema-Müzik]"Texas Gitar Efsanesi - Stevie Ray Vaughan" | Suat Bilgi Stevie Ray Vaughan

"TEXAS GİTAR EFSANESİ" Stevie Ray Vaughan

1972'de ekmek parasını gitar çalarak çıkartmaya kesin kararlı ve mecburiyetten de öyle olmaya mahkûm Dallaslı bir velet için Austin'e taşınmak, ölüp cennete gitmekten daha iyi bir şeydi. Çünkü tüm şehir onun gibi insanlarla doluydu.

Austin'de bütün gün enstrümanıyla prova yapabilir, bütün gece kulüplerde çalabilir, bütün güzel piliçlerle vakit geçirebilir, canı istediği zaman Georgia çam ağaçlarının üzerinden atlayabilecek derecede kafa bulabilir, sonunda paçayı uykuya kaptırınca en yakın koltukta sızabilirdi. (ancak ayaklandığı zaman tüm bunları tekrarlamak üzere güne başlamak şartıyla...)

Stevie Ray VaughanEtrafında, başının etini yiyebilecek ne bir anne baba, ne kurallar veya sorumluluklar konusunda onu sıkıştıracak Stevie Ray Vaughanokul müdürü, ne de karanlık yerlerde onu pusuya yatırıp canına okuma fırsatı kollayan göt oğlanları vardı.

17 yaşındaki Steve Vaughan'ın istediği şeyler: müzik, uyuşturucu ve kadınlardı ve Austin'de de bunlardan bolca bulunuyordu.

Kanunen henüz içki içebilecek bir yaşta olmadığı halde, kısa süre içinde Austin'deki barların vazgeçilmez genç gitaristlerinden biri haline geldi. Marshall anfilerin volümünü sonuna kadar pompalayıp, zalim ve hayvani bir güç gösterisine dönüşen yaklaşımı, sert bir tonu tanımlıyordu. Her zaman bulabildiği en kalın tellerle çalmaktan hoşlanıyordu. Bazılarına göre, sonrasında bugünlerinden daha iyi olmadı.

20-30 gramlık cigaralık 10 dolar, aylık kiralar 75 dolar civarında idi.

Gitarı dışında sahip olduğu pek bir şey yoktu ve koltuklarda uyuyarak idare ediyordu.

Jimmie & Stevie VaughanEn sevdiği, kendine örnek seçtiği gitar idol'ü kendi kardeşi olan Jimmie Vaughan'dı. Jimmie Vaughan BrothersVaughan'ın da kendisinden başka bir hayranı yoktu zaten.

Steve için gitarlardan başka hiçbir şeyin önemi yoktu.

Sahneye çıktığı zaman, kafası önüne eğik, sıkı bir doğaçlama pasajının içinde yol alırken, cennete en yakın olduğu zaman dilimini yaşardı. Orada burada koltuklarda yatmak için etrafta dolaşırken bile, baltasını, portatif stereo'sunu ve en sevdiği plakları yanına almayı hiç ihmal etmezdi.

Böylece oturup Albert King, Muddy Waters, B.B. King, Eric Clapton, hatta Jimi Hendrix ile çalıp prova yapardı. Elinde gitar olmadan TV bile izleyemeyen bu adamın bir 7-Eleven veya bir Meksika restoranında sırada beklerken, parmaklarının, air gitarının (gerçekte elinde bulunmayan hayali 'hava gitarı') tel ve perdelerinde dolaştığı rivayet olunur. Hatta bir rivayete göre Stevie, kız arkadaşı Glenda Maples ve Christian Plicque ile aynı evi paylaşırken bir gün, gürültülü bir ayrılık anının birkaç dakika sonrasında Christian arkadaşının durumunun nasıl olduğunu görmek için odaya bir göz attığında Stevie'i yatakta gitarına sarılmış mışıl mışıl uyurken bulur.

BlackbirdGrubun Austin'e taşınması bir yıl bile olmadan, Blackbird dağılır. Stevie'e göre, Christian bir "wimp" (koroda söyleyen bir rahibe) gibi şarkı söylüyordu. Eğer Stevie gitarının volümünü köklediği zaman, vokal duyulmuyorsa, sorun onundu. Bir pansy gibi sahnede at gibi zıplayıp oynayarak gösterişli bir şekilde yürüyen ve sahnede caka satan tüysüz genç bir siyahi oğlan, derisinin rengi doğru olsa bile bir blues grubuna uymuyordu. Blackbird'ten zıplar ve gider, bilinmeyenin derinliklerinde kaybolur. Ta ki Marc Benno'nun Porche'sini Austin'e sürdüğü ana kadar.

Marc Benno, Hollywood'da meşhur olmuş, Doğu Dallaslı, kıvırcık saçlı, bulunmuş ama sahibi belirsiz, kimsesiz bir şarkı sözü yazarı çocuk, gitarist ve piyanistti.

Dallas'ta eskiden stüdyo Club'da izlediği ve çok etkilendiği Jimmie Vaughan'ı arayıp bulduğunda, kendisiyle çalmasını teklif edinceye kadar Stevie, bilinmeyenin derinliklerinde dolaşıyordu.

Soul to SoulBenno'nun her türlü teklifini reddeden Jimmie onu biraderi Stevie'le tanıştırır. Bir Porche'nin içinde gelen kurtuluş, yeraltındaki hazinelerin bekçisi olan cücelerden biri gibi karşısında durmaktadır.

Gece Sürüngenleri çok kısa bir süre içinde oluşturulur ve çok sıkı bir halde turneye çıkarlar.

Hayatının hiçbir döneminde olmadığı kadar bir zenginliğin içinde bulur kendini.

Bir yüzme havuzu, hizmetçisi ve nereye gitmek isterse onu arabayla oraya götürecek biri vardır. "Hey oğlum, L.A.'da bir köşede duruyorum ve işte karşımdan Chuck Berry geçiyor" der bir telefon kulübesinden bir arkadaşıyla konuşurken. "Tanrım! inanamıyorum buna."

Olup biten her şey gerçekten de inanamadığı kadardır. Bütün bu saltanat çok sürmez ve kendini bir anda tekrardan Austin'de bulur.

Bu kez hem meteliksizdir hem de burnu kırılmıştır.

Stevie Ray VaughanStevie, Doyle ve Billy Etheridge Nighcrawlers grubunu bir arada tutmaya karar verir. Hiç olmazsa, kendine çeki düzen verip yoluna girmiş olan Nighcrawlers, bundan önceki durumundan daha azgın bir haldeydi. Bu arada, Doyle Bramhall'ın büyük kardeşi Ronnie de Austin'e gelir. Müzisyenlik açısından Stevie'nin yakınına bile yaklaşamayacağını bildiği halde, beyaz Hammond B-3 orguyla Nighcrawlers'ın funk sounduna katılır. Orada, o harekete o enerjiye ayak uydurmaya çalışır.

Stevie, bütün kabiliyetine ve gelişmekte olan içgüvenine rağmen, ne zaman Jimmie'nin yanına gitse yine o küçük salak karides kafalı birader kimliğine bürünürdü. Ne zaman kendisinin gitar çalışını nasıl bulduğunu Jimmie'ye sorsa aldığı yanıt hep sert olurdu. "Eğer ne yaptığını bilmiyorsan buraya gelip bu bok yiyeni çalma ve eğer sonunu getiremeyeceksen hiçbir şeye başlama." Bir soloyu acıklı bir şekilde 'dink dink' bitirmenin affedilir bir yanı yoktur çünkü.

Caught in the CrossfireNighcrawlers, kısa bir sürede ZZ Top'un menejeri Bill Ham'in dikkatini çeker. Ham, rock 'n'roll çevrelerinde hatırı sayılır biriydi. Stevie'yi ilk dinlediği an çok etkilenir ve yüksek sesle Jimmie ve Stevie'yi aynı grupta çaldırmaktan ne kadar hoşlanacağının düşünü yaşar. Jimmie her zamanki gibi böylesi bir teklifle fazla ilgilenmez. Stevie ise, Jimmie'nin olup olmaması umurunda bile değil, Ham'in diyeceklerini duymak ister.

Bill Ham, bir grubun huyunu, şevkini, tutum ve gidişatını sınavdan geçirmek için onları birkaç haftalık bir tura çıkarmaktan hoşlanırdı. Texas'tan çıkmış en büyük rock'n roll grubu haline gelmeden önce, ZZ Top'un da forma girmesi için gereken kırbaçlamayı da bu metodu kullanarak gerçekleştirmişti. Eğer Nighcrawlers, acemi askeri eğitim kampının başka bir şekli olan bu deneyimden sağ çıkabilirse, kendilerini Ham'a ispatlamış olacaktı. Ama hesap çarşıdakine uymaz, ve sonunda cehennemin içinden geçen bir tura çıkmaları için Ham'in kendilerini kandırmasına izin verdikleri için, kendi budalalıklarını kendilerine ispatlamış olurlar.

And Double TroubleGüney'in sadece bir Greyhound otobüs terminalini kaldıracak büyüklükteki, eskiden trenlerin su almak için durduğu tüm ara istasyon kasabalarında durup, üzerinde tek bir prizi bulunan, yerden yirmi santim yüksekliğinde sahneye konulan basamaklı platformu bulunan kulüplerde çalarlar. Çalarlar çalmasına ama, zaman öylesine diplerde dolaşıyordur ki, grup daha kasabaya varmadan, angajmanların yarısı iptal edilir. Gerçekleştirilenlerde ise dinleyici sayısı bir düzinenin altındadır. Ham'ın kontrat imzalamış olduğu tek müzisyen Stevie idi. Austin'den gelen diğer iki gitar sihirbazları Van Wilks ile Eric Johnson, Ham'in Lone Wolf (Yalnız Kurt) Pruductions ekibinin içinde yer alıyordu. Tanrı'nın bu yeşil gezegenindeki önceden ne yapacağının sezilmesi en güç, işbirliği yapmaktan en uzak, kendini en fazla dağıtmış müzisyenlerden biri olan, ZZ Top'dan Dusty Hill'in biraderi Rocky Hill de bu ekipteydi.

Çok geçmeden Nightcrawlers'ın ikinci versiyonu Missisippi'nin bir yerlerinde dağılır.

Stevie Ray VaughanVaughan 1981'de, Otis Rush'un bir şarkısından adını alan Double Troublekurdu. Grupta Johny Winter'ın eski basçısı Tommy Shannon ve davulcu Chris 'Whipper' Layton vardı.

1982'de Montreux Caz Festivali'nde olumlu eleştiriler aldıktan sonra Vaughan, Texax Flood' u kaydetti.

O yıl David Bowie, yeni 45'liği "Let's Dance" için lead gitarı çalmasını istedi. Jimi Hendrix'e saygısını göstermek için "Voodoo Child"ı yorumladı.

Zamanımızın bu en büyük blues gitaristi, diğerlerine oranla yine de şanslı sayılırdı. Diğerleri gibi, 24 ya da 26'sında değil, otuz altısında cennetle karşılaştı.

The Sky is Cryign27 Ağustos 1990'da helikoptere binerken, konsere gitmek için yolculuk ettiğini sanıyordu. Oysa yolculuğu konsere değil gitarından hiçbir zaman ayrılmayacağı başka bir mekânaydı.

Yolculuk ettiği helikopter düştü ve Lynyrd Skynyrd'ın başına gelen kazanın bir benzeri daha yaşandı. .

Adını, müzik tarihine Texas gitar efsanesi olarak yazdırdı.

Aptallar kulübünün bir üyesi olup olmadığı tartışılır ama cesedi yakışıklılar arasında adı mutlaka anılır.
Mavi Melek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2007 Mavi Melek            website metrics