MaviMelek
Hermes Kitap
"Bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir. / Albert Camus

[Öykü]"Somon" | Halil Acar

Somon | Sinan Çakmak

"BUGÜN ÖLÜR MÜYÜM?"

Şimdi her zamankinden çok daha güçsüzüm. "İnsan sosyal bir varlıktır" genel doğrusunun, bendeki yansıması nedeniyle erinmedim, kalkıp attım o "haberleşme topları"nı. Bir kere değil hem de; belki 2 saat boyunca yaptım bunu.
Ben, birazdan ölecek gibiyim. "Ölümü gülerek kucaklamak istiyorum." Ölüm bu! Gülerek kucaklanır mı?

Kusmaya başladım yine. Çocukken de kusardım, ama bu onlara benzemiyor. Safra kusuyorum. Ciğerimi kusuyorum. Parça parça hem de. Sırılsıklam oldum. Doktorun sözleri geliyor aklıma; "Dün bir arkadaşın daha, ciğer yetmezliğinden öldü." Korkuyorum…
Pis kokuyorum; tıpkı bir hayvan leşi gibi. Utanıyorum. Ne kadar yıkansam, temizlensem yine de pis kokuyorum. Belki de ölümün kokusu bu. Bileklerimdeki, ölü derileri, tırnaklarımla kazıyorum. Kalsiyumsuzluktan, kırılganlaşmış dişlerimi, bir bir kırıyorum. İlginçtir, bunu yapınca rahatlıyorum. Ağzımın içinde, iğrenç kokan yaralar var. "AFT" diyorlarmış tıp dilinde. Bütün düşmanlarımı bıraktım bir kenara, bunlarla boğuşuyorum. Bunlar karabasan; beni ölürken bile rahat bırakmıyorlar.

Bugün ben öleceğim. Eminim öleceğim. Boğaz Köprüsü'nden atlayan çocuk geliyor aklıma. "Şov yapma" diyenlere inat; "Zeynep seni seviyorum" dedi ve atladı. Bu kadar kolay mı ölmek? Sevdiğimi düşünüyorum. Onu seviyorum. O da beni seviyor, biliyorum. Dokuz yıldır, söyleyememişiz birbirimize. Birazdan ölüp gideceğim, o sevdiğimi bilmeyecek. Ah bir görseydim, "21. yüzyılda aşk bitmiştir" diyenlere inat, haykıracağım yüzüne; "Saçının bir teli için dünyayı yakarım…" diyemeyeceğim… Ah bir telefon olsaydı; şu lanet mahpusta.
Yatağa uzanmalıyım. Lanet olası ölüm! 28 yaşındayım, gidip yaşlılarla uğraşsana. Nasıl bir şey acaba? Gitsene başımdan, ben sevdiklerimi bırakamam. "Uğruna ölünesi değerler"le büyüdüm ben. Eee? Ama bugün ben öleceğim. Bencillikten kurtulmalıyım. Bilincim, maddi dünyayla Arafat arasında volta atıyor. 162 gündür açım. Ve gülüyorum. Anlatsan kimse inanmaz; güler geçer. Çocukları düşünüyorum. Niye bizim çocuklarımız 13.000 dolar borçla doğuyor? Yeğenimi düşünüyorum. Ufacıktı, mahpusluğum başladığında, şimdi koca kız oldu. Değer mi bunlara? Anam aklıma takıldı, ölüm haberimi alınca ne kadar üzülecek. Başımın etini yedi yıllarca, yattı kalktı, "senden bir torun istiyorum" dedi. Bilmiyorum ana, bilmiyorum… Hayatımı gönüllü sonlandırmalı mıyım?

Sayıma gelecekler birazdan. Nedense yıllardır, bizi hep böyle, koyun gibi saydılar. Hiç eksik olmadık, ama onlar yine de saydılar. Gardiyan güruhu, yine diğerleriyle ilgilenmeyecek. Doğrudan üst kata çıkacaklar, benim olduğum yere. Bilincim kapanmamalı, motive olmalıyım. Sekiz saat kapalı kalan bilinç, vücudu yönetemez ve vücut ölür. Bilincin hükmettiği saltanata son vereceğim. Söz verdim, inandım, sevdiklerim için öleceğim. Bunlar garip tartışmalar. Onca sene oku, gel ölümün teorisini tartış. Korkuyorum, çok korkuyorum, öleceğim.

Somon balıkları hakkında bir yazı okumuştum. Yumurtadan çıktıktan sonra, binlerce kilometre yol kat ediyor, açık denize ulaşıyor ve orada yaşıyor. Sonra?.. Oradan, gerisin geri, onca tehlikeyi göze alıyor ve tekrar doğduğu yere dönüyor. Yumurtasını bırakıyor ve ölüyor. Doğanın bir mucizesi mi bu? Yaşatmak için ölüyor.
Ben somon değilim ki… Örnek mi almalıyım? Siz onu benim külâhıma anlatın. "Düştük mahpus damlarına, öğüt veren çok olur" diyor ve yeniden kederleniyorum.
Bir sigara daha yakıyorum. Mahpusta sigara muazzam güzel ya… "az iç" diyordu arkadaşlarım. "Bu ne yaman çelişki böyle?" Hem öleceğim hem de az içeceğim… Çektikçe çekiyorum dumanı. Ben bir idam hükümlüsüyüm ve belki de bu son isteğim.
Ellerim kasıldı, dişlerim kenetlendi, cümle kuramıyorum. Düşüncem bulanıklaştı, saçmalıyorum. Kapı açıldı, geldiler işte. Paldır-küldür yukarı çıkıyorlar. Azrail'i görüyorum, cezaevi müdürü bu. "Nasılsın?" diye soruyor. Konuşamıyorum, başımı sallıyorum sadece… Tutanak tutup gidiyorlar…
Yataktan düşüyorum, titriyorum, kıvranıyorum. Bir soğukluk yayılıyor bedenime.

Sanırım ölüm bu. "Hoşça kal dünya" diyebiliyorum…

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics