MaviMelek
Hermes Kitap
"Sanki böyle kalmışsak ne çıkar karanlıkta / Yaşarız yaşanırsa azıcık ayrıntılarda." - "Gökanlam" / Edip Cansever

[Öykü]"Ben Gidiyorum Sen Beni Bırakma" | Rahime Sarıçelik

Marc Chagall

"BİRLİKTE TOPLADILAR
DAĞILAN HER ŞEYİ"

Kapı çalındığında kalbi küt küt atıyordu.
Kimsiniz, dedi usulca; ve gelen aşktı.
Bir şiir tutturmuştu aşk bir adamın sesinin dizelerinde, şu kelimeler kapıda dans ediyordu.
“Bilmiyorum canım bir düşte miyim? Hangi yılın hangi günündeyim?”
Açmaya giderken kapıyı gözleri ilişti evinin holündeki aynaya… Üstü başı ve saçları oldukça dağınıktı. Zamansız gelmişti kapıdaki yine… Zaman her anında başına bela olmuştu…
Zaman, demişti aramızdaki yıllar önce başka bir aşk. Ben hayatla dansımı tamamladım. Sen başındasın… ben akıştayım, sen seyirdesin… Benim bahçemde çiçekler soldu. Sen yeni yeni açmaktasın... Ben fakir sen zengin düşlerdesin.
Devam ediyordu kapıdaki aşk şiire, “Ben senin düşünde miyim ya da sen?” sanki o an kalbinin sesini tüm dünya duyabilirdi kapıdaki sesle. Elini götürdü yüreğine bu sesi susturabilir gibi. Solmuş yüreği de darmadağındı. Yine zaman yine zaman diyendi sebep… Soldurup gitmişti yıllarca yeşeren bahçesindeki çiçeklerini…
Kapıyı aralarken usulca dizlerine baktı… Titriyordu… Uzun bir yolculuk yapmıştı zamanla. Yorgun da sayılırdı. Yine de kapıyı açmalıydı. Ama evi dağınık kendisi dağınıktı… Böyle görmeli miydi kapıdaki? Görse ne olur ki, dedi içinden… Gelen aşk değil miydi? Ve gelen aşksa o bunları görür müydü? Gelen aşk değil miydi? Ve gelen gerçekten oysa, almalıydı içeri.
Buna cevabı vermişti… Kapı karanlık odasına açıldı… Gün ışığında bir adam vardı, ellerinde bahçesinden topladığı çiçekleri… Tanıdı onları, onlar zamanda solan çiçekleriydi… Adamla girdi birden kaybettiği her şeyi… Adam ne dağılmış saçlarını görmüştü ne de üstünü… ikisi de kapıdaydı… adam tuttu ellerini… girdi içeri… birlikte topladılar dağılan her şeyi… Üstünü değiştirdi kadının önce sonra taradı saçlarını…
Ben gidiyorum sen beni bırakma, dedi adam birden… Kadın şaşkın bir huzurdaydı… Adam gitmiş kadın onu bırakmayalı otuz iki yıl geçmişti.
Bir sesle irkilerek uyandı kadın. Ses, ilacını içmesini hatırlatması için kurduğu saatinin alarmıydı… Çok uzun olmamalıydı uykuya dalışı… Gerçi ne zaman otursa bu sandalyeye uykuya dalmaması artık mümkün değildi. Bu durum seksen iki yaşındaki bir kadın için çok da şaşırtıcı sayılmazdı.
Aslında yıllar olmuştu eşini rüyada bile görmeyeli… ve şimdi düşünüyordu özleme doymuş bir gülümsemeyle….
Kim bilir onu bir daha ne zaman görecekti.

~~~
Sayı: 37, Yayın tarihi: 08/05/2009

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics