MaviMelek
"Tembel, ilgisiz, bencilce davranmıştım. İkimizin de ölümünü hak etmiştim. Köpeğin tekiydim." Charles Bukowski

[Öykü]"Richard Geceleri (Bir Saat Nefes Almamaya Karar Veren Adam)" | İ. Kürşat Çetin

Richard Geceleri | Ayla Keskin

"KALBİM TOPRAKTIR!"

Richard, radyosundan Blues çalan bir kanal buldu, sesini sonuna kadar açtı, ağrıyan başına 8,5 cm'lik bir beton çivisi çaktı ve bahçeye çıkıp hamağına kuruldu. Kum saatinin içinde kum yoktu. Bir tarafında gece ve diğer tarafında da gündüz vardı. Hamağına kurulduğu sıralar, gece damlıyordu kum saatinin gündüz bahçesine ve Richard'ın da gözyaşları dökülüyordu, beyninde var ettiği cehennem kıvrımlarının bir yerlerinde oluşmuş derin hüzün kanyonlarına.

Çalışmadan girdiği hayat sınavlarının ya da okul imtihanlarının tevekküllerini; evlilik masalarında istem dışı ettiği yeminleri düşündü. Yeminleri isteksizdi fakat kaldırdığı sağ ayağı hep istek doluydu.

Hamağının yanında yerde duran yarım şişe Smirnoff'unu aldı ve sert bir yudum çektikten sonra birazını oluk oluk kan akan sağ şakağına döktü. Daha sonra düşüncelerinin izdüşümlerini izlemeye başladı, yarı badanalı yarı sıvalı bahçe duvarında. Kum saati, ölmek üzere olan bir hastaya takılan serumdan farksız hale gelmişti. Gece, yavaş yavaş damlıyordu ve izdüşümler, phantasmagoria'ya dönüşmeye başladı. Hiç olmazsa düşünceleri vardı yanıp sönen, büyüyüp küçülen. Düşünceleri de olmasa ne yapardı? Tabii ki kendisi de olmazdı. Descartes'ı düşündü; sert bir yudum daha aldı.

Yaşlıydı Richard. Çok yaşamış, çok görmüş, çok okumuştu. Saçları, hamağın kenarından aşağı sarkan sakallarıyla birleşmiş; yere değiyordu bu birleşime refakat eden sıcak kanla. Saçlarını ve sakallarını kesmiyordu. Eski günlerini hatırlıyordu onları gördükçe; çünkü onlar kalmıştı dünden.

Geceleri düşündü. Çok gece geçmişti doğduğundan beri ve gece doğduğu için bir sıfır öndeydi gündüzle yaptığı maçta. Geceler bazen çok kötü geçmişti onun için. Okumak ve düşünmek için bazen hiç uygun değildir geceler ve Richard hamağında her ne kadar okumuyor olsa da çok düşünüyordu. Ara sıra ne düşündüğünü unutuyor fakat kısa sürede düşünecek başka bir şey buluyordu. Düşünülecek çok şey vardı onun için.

Richard, bahçesinde duran erik ağacına bir ip bağlamıştı ve sol eliyle tuttuğu o iple kendini sallıyordu. İpi her çekişinde bir damla gece, bir damla gözyaşı ve bir tane çürük erik düşüyordu bir karış toz bağlamış bahçenin fayanslarına ve hepsi toprağa kavuşuyordu sonunda. "Kalbim Topraktır!" derdi Richard her zaman, her yerde, herkese… O an çamurdan farksızdı kalbi. Gözyaşları toprağa ulaşırken, belki de hüzünleri kalbine doluyordu? Bunu da düşündü ve kafasındaki beton çivisini çıkartıp azgın bir şekilde kanayan yarasına biraz daha votka döktü ve uzanıp yerden bir izmarit alıp ısrarla kanamaya devam eden yarasına sokuşturdu. Ağrısını düşünmemeye karar verdi, çünkü düşündükçe ağrıyordu başı. Sonra yine Descartes geldi aklına. Biten votka şişesini bahçeye fırlatıp mutfağa gitti Richard. Bir şişe daha açtı ve açtığı şişenin yarısını başka bir şişeye boşaltıp, kalan yarısının üzerine portakal suyu ekledikten sonra hamağına geri döndü. Şişeden bir yudum alıp yere bırakmak için eğildiği anda kalbi sıkıştı ve birkaç saniye nefes alamadı. Önce korktu; sonra ipi sol eline alıp sallanmaya ve düşünmeye başladı. İlk kez böyle bir şey başına gelmişti. Yani ilk kez nefessiz kalmıştı birkaç saniye bile olsa. Acaba kaç kere nefes alıp nefes vermişti doğduğundan beri. Hesaplamaya çalıştı ama bazen çok hızlı, bazen de çok yavaş nefes aldığı zamanları olmuştu. Acaba onları nasıl hesaplayacaktı ya da nasıl hatırlayacaktı? Ama birkaç saniye nefes almamak onu baya bir düşündürmüştü. Durmadan nefes almak niyeydi? Almasa olmaz mıydı? Aldığı nefesi neden geri verdiğini düşündü. Yaşam da böyle miydi? Alacağız ve vereceğiz… Aldık ve verdik…

4 yıl evli kaldığı ilk karısı geldi aklına. Bak işte o zamanlar alıp verdiği nefes sayısını hesaplayabilirdi. 4 yıl boyunca, şimdiki nefes ritminin iki katıyla nefes almıştı. Kadın deliydi ve Richard da delirmek üzereydi ve sürekli hızlı nefes alıyordu sinirinden; ama hesaplayamadı yine. Yorgundu Richard ve o zamanları düşününce yorgunluğu arttı, nefesi azaldı.

Bir yudum daha aldı 83'lük Richard ve lacivertleşen, mavileşen, kızıllaşan gökyüzünün altından kalkıp evine girdi. Banyoya gidip su dolu küvetine girdi ve çıktı. Kanlı küveti arkasında bırakıp hamağına döndü. Uzandı ve bir saat nefes almamaya karar verdi. Bir saat, başlangıç için iyiydi ona göre. Evden çıkarken yanına aldığı kâğıda bir şeyler yazdı ve yerde duran votka şişesinin yanına koydu kâğıdı. Son gece, son gözyaşı, son erik döküldü son bir kez daha toprağa ve yorgun Richard artık düşünmemeye karar verdi.

83 yaşındaydı Richard düşünmemeye karar verdiğinde ve çamurlu kalbi o sabah izin vermedi uyanmasına. Cesedi, bahçesindeki erik ağacının altına gömüldü ve mezar taşı dikilmedi. Son kez içtiği şişe dikildi mezarına ve yere bıraktığı kâğıt yapıştırıldı şişenin üzerine. "Bir saat nefes almamaya karar verdim! Sürem dolunca haber verir misiniz?"

Kum saatinde gündüz damlamaya başladı, toprağın altındaki Richard gecelerine…

Sayı: 32, Yayın tarihi: 22/11/2008
MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics