MaviMelek
Yüxexes
"Amaç her zaman, örtüyü masanın üzerini hiç bozmadan çekmektir." Jean Baudrillard

[Çizgi Roman]"Rüyalar Lordu Sandman" - Hikmet Temel Akarsu

Düş MüziğiBebek EviDüş Ülkesi

 

 

 

 

 

 

"HAYAT KARANLIK, ÖLÜM İSE DAHA DA KARANLIKTIR"

Geçtiğimiz on yıl boyunca tüm dünyada dillerden düşmeyen efsane çizgi roman Sandman'ın Türkçe albümlerinin tamamlanması dolayısıyla konu üzerinde ciddi olarak düşünmenin de zamanı geldi.

Yaşam, ölüm, varoluş, yaradılış ve sonsuzluk üzerine sarsıcı göndermelerle dolu son kitap “Düş Ülkesi” ile birlikte tüm çizgi roman severler soğuk bir duş etkisi altına girip bu alandaki bütün bildiklerini gözden geçirmek zorunda kaldılar. Sandman son on yıldır dünya entelektüel camiasını boşuna meşgul etmemişti. Karşımızda değişik bir eser vardı. Sandman ve onun yaratıcısı Neil Gaiman, çizgi roman sanatına devrim mahiyetinde yenilikler getirmeyi başarmış, zirvedeki edebiyat muhitini ve marjinal gençlik çevrelerini, eşzamanlı olarak, derin bir etki altında bırakmıştı. Son ciltteki Shakespeare'in “Bir Yaz Gecesi Rüyası” adlı piyesine göndermelerin olduğu, aynı adlı hikaye ile zirveye vuran “Sandmanesk”(!) anlatı, Maske adlı en son öyküdeki ölüme dair felsefi yorumlarla da okuru karanlık bir çölde biçare bırakıp ailenin ait olduğu yere, “endless”e yani sonsuzluğa geri dönmüştür.

Modern mitoloji ve karanlık fantezinin, çağın sınırlarını zorlayan felsefi kaygılarla beraber işlendiği Sandman'ın “Dünya Fantastik Edebiyat Ödülleri”nin “En İyi Kısa Hikaye Dalında” birinciliği “Bir Yaz Gecesi Rüyası” ile alması aynı zamanda bir tabunun da kırılması anlamına geliyordu. Çünkü ilk defa bir çizgi roman, bu denli saygın bir edebiyat ödülünü kazanıyordu. Sandman'ın bir çizgi roman olarak bu önemli edebiyat ödülünü kazanmasının ardından yarışmanın kuralları yeniden gözden geçirilse de bir kere olan olmuştu. Hem edebiyatta hem de çizgi romanda artık taşlar yerinden oynamıştı.

Stephan King, Norman Mailer, Tori Amos, Clive Barker gibi ünlü yazar ve müzisyenlerin Sandman ciltlerine övgü dolu önsözler yazması ve Sandman için pek çok tribute (övgü) öyküleri (The Dreaming gibi) yazılmasına rağmen, piyasacı editörlerin kurduğu “pr” tezgahları hakkında burnu tazı gibi koku alan her Türk eleştirmeni gibi bazı kuşkucu yaklaşımlarımızı devreye sokmakta yarar gördük. Çünkü çizgi roman boyunca adı geçen ünlü yazarlara göndermeler sürüp gidiyordu. Tesadüf bu ya; kahramanlar sık sık Stephan King kitapları okurken çiziliyorlardı. Acaba işin içinde Türkiye gibi feodal ilişkilerin hakim olduğu ülkelerdekine benzer bir kültür esnafları dayanışması olabilir miydi?

Doğrusu buna dair bazı kanıtlara rastlamış olsam da Sandman'ın çizgi roman sanatına getirdiği büyük yenilikler ve yaydığı yüksek felsefi eda dolayısıyla tüm bunları bir kenara bırakmayı tercih ettim. Çünkü Sandman, okudukça daha iyi görülüyordu ki, bir dönem, tüm dünyayı etkisi altına almış felsefi, sosyolojik ve ruhsal akımların başlıcalarının kıyasıya tartışıldığı bir düşünce arenasıydı. Bunları edebi bir konteks içinde ve çizgi roman formatında izlemek son derecede heyecan vericiydi.

“... Ve rüya alemi uçsuz bucaksız olmasına rağmen her taraftan sınırlarla çevrili... Merkeze çıkan yol uzun bir sarmal; kabus sınırlarında gizler ve esrarlar evlerinin önünden geçilerek ara istasyonlarla çıkılıyor. Oradan kişi gecenin gözetimi altında kendine bir yol çizerek boynuz ve fildişi kapılarına ulaşır. Dünya daha gençken ve “düzen”e ihtiyaç varken onları kendim oydum.” der Rüyalar Lordu Sandman ilk cildin “Kusurlu Ev Sahipleri” adlı öyküsünde. Birbiriyle kurgusal olarak ilintisi olmayan öykülerde değişmeyen tek şey Rüyalar Lordu Sandman ve onun da ait olduğu Endless ailesidir. Anlatılan başka başka öykülerde hep aynı konsept kullanılır. Her öyküde bir ara Sandman ortaya çıkar ve öykünün kahramanına bir rüya gördürür. O noktadan sonra gerçek ve rüya içiçe geçer ve insanın ya da yaratılmış olan herhangi bir kahramanın bilinçaltına inilir. Bilinçaltına inildiğinde görülenler ise daima tüyler ürperticidir. Orada devreye giren tiradlarda genelde Sandman'ın hayat hakkındaki görüşlerini teyit eden, bu ve benzeri fikirler sayılıp dökülmeye başlar:

“Bu demek ki dünya sonsuza kadar dibe inen simsiyah pis su ile dolu bir kuyunun üzerindeki pislik tabakası kadar katı ve inanılır. Ve derinliklerde öyle şeyler var ki düşünmek dahi istemiyorum. Bu demek ki hepimiz birer oyuncak bebeğiz. Ne olup bittiği hakkında en ufak bir fikrimiz bile yok. Yalnızca hayatımızın kontrolünün elimizde olduğunu sanarak kendimizi kandırıyoruz. Aslında bir kağıdın inceliği kadar ötemizde, uzun zaman düşünürsek bizi çıldırtacak olan şeyler bizimle oyun oynuyor.” (Sandman Cilt:II Bebek Evi adlı öyküden)

Alıntıladığımız tümcelerden taşan kara edebiyat, Sandman çizgi romanının story-board'ları boyunca peşimizden ayrılmaz. Aslında temel konsept dahilikten uzak ve naiftir. Kitapların epigraflarında şu tümce tekrarlanıp durur: “Her sabah uyandığınızda göz kapaklarınız arasında bulduğunuz çapaklar nedir bilir misiniz? Her gece, uykuya dalmadan önce Rüyalar Lordu Sandman gelerek gözlerinizin üzerine yıldız tozu serper. Gece boyunca gördüğünüz rüyalardan sonra sabah uyandığınızda göz kapaklarınızda bulduğunuz çapaklar işte bu yıldız tozlarıdır.”

“Fasaryadan”(!) denebilecek bu konsept, hiç de karmaşık ve enteresan olmayan, basit öykülerde devreye girdiğinde sıkıcı bir çizgi romanla karşılaşacağınızı düşünmeye başlarsınız. Bilgiç bir yazarı pazarlayan, iş bilir tacirlerin devrede olduğu karabasanına doğru ilerlediğinizi düşünürsünüz. İşte o an öykünün tuhaf bir sekansında, umulmadık anda ortaya çıkan Rüyalar Lordu öyle bir tirad geçer ki hayattaki tüm kaygılarınız hakkında yeniden düşünmek ihtiyacını duymaya başlarsınız. Ansızın öykü güçlenir, derin bir vurguya girer. Heyecanlanıp olaya girdiğinizde yazarın tumturaklı bir final kondurarak hedefi on ikiden vurup sizi teslim alacağını düşünürsünüz. İşte o noktada bu tumturaklı final ve bilgiç yazar yok olur, yüzüstü kalırsınız. Hayat karanlık, ölüm ise daha da karanlıktır. Hayat ile ölüm arasında rüyalar vardır. Rüyalar bilinçaltımızı ve gerçeğin de ötesini söyler. Bu gerçeklerse, çok zaman umulduğu gibi, peri masalları olamazlar. Gerçeklerden de daha korkunçturlar. Çünkü onlar gerçeklerin metaforlarıdırlar. O yüzden de karanlık iki dünya arasındaki rüyalar ve Rüyalar Lordu Sandman bize karanlık kehanetlerden söz eder. Olay tüyler ürpertici bir korku öyküsüne döner o vakit... Tıpkı hayat gibi...

