MaviMelek
"Yer gök arasında bir perdedir söz, sus! Gerçeği örten yüce ummansın..." Mevlâna

"Postmodernizm: Her Yol Uyar!" | Mustafa Kurt

Postmodernizm: Her Yol Uyar!

"TAM ŞİMDİDEN SONRASI"

Kavramların da hayatı var. Hem bu öyle bir hayatiyet ki, eğer kavram doğru zamanda doğru bir yerde doğmuşsa, onun hayatı biz canlılarınkinden daha büyük, daha görkemli de olabiliyor. 20. yüzyılda şanslı olan kavramlardan bazıları "sosyoloji, komünizm, sosyalizm ve kapitalizm"di. Elbette kendine ait bir geçmişleri olan bu kavramlar uygun şartlar oluştuğunda dillere pelesenk oldu. Karl Marx ve Friedrich Engels'in 1848 yılında kaleme aldıkları Komünist Manifesto, "Avrupa'da bir heyûlâ/hortlak kol geziyor -komünizm heyûlâsı." cümleleriyle başlarken bir yandan da kendi zaferini ilân ediyordu. Öyle ki Komünist Parti'nin bu çıkış bildirisinde, bütün Eski Avrupa, Papa ve diğer güçlerin bu "izm"e karşı savaşa başlamış olduğu, ancak bu inkârın ve savaşın bile komünizmin ne denli güçlü bir alternatif sunduğunun delili olarak görülebileceği vurgulanır. Kısacası çıkışın "tam zamanıdır."

Evet, şimdilerde dünyada bir hortlak daha kol geziyor. Hem de yıkıp geçtiği önceki izmler gibi bir bildirisi bir çıkışı ve de kendine özgü prensipleri de yok. Bütün gücünü de tam belirsizlikten alıyor: Postmodernizm. Post'unu bir yana koyup, moderninden başlayalım. Latince'de "tam şimdi" anlamına gelen 'modo'dan türeyen modernizm, kullanım alanları çok eskilere dayanmakla beraber, yeni olana, eskiye karşı çıkana, 'şimdi'ye uygun olana işaret ediyor. Felsefe tarihindeki tanımıyla da Rönesans'la birlikte başlayan ve aklı öne çıkaran bir yenilenmenin, aydınlanmanın genel adı. Kavramın önüne eklenen "post" ise sonra anlamında. Yani kavramları bir araya toplarsak, "modernizm sonrası", "tam şimdiden sonrası" demeye geliyor, postmodernizm. Peki, modernizm bitti de mi, 'sonrası' başladı. İşte 'modern' dünyanın kocaman bir çelişkisi. Elbette modernizm bitmedi, fakat bir tüketim malzemesi olarak bir şeyi almanız ve onu tüketmeniz için öncelikle onun size farklı bir sunumla/imajla verilmesi gerekir. İşi bilen, tezgâhtarlığını yapan ve hâlâ modern bile olamamış toplumlara bu gerçeği yüzlerine vurmaktansa onu yeni bir isimle sunuyorlar ki, bu isim de şimdilik böyle seçilmiş. Belki yarın şartlar değişir ve postmodernizm sonrası bir dönem başlar, kim bilebilir?

Postmodernizm farklı kıtalara ve farklı ülkelere sunulan bir kurtuluş umudu gibi geliyor, son yıllarda. Sadece bir düşünce akımı olarak değil, tarihten, edebiyata, sanata, feminizme kadar çok geniş kavramların önüne gelebilecek kadar da kaypak. Peki, bu kavram bize ne söylüyor? Her şeyden önce hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını. Büyük bir kaos döneminin yaşandığını. Küreselleşmenin, iletişimin dünyayı bir bütün yaptığını söylüyor. Evet, görünüşte yanlış bir şey yok. Fakat kavramı üretenlerin, ona inanır gibi görünenlerin arkasına saklandığı perdeye yansıyanlar hiç de böyle değil. Bir kere postmodernizim, elektronik ve teknolojik gelişmelerin vasıtasıyla bir "tüketim toplumu"nu öneriyor. Orijinaliyle, taklidinin asla farklı şeyler olmadığını öne sürüyor. Karmaşadan, kaostan, her şeyin geçici olmasından medet umuyor. Bunlarla giremediği ülkelere de kocaman "kuşku" yumakları sunuyor. Her şeyden şüphe etmemizi öğütlüyor. Çünkü kendine yer edinebilmek için önce yıkması gerekiyor. Evet, postmodernizim her şeyi yıkmakla işe başlıyor ve sonra da tutunacak dalı kalmayanlara kendini büyük bir nimet olarak bahşediyor. En acısı da bizler bu kavramları üretenlerin bile kendilerine zarar vermeye başladığını haykırdıklarını duyamayacak kadar ona iman etmişiz:

"Postmodernizm, 'yüksek' kültür ile 'popüler' kültür arasındaki sınırların yanı sıra sanat ile günlük yaşam arasındaki sınırları da bulanıklaştıran, derinlikten yoksun, merkezsiz, temelsiz, özdönüşümsel, oyuncul, türevsel, eklektik, çoğulcu bir sanatta az veya çok yansıtan bir kültürel üslûptur" ( Terry Eagleton, Postmodernizmin Yanılsamaları, Çev: Mehmet Küçük, İst., 1999, s. 10). Ne gariptir ki, kapitalizm'e karşı çıkan keskin bir ideolojiden sonra, tam da kapitalizmin içinde gelişen ve büyüyen yeni bir izm'in dünyada kol gezmeye başlaması oldukça manidâr. Güç kimdeyse onun izmi, sizde, bizde, kısaca her yerde. "Peki, postmodernizim edebiyatın neresinde?" diyenler için: İşe giderken bilbordlara bakın. Orada kimin adının olduğunun, fotoğrafının olduğunun önemi yok. İşte tam karşınızda!..

Hadi, daha fazla karşı durmayın ve size denileni yapıp koşun bir kitapçıya. Çünkü çağa ayak uydurmalı, postmodern olmalı ve bu büyük 'oyun'a katılmalısınız.

Diğer Denemeler

 

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics