MaviMelek
Hermes Kitap
"Geçmişteki hayalleri yeniden görmek imkansız. Ancak özgürleştirerek geleceği kurtarabiliriz..." Pascal Quignard

"Gece Kapıyı Çalan Islak Ellere Dair" - Emre Evirgen

Gece Kapıyı Çalan Islak Ellere Dair

"ELİ TOPRAK KOKAN BİRİCİK SEVGİLİM"

Ansızın gelen sevgilimdir o; hesapsız ve katıksız. Aniden akar, öncesini kestirmek güç gelir bana. Yağmurla ilk buluşmam fırtınalı bir eylül akşamının alacakaranlık yollarında olabilir, koşup da aşındırdığım çocukluğumun ayva kokulu bahçesi olabilir, belki de pencere arkasından buğulanan cama çizik attığım anda tanışmışımdır ya da delikanlılığımın ilk pedal çevirişinde ekşi elma kokuları arasından geçip bir keşif yolculuğunda sırılsıklam ıslanırken, üstüm başım çamura bulanmışken de olabilir.

Geceler boyu yağmur, geceler boyu sınırsız düşünceler… Bir daldan bir dala ‘ah keşke olsaydılar', ‘böyle olması mı gerekiyordular', ivedi iç çekişler, sessiz puslu iç çekişler, bir anda vazgeçmeler, sarılıp da üşümeler, yoğun hissetmeler, sebepsizce boşalmalar, akıntılar, açık mağara ağızlarına sızma hisleri, fakat korkular evet korkular, korkularımız yarına dek avuntularımız belki de zoraki yolculuğumuzun sıkıntıları… Bu anlarda bu kör karanlık ve bir o kadar da yalnız kuyularda, tek şahidim vardı görürken, duyarken, akarken, koklarken, eli toprak kokan biricik sevgilim; yağmurdur o. Bulutlar çakmak çakmağa gürlemese de hiç önemi yok, ne değişir ne yitirilir bende. O beni ıslatmasa da ben ona koşarım o benim içimde yağar, alır tüm çamurlarımı süpürür götürür, alır ak ellerine, alır onları ve mazinin derinliklerinde kaybeder.

Ah benim nazlı yarim, ah benim yağmurum o ellerin toprağa değer, toprak başka kokar… Ah benim yağmurum, o sessiz çığlığın yankılanır dağları aşar nehirleri dolaşır da odama gelir… Ah yağmurum, o nadide ve ender pırlanta dokunuşu ellerin beni yağmalar beni hasta düşürür… Ah yağmurum, gizli kalmış yanlarım seninle ortaya çıkar… Seni çok mu kırdılar, yanlış zamanda yanlış insanlar mı tanıdın; bana cevap ver, sessizliğin zincirini kır, haydi başla. Bana hüzünlü şarkılar armağan ettin sen, hiç unutur muyum, şunun şurasında küçük bir noktayken ben şimdi seninle dağ gibi oldum, bir ormanı sırtıma alıp gitmek istiyorum bu denli istekliyim sen yağınca içime. Vefayı bilirsin sen ve bağlanmayı, emeği, fedakarlığı, çünkü her sonbahar gelirsin her yaz başı beni terk etsen de bilirim ve söylenirim: ‘O yine gelecek.'

Bir sonumuz var mı seninle? Ben düşündüm de bulamadım. Bir varsayıma gidelim mi seninle. Tamam o halde bu gece yağ da anlat bana. Anlat bu dünyanın kaç bucak olduğunu, anlat yıldızlara koşmanın imkansızlığını, anlat ‘gitme' de, ‘yok oluşa kapılma' de. Seninle sevişebilir miyim yağmur, benimle sevişebilir misin yağmur, senin ıslak dudakların kurtuluşum olabilir mi yağmur, sen bana her fırtınalı gece öncesi ‘yanıma gel' dersin ya ah işte yanındayım, sar beni ve bırakma boşluğa bırakma beni böyle, bir bütün olalım beraber dalalım maviliklere, beraber çarpalım hüzünlü evlerin camlarına, beraber birlikte tek vücut ıslatalım ovaları bayırları… Başka bir çare yok bize, hadi gel bekliyorum, buradayım.


Diğer Retorikler

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics