MaviMelek
Hermes Kitap
"Simsiyah bir ırmak gördüm / Beyaz gözlü balıklarla dolu / Ve boğulan bir adam, hiç gözü olmayan." Never Let Me Down / David Bowie

[Öykü]"Zaman Zaman Ölüm Anlatıları V" - İlkay Kefeli

Sirena

"SEN MASUM DEĞİLSİN!"

sirena'nın gözyaşları

Normal insanlar intihar eder, anormaller yaşar!, demişti annem. Aslında önce ben yakında intihar ederim demiştim, o da zaten normal insanlar intihar eder demişti, belki de yanlışlıkla anormal yerine normal demişti. Ben de anormaller yaşar, dedim ardından.

"27 yaşında, sağlıklı, çok güzel bir kadın neden intihar etsin ki?", diye sordu yaşadıklarımdan habersiz. Güzel ve sağlıklıydım, bu çok doğru fakat bu iki özelliğin büyüdüğümde başıma bela olacağını bilemezdim, erkeklerin beni arzu nesneleri haline sokacaklarını hiç bilemezdim, erkeklerle normal arkadaşlıklar –kız arkadaşlar gibi- kurmamın imkânsız hale geleceğini de. Arkadaşım olarak sadece kadınları tanıyabildim, erkeklerle böyle bir imkânım olmadı çünkü neredeyse tanıdığım bütün erkekler bana cinsel bir sevgi besledi. Çok güzelseniz erkekler akıllı olup olmadığınıza bakmıyor, es kaza sevgili olursak zekâmın farkına varıyorlar. Bir insanı ancak arkadaş olduğunuz zaman tanıyabiliyorsunuz, sevgiliniz bile sizinle açık açık konuşmuyor bazı yönlerini. Bir abi ya da erkek kardeş isterdim ama sadece ben varım. Bir keresinde bir erkekle neredeyse arkadaş olmuştum fakat sonunda o da ilanı-ı aşk etti. Belki de gerçekten seviyordu beni lakin ben diğer erkeklerin davranışları nedeniyle gerçek sevgiyi anlayamıyorum ve gerçek sevgiye karşılık veremiyorum. Kelimeleri tasnif ediyorum, hayatımdan geçen erkekleri tasnif ediyorum; duygusuzluk listesi yapıyorum. Hayatın kadınlara ait kısmını biliyorum sadece. Ben bir denizkızıymışım, dünyadaki yaşamı merak edip insan olmuşum fakat dünya öylesine kötüymüş ki geri dönmek istemişim ancak denizleri kirletmişler, üzgünmüş gidecek yerim yokmuş ama yanlış söylemiş pardon gidecek bir yerim varmış! Neresi olduğunu söylemedi. Bu sözler beni yalnız başımayken ağlattı, kendimi gerçekten yalnız hissetmiştim. "Sen insanın moralini bozmak için mi varsın?" diye sormalıydım ona fakat soramadım. İnsanın gidecek bir yeri olmaması kadar kötü bir şey var mıdır? Bunu bir tokat gibi vururken yüzüme ne düşünüyordu kim bilir. Hepsi ikiyüzlü nasıl olunur , bana göstermek için yarışıyorlar adeta. Aslında yalnızlık değildi beni üzen. Neydi? Bunu size tam olarak ifade etmem çok zor, düşüncelerimi ifade etmek konusunda zorlanıyorum bazen. Siz anlatın ben de anlamak için elimden geleni yapayım, hadi deneyin. Korkuyordum. Kalp acısı çekmekten korkuyordum, bu bana çok acı veriyordu, fiziksel acılardan bile çok. Bütün güçlü görüntüm aslında düzmeceydi, sevilmemek beni yaralıyordu, bedenimden nefret ediyordum. Oramı buramı kesiyordum sürekli, akan kanı emiyordum, midem fazla kan içmekten bulanınca kan kusuyordum. Başım klozetin içinde saatlerce düşünüyordum, gözlerim kanla karışık safraya dalıp gidiyordu. Sonra o geldi işte…

erkeğin aşkı

Evet, kendimi diğer insanlardan farklı hissediyorum ama aynı çöplükte eşeleniyorum . Küçüklüğümden beri garip bir çocuktum, hep düşünürdüm. En yakın arkadaşım, "Sen benden önce öleceksin, çünkü çok düşünüyorsun!" diyordu çok küçükken bile. Farklıyım fakat farklı olmak adına hiçbir gayretim yok. Aksine normal olup, rahat, çatışmasız bir hayat için uğraşıyorum; amma ve lakin olmuyor. Bence gayet normalsin, diğer insanlar gibisin. Yani çok sıradanım. Hayır, öyle demek istemedim, demek istediğim, diğer insanlardan farklı bir yaşayışın yok. Farklılığım davranışlarımda ve düşüncelerimde yatıyor. İçinde küçük bir çocuk var. İçimde ölü doğan bir cenin var. Yanılıyorsun, öyle olmasını istiyorsun, böyle olunca güçlü olacağını sanıyorsun. Ben güçsüzüm. Sen masumsun, güçlüler masum değildir. Ölmek istememiştim, ben masumum!

masumun ölümü

Sonbaharın renkleri sönük güneş ışınlarını etrafa dağıtıyordu. Gövdesini korumak isteyen ağaçlar, tasarruf amacıyla yapraklarını serbest bırakıyordu. Güneşli havayı fırsat bilen iş makineleri toprağı deşiyordu. Her geçen gün insanlar elbiselerle şişiyordu. Güneş erken uyuyordu. Aşk Masum'u nefessiz bırakıyordu. Masum kendini sokaklara atıyordu. Saatlerce boş sokaklarda yağmurun altında geziyordu. Sokakları tüketip kapalı alanlara sığınıyordu çünkü sokaklar onu kovuyordu. Yine sokaklardan kaçarken kendini karanlık camlı bir kitapçıdan içeri attı. Geniş masalara kitaplar yayılmıştı, eski ve yeni. Bir süre kitaplara baktı, kitaplar fısıldaşıyorlardı kendi aralarında ama o ne dediklerini artık anlamıyordu. Kitapların fısıltıları kulaklarındayken yere dizilmiş onlarca, belki de yüzlerce saksıyı gördü. Görmemek çok zordu çünkü saksılardaki çiçekler neon ışığı gibi parlaktılar. Hafifçe yanıp sönüyorlardı. Çiçekler uzun tüylere benziyordu. Fosforlu sarı renkteydiler. Fotoğraf makinesi çantasından plastik bir film kutusu çıkarıp pamuksu çiçeklerden aldı. Kutuyu cebine sokarken bir el omzuna dokundu. Ayağa kalktı Masum. Uzun boylu, orta yaşlı, başının yanları arkaya doğru kelleşmiş bir adam kolundan tutup çekmeye başladı onu. Zorluk çıkarmadan yürüdü Masum çünkü adam çok sert görünüyordu, silahı da olabilirdi. Dükkânın bir tarafı kafeydi. Kafede bir masaya oturdular. Adam bir süre yüzüne baktıktan sonra kutuyu istedi sakin bir sesle tane tane konuşarak. Çok korktuğu halde Masum kutuyu vermedi. Masaya genç bir kadın oturdu. Dışarıdan gök gürlemesi geliyordu. Kadın gülümsedi. Masum daha çok korktu, sandalyesinde büzüldü. Hiçbir diyalog ya da monolog yoktu artık. Masum bütün cesaretini toplayıp kalktı ve yürüyerek kapıdan çıktı, çıkar çıkmaz koşmaya başladı, arkasından geldiklerinden emindi. Artık çantası omzunda değildi. Bir otobana geldi. Belediye otobüsleri geçiyordu ama hiçbiri durmuyordu durak olduğu halde. Bütün taşıtların camları siyah bir şeyle kaplanmıştı sanki onu görmek istemiyorlarmış gibi. Boş bir anda yolun karşı yönüne geçti, orada da durmuyordu taşıtlar oysa onun için yön önemli değildi, yeter ki bir araca binebilsindi. Hemen yanında bir adamın durduğunu fark etti. Adam kendisiyle gelmesini istedi aynı sakin ses tonlarından biriyle. Biraz geriledi Masum, sonra kilitlenip kaldı öylece hareket edemiyordu. Adamın bir tabanca çıkarıp kendisini vuracağından emindi. Etrafta birkaç kişi daha vardı. Adam etraftakilerden birine yardım diler gibi, "Gelin size bir çay ısmarlayayım." dedi. Masum etraftakilerin de bir anda kendisine cephe aldıklarını anladı neden sonra ve kendine gelip sağdaki sokağa girip hızla yokuş aşağı koşmaya başladı, sonra sola saptı, hızla koşuyordu, tekrar sağa saptı, sola saptı, kalbi bir anda duracak kadar hızlı atıyordu, ciğerleri yırtılırcasına acıyordu… Sonra kayboldu. Sonra çok geniş bir arazide buldu kendini, önünde tepeler ve Sirena duruyordu. Sirena tepkisiz Masum'a bakıyordu. Masum sevdiği kadından korkuyordu. Anlamsız hisler içindeydi. Sirena yaklaştı ve bir tabanca uzattı Masum'a. Masum tabancayı aldı ve kendi başına dayadı, eli tetikte bekliyordu. Öyküleri ben yazarım, senin ölmen gerekiyor, sürekli erkekler tarafından öldürülmekten bıktım. Tetiği çek. Sen Masum değilsin! Tetiği çekti. Namludan büyük bir gaz patlamasıyla çıkan 9 mm çapındaki mermi, çap kadar küçük bir delik açarak girdiği sağ loptan bir voleybol topuna yakın büyüklükte bir delik açarak çıktı, içeridekileri toplayarak. Buna blast etkisi deniyordu. Sesten daha hızlı ilerleyen ve kendi etrafında dönen mermi içeri girdiğinde taklalar atarak dönmeyi sürdürüyordu ve içerideki her şeyi topluyordu ve dönme çapı giderek büyüyordu ve kendi çapından çok daha büyük bir alanı parçalıyordu… Aynı aşk gibi…

sirena'nın itirafı

Ben Sirena. Yunan mitolojisinde deniz kıyısından geçen gemicileri güzel sesim ve güzel yüzümle kandıran ve gemilerinin kayalara çarpmasına sebep olan denizkızıyım. En başta anlattıklarım da tuzaklarımdan birer parçaydı. Bana karşı kalbiniz yumuşadı; konuşma yeteneğim de erkekleri tuzağa düşürmekte bana yardımcı oluyor. Onların beni kullanabilecekleri gibi bir his veriyorum ve sonra ağıma düşüyorlar. Erkekler zayıf kadınları seviyor genelde, zor kadınları seveni çok azdır fakat onlar için de başka tuzaklarım her zaman mevcut. Elimden kimse kurtulamıyor. Kendinizi kandırmayın boşuna, kadın ya da erkekseniz, en başından bana inandınız, bana şefkat göstermek istediniz. Sizlerden şefkat bekliyorum!

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics