MaviMelek
Hermes Kitap
"Ben, insan, bir dünya varlığıyım ve kendim de dünyaya aitim. Şeylerin tümü benim içimdedir, hem de dışımda." Fragmanlar / Immanuel Kant

[Öykü]"Zaman Zaman Ölüm Anlatıları VI" | İlkay Kefeli

Zaman Zaman Ölüm Anlatıları VI

"YOK OLMAK İÇİN YARATILIYORUZ"

Tanrıya öykünen

Garip, daha önce hiç görmediğim bir kuş, bir cesedin dudaklarını çekerek koparmaya çalışıyordu; fakat dudaklar kauçuk gibi uzuyordu sadece, kuşun koparamayacağı kadar esnektiler. Uzun bir uğraştan sonra uzun gagasıyla gözlere girişti. Birkaç denemeden sonra sol göz kapağı uzadı ve yavaşça yırtılarak koptu. Başını havaya kaldırıp parçayı yuttu. Göz kapağı ortadan kalkınca ortaya bembeyaz, leziz bir göz çıktı. Garip kuş uzun gagasını neredeyse sonuna kadar göze daldırdı, gözden yapışkan bir sıvı akıyordu; sanki kuş bu sıvıyı içmeye başlamıştı. Bu işten büyük keyif alır gibi bir hali vardı. Birkaç dakika sonra gözden geriye pek bir şey kalmadı, zaten kuş da doymuş olacak ki acelesi varmış gibi uçup gitti. Yakına gidip cesedi incelemeye başladım, zaten doğa payını şimdilik almıştı. İlk izlenimim yeni ölmüş olduğuydu. Neden öldüğüne dair herhangi bir belirti görülmüyordu, ölümünün birçok nedeni olabilirdi; ama ölmüştü işte ve benim çok işime yarardı. Zaten bedeninde hasar olmaması daha iyiydi. Cesedi dostlarımdan biri haber vermişti. Bugünlerde böylesine sağlıklı bir erkek cesedi bulmak öyle zor ki! Mükemmel bir heykel için insan anatomisini iyi bilmem gerekiyor. Derinin altındakileri yakından görmeliydim, onlara dokunmalıydım. Şimdi kimse görmeden onu götürmeliyim; ama geceyi beklemeliyim. Onu çalıların arasına saklıyorum, gece olana kadar başında beklemem gerekir hayvanlar daha fazla zarar vermesin diye.

Neydi seni öldüren? Ürkek ama zehrinin zerresi bile acılar içinde öldüren bir yılan mı, yoksa yediğin zehirli bir bitki mi? Belki de birileri öldürüp buraya atmıştır seni, bir kan davası ya da namus hesaplaşması sonucunda. Cellâtların güçlü kişiler olmalı cesedini gizleme ihtiyacı duymamışlar. Ama ben seni yeniden yaratacağım güçlü bir dev olarak, ölümlülere tepeden bakan.

Dev olmadan önce

- Ölüme inanmıyorsun Anselmo, ama doğa bizi küçük parçalar halinde yok edecek. Bitkiler için gübre, böcekler için yemek olacağız. Yok olmak için yaratılıyoruz; yok oluş düşüncesinin verdiği acıyı çekmek için belki de!
- Acı anlamsız Maria, hiçbir şey yok olmaz; sadece şekil değiştirir. Bazen bazıları daha güçlü olarak doğar tekrar ve çektikleri acıların hiçbirini hatırlamazlar.
- Senin için de kendim için de korkuyorum. Ağabeylerim ve amcalarım sürekli beni gözlüyorlar; korkmak ve acı çekmek için çok nedenim var. İnsan her zaman kolay ölmüyor.
- Korkma. Paganların tanrıları kadar güçlüyüz biz; çünkü sevmeyi onlar kadar iyi biliyoruz ve bütün tehlikelerine katlanıyoruz. Bedenlerimizin hiçbir değeri yok. Düşünebildiğimiz için güçlüyüz. İsa hâlâ aramızda milyonlarca parçaya ayrılsa da, onu düşüncelerimizle hayatta tutuyoruz. Bunu sakın unutma Maria!
- Ama milyonlarca insan unutulup gitti, hiçbirini hatırlamıyoruz.
- Onlar kurdukları medeniyetlerle, yapıtlarıyla, düşünceleriyle ve düşleriyle yaşıyorlar. Biz değiliz sadece bugünü var eden. Beynimde benim olmayan düşünceler de var. İnan bana, benim düşündüklerimden daha çoklar.
- Bir dahaki sefere beni tanıyabilecek misin? Tekrar sevebilecek misin? Ben seni görmesem de hissedeceğim Anselmo!
- Seni mutlaka tanırım Maria, eğer seni bulmazsam bil ki yalnız öleceğim; kendimi hiçbir yere ait hissetmeden.

Tanrıya öykünen

Affet beni Tanrım! Bazı insanlar onu görür görmez önünde eğilmek isteyecekler, içten içe ona tapacaklar belki de. Öyle delici ve hükmeden bakışları var ki… O binlerce keski darbesiyle oluştu, her darbe ruhumdan bir parçayı ona taşıdı, yere düşen mermer parçalarıyla ruhum yer değiştirdi. Küçük bir yanlışlıkta bu koca mermer bloğun heba olması işten bile değildi; ama bana ödünç verdiğin kol hafifçe bile titremeden, bunun üstesinden kolayca geldi.

Calud'un ölümü

Şuna bakın onlarca insan uzunluğunda bir dev gibi görünüyor, ben ise ne kadar sıradan görünüyorum; ama sıradan değilim. Yüzyıllar geçse de bugün unutulmayacak, buna eminim; çünkü çok fazla tanık var. İkimiz de hatırlanacağız sonsuza dek, belki ben biraz daha fazla saygı görürüm, ama bunu yapan ben değilim. Tanrının bana ödünç verdiği bu kol ve bu elle savurduğum sapandan çıkan tek bir taşla öldüreceğim onu. Şuna bakın nasıl da devrildi Tanrının adı karşısında. Ölürken kaldırdığı toz sanki günlerce yere inmeyecekmiş gibi görünüyor. Şu an onu göremiyorum ama koca kalbinin zayıf sesini duyabiliyorum. Ben bir devi öldürdüm, Tanrının isteğiyle Tanrının yarattığı bir devi.

Büyücü

Bana büyücü diyorlar. Aslında bir simyacıyım, ama en iyi zehir nasıl yapılır onu da bilirim. Bu küçük cam şişenin içindeki zehrin zerresi koca bir insanı saatlerce can çekiştirdikten sonra öldürür; sanki zehir canlıdır ve kurbanıyla oyun oynar, onu yerde acılar içinde süründürür, onunla konuşur. Bu zehirle öldürülen birini görmüştüm, biriyle konuşuyordu delirmiş gibi. Zehri sipariş edenler özellikle böyle olmasını istediler benden, birine fena halde kin besledikleri belli. Güçlü adamlara benziyorlar, aracı olan adam bile çok zengin görünüyordu kıyafetlerinden. İnsanlar genelde kurbanın çabuk ölmesini isterler, birinin yavaşça ölmesini izlemeye korkarlar, zaman uzadıkça kurban ölmeyecekmiş gibi gelir onlara ya da daha da güçlenip onları öldürecekmiş gibi. Aslında bu işten hiç memnun değilim ama ne yapayım simyayla yaptığım sahte altınlar yüzünden başımın bir gün belaya girmesinden öyle korkar oldum ki, ilk teklifi biraz düşününce kabul ettim. Bu işteki tek tesellim kurbanları görmüyor olmam. Tanrı bu aşağılık kulunu affetsin ve bana öyle bir ölüm vermesin. Belki de beni sonsuza kadar tekrar tekrar bu zehirle öldürülmeye mahkûm eder, her birini tekrar hatırlamamı sağlayarak.

Tanrıya öykünen

Her yanımı kuşatmış düşmanlarım, o kadar çoklar ki! Bir deha olmak öyle zor ki, herkes kıskanıyor. Önüme türlü engeller çıkarıyorlar. En kötüsü de lanetlenmiş papa hazretleri. Sözüm ona tanrının elçisi; tanrının bir tane elçisi vardı, onu da kirletmelerine izin vermeden yanına aldı. Dehamı hafife alıyorlar, ama seni bitirdiğimde süslü Rafael ve sadece hayal edebilen Da Vinci bile önünde saygıyla eğilecekler, en azından eğilmemek için kendilerini zor tutacaklar. Gerçi düşmanlarımın sayısı giderek artacak ama koruyucularımın da sayısı artacak hiç şüphesiz. Dehadan anlayan birileri elbet vardır Toskana'da.

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics