MaviMelek
Yüxexes
"Önemli olan en yüksek ve en düşük noktalardır, diğer bütün noktalar ise yalnızca 'arada'." Jim Morrison

[Çizgi Roman]"Günah Şehri" (Sin City) - Buruk Veda - Hikmet Temel Akarsu*

Buruk VedaSin City

"HASTALIKLI ROMANTİZMLER ÇAĞINA
HOŞ GELDİNİZ..."

Söz sanatı yapmanın hiç de münasip kaçmayacağı bir konudan bahis açacak olsak da, şu bir gerçek ki günahkarlıklarla dolu bir yaz oldu. Tori Amos'un “Sin & Sensuality” yani “Günah ve Duygusallık” sözcüklerinin terkibinden oluşturulmuş “Sinsuality” turnesinin İstanbul konseri de bu yaz yaşandı, Sin City (Günah Şehri) filminin gösterime girmesi de... Ve Frank Miller'in çizgi romanı Günah Şehri'nin Arka Bahçe Yayıncılık tarafından yayınlanması da...

Doğrusu, sarsıcı sözcüğünü bileğinin hakkıyla elde eden, cansız duran taşların, duvarların bile midesini kaldırabilecek düzeyde bir film olan Sin City'yi izlemesek Frank Miller'in bu kitabı hakkında söz alır mıydık; diye sorulacak olsa; yanıtımız tereddütsüz: “Hayır!” olurdu. Lakin, anladığımız kadarıyla Hollywood'un konu sıkıntısı çekmesi kimi zaman hayırlara da vesile olmakta. Bir çizgi romandan yola çıkılarak ortaya çıkarılan sinema eseri her ne kadar bir yürek ve göz taşıyan her canlıyı perişan edecek düzeyde abartılı bir şiddetle donanmışsa da; söz konusu şiddetin işleniş biçimi her çağdaş sanatkarın dikkatle izlemesi gereken bir üslupçuluk olarak öne çıkmakta...

“Sin City” filmi, şiddetin estetize edilirken, sempatikleştirilmesi gibi sıradan kaygılar taşımıyor. Stilize görsellik, çizgi roman dramaturji anlayışının pervasızca beyaz perdeye aktarılması ve düşünsel kuralsızlık “Sin City”yi oluşturan estetik algının birkaç sıra dışı öğesi. Kurgusal özensizlik, mantıksal tahrifat ve açıklamasız “physco” haller, yapıtın oluşturulması ve derdini anlatması yolunda tasarlanan istiareler için ustaca kullanılmakta. Kim ne derse desin; bu sapkın filmin sanatsal becerisini alkışlamaktan başka çaremiz yoktur. Çekimlerdeki teknik imkanların ne düzeyde görkemle kullanıldığı hakkında söz sarf etmeye bilgimiz bile yetmez. Zaten, ülkemizin en başarılı ve organize yazar kesimi olan sinema eleştirmenleri bu önemli filmi enine boyuna incelediler. Sanırım biraz demlendikten sonra bir tur daha ele alacaklardır. Üzerinde daha fazla düşünmeye gerek duyacaklardır.

Bize düşen, Sin City'yi bir sinema eseri olarak değerlendirmek değil, kitap olarak; etkili ve çarpıcı bir çizgi roman olarak incelemek; sanatsal tasasını irdelemek. Doğrusu henüz yayınlanan birinci cilt “Buruk Veda”nın olay örgüsünün filmin birinci yarısı ile tıpatıp aynı olduğunu görmek, en ufak bir kurgu farkı olmadığına tanık olmak şaşırtıcıydı. Yine şaşırtıcı olan bir başka husus da şuydu: Nasıl ki Sin City filmi, film tekniklerini reddedip çizgi roman tekniklerini benimsiyorduysa; benzer şekilde çizgi roman da çizgi roman tekniklerini reddedip sinemasal anlatımı benimsiyor. Sin City'de olduğu kadar; diğer son dönem çizgi romanlarda da sıkça rastladığımız çarpıcı örneklerini Sandman'de de gördüğümüz yeni dramatik teknikler, edebiyatın ilgi alanlarına el atmaktan çekinmemekte. Kimi zaman bilinç akışları, kimi zaman içsel monologlar, kimi zaman halusinasyonlar ve ekspresyonist yorumlarla olaylar serimlenebilmekte. Bu da her biri birer tablo kadar ilginç olabilen çizim kareleri ile bizi karşı karşıya getirmekte. Çok zaman grafik sanatı ve animasyon tekniklerinden de yararlanan bu anlatım tarzı eski çizgi roman anlayışından çok farklı yerlere götürmekte bizi. Öyle ki, bu tür çizgi romanların herhangi bir sayfası rahatlıkla prestijli bir modern sanatlar müzesinde yer alabilir.

Sin City çizgi romanı bize şiddetin estetiğini vermeye çalışırken hikayesiyle de apayrı bir insan türünden söz etmekte. Doğuştan kaybetmiş, her an her türlü belaya hazır, arıza tiplerin, çürümüş kentlerdeki özgün adalet anlayışına vurgu yapmakta Sin City. Hapla yaşayan, her türlü kimyasalı damarlarında taşıyan, her an ölmeye hazır, mutant düzeyinde dayanıklı hale gelmiş, kavga dövüş ve şiddetten yüzü gözü paçavraya dönmüş kahramanımız kendine özgü bir romantizme de sahiptir. Kendisini koruması için ona yanaşmış ve onu adam yerine koymuş bir fahişe, sızıp kaldığında öldürüldüyse eğer; onu koruyamadığı için, kendini bu işin hesabını sormaya adayabilir kahramanımız! Zaten hikayemiz tam da budur. Gel gör ki, duyarlı fahişemizin katillerinin izini sürerken bambaşka “physco” bir tayfayla karşı karşıya gelir kahramanımız. Kaçırdığı kadınları elinden kolundan başlayıp yiyerek, kafalarını ayırıp duvara asan bir sapık ve onu yönlendiren kentin güçlü tipleri, politikacılar, zenginler vs. karşısına çıkar.

Kahramanımız bu işlerle başa çıkmaya çabalarken bir süper kahraman filan değildir. Zaten ilk cildin sonunda çat diye elektrikli sandalyeye oturtularak hayata veda eder. Takip eden ciltlerde ne olur, onu sonra göreceğiz. Ama asıl düşünsel mesaj şudur ki artık birer günah yumağı olmuş kentlerde en ucuz şey yaşamdır. İnsanoğlu göğüs göğüse verdiği siper savaşlarına çağımız kentlerinde geri dönmüştür. Hayat daimi bir takip, kovalamaca, adam tepelemece serüvenine dönüşmüştür. Bu hayhuy içinde haklı haksız, iyi, kötü ya da geçmiş, gelecek yoktur. “Physco” durumlar vardır. Ve her koyun kendi ruhsal takıntısından asılır. Kimi vakit dünyanın en vahşi yaratığı olabilen bir katil, sırf kokusunu sevdiği için, bir fahişenin intikamına kendini adayabilmektedir.

Sin City sadece şiddetin estetize edildiği bir çizgi roman değil aynı zamanda her biri birer çağdaş batakhaneye dönmüş metropollerdeki ruhsal sapkınlık ve zaaflara, insansal hastalık ve sakatlıklara getirilen yeni bir tür yaklaşımdır aynı zamanda.

Hastalıklı romantizmler çağına hoş geldiniz...

*Radikal Kitap, 26/08/2005

Günah Şehri - Buruk Veda / Çizgi Roman
Frank Miller
Türkçesi: Emre Yerlikhan
Arka Bahçe Yayıncılık

Başa dön


Çizgi Roman

Hikmet Temel Akarsu - "Edebiyatın Buzkıranı: Çizgi Roman..."

Hikmet Temel Akarsu - "İngsos Sanık Sandalyesinde: V For Vendetta"

Hikmet Temel Akarsu - "The Hedge Knight (Gezgin Şövalye)"

Hikmet Temel Akarsu - "Ultimates / İntikamcılar"

Hikmet Temel Akarsu - "Kabuslar Lordu Karabasan..."

Hikmet Temel Akarsu - "Ölümsüzler Panayırı - Enki Bilal Olayı"

Hikmet Temel Akarsu - "Venedikli Üstat Milo Manara"

Hikmet Temel Akarsu - "Ken Parker"

Hikmet Temel Akarsu - "Yüksek Burjuvanın ‘Requiem'i: Batman...ŞŞŞŞ!"

Hikmet Temel Akarsu - "Wolverine"

Hikmet Temel Akarsu - "Tenten'in Maceraları"

Hikmet Temel Akarsu - "Kimmeryalı Barbarın Dönüşü: Conan"

Hikmet Temel Akarsu - "Günah Şehri" (Sin City) - Buruk Veda

Hikmet Temel Akarsu - "Rüyalar Lordu Sandman"

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Bloglar    ©2007 MaviMelek            website metrics