Tıpkı hayat derken alelade bir zorluktan söz edilmemektedir. Çünkü artık post-modern çağlar bile geçilmektedir. Mega-metropoldeki hayat kimi zaman kabuslardakinden bile korkunç olabilir: “Otoyolda bükülmüş, kabarmış metal, yanan lastik ve paramparça camdan yaratılmış kaza heykelinden çaresiz feryatlar yükselir. New York sokaklarında bir grup fundementalist bunun Armageddon olduğunun farkında ve hâlâ buradalar, yeryüzünde esir düşmüşler. Sevinçleri kursağında kalanlar aniden uzaklaşan bir tanrı tarafından terk edildikleri için ağlarlar. Telsiz odasında Nan Fowler gönderecek tek bir ambulansı bile olmadığını bilir ve telefonlar susmak bilmez. Karanlık yerlerden çıkıp gelen kötü şeylerin dünyasındaki müthiş acıya kulak ver. Acı içindeki bir dünyayı dinle. Dinle. Duyabilirsin.”(Cilt I Kuru Gürültü)

Sandman'daki entelektüel boyut müthiştir. Bu, Martin Mystere'in malumatfuruşluğuna ya da bilgiçliğine benzemez. Tex Willer gibi bir bilge kovboyun diskurları bile Sandman'inkiler yanında “spagetti” kalır. Sandman, çizgi roman sanatında bir kilometre taşı olarak hafızalarda yer edecektir. Sandman'dan sonra, çizgi roman, basit olayların, karton karakterlerin, cıvıl cıvıl bir dirimsellik, coşku ve heyecanla yazılıp çizildiği, seksüalite, kadın erotizmi ve şiddetin usta bir aşçı gibi tadında dozunda kullanılıp tiraj haline dönüştürüldüğü ikinci sınıf bir sanat olarak görülemeyecektir. Sandman çarpıcı entelektüalizmi, çağımızın ruhsal kaygılarını derinleştiren felsefi tartışmaları, korku ve fantezi türündeki serin duruşu ve mitoloji ile yüksek edebiyatı harmanlarken içinde bulunduğu ustalık dolayısıyla övgüyü hak etmektedir.

Sandman albümleri birinci hamur kağıda renkli olarak, lüks kapaklarla yayınlandı. Eserlerin felsefi ve edebi yönleri o denli düşündürücüydü ki muhteşem çizimlerinden söz etmeye bir türlü sıra gelmedi. Bu güçlü görselliğin, Neil Gaiman'ın etkileyici edebiyatını başarıya taşıdığı çok açık. Türkçe edisyonun da çok başarılı olduğunu söylemek mümkün. Sadece epigraf, prolog, “tribute” ve teşekkür yazılarında Türkçe imla hatalarının kabul edilebilir boyutları zorladığını, çokça sentax sorunları olduğunu ve bazı tümcelerin alelacele, yanlış gramatik kuruluşla yazıldığını belirtmek zorundayız. Normal şartlarda bu hatalara asla izin vermeyecek Arka Bahçe Yayıncılık'ın müteakip baskılarda bu hususa dikkat etmesi dileğimizdir.

Koleksiyonerlerin Sandman'in bu üç ilginç albümüne kitaplıklarında müstesna bir yer açmalarını salık veririm.

Rüyalar Lordu Sandman
Cilt I Düş Müziği
Cilt II Bebek Evi
Cilt III Düş Ülkesi
Yazan: Neil Gaiman
Çizenler: Kelley Jones
Charles Vess
Colleen Coran
Malcolm Jones III
Kapaklar: Dave McKean
Türkçesi: E. Ece Esmer
Arka Bahçe Yayıncılık

Başa dön


Çizgi Roman

Hikmet Temel Akarsu - "Edebiyatın Buzkıranı: Çizgi Roman..."

Hikmet Temel Akarsu - "İngsos Sanık Sandalyesinde: V For Vendetta"

Hikmet Temel Akarsu - "The Hedge Knight (Gezgin Şövalye)"

Hikmet Temel Akarsu - "Ultimates / İntikamcılar"

Hikmet Temel Akarsu - "Kabuslar Lordu Karabasan..."

Hikmet Temel Akarsu - "Ölümsüzler Panayırı - Enki Bilal Olayı"

Hikmet Temel Akarsu - "Venedikli Üstat Milo Manara"

Hikmet Temel Akarsu - "Ken Parker"

Hikmet Temel Akarsu - "Yüksek Burjuvanın ‘Requiem'i: Batman...ŞŞŞŞ!"

Hikmet Temel Akarsu - "Wolverine"

Hikmet Temel Akarsu - "Tenten'in Maceraları"

Hikmet Temel Akarsu - "Kimmeryalı Barbarın Dönüşü: Conan"

Hikmet Temel Akarsu - "Günah Şehri" (Sin City) - Buruk Veda

Hikmet Temel Akarsu - "Rüyalar Lordu Sandman"

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler  ©2007 MaviMelek            website metrics