MaviMelek Edebiyat
"Çözüm bulmak için değil / Şarkı söylemek için geldim buraya, / birlikte şarkı söylemek için." Oduncu uyansa ya / Pablo Neruda

[Deneme]"Dünya İçin Masmavi Şarkılar Söyleyen Şair: Pablo Neruda" | Öznur Güzel Karasu

Pablo Neruda

"SENİ ÇOKTANDIR TANIYORUM BEN, KARDEŞ"

"Benim hayatım bütün hayatlardan oluşmuş bir hayattır.
Bir şair hayatıdır."
(1)
Pablo Neruda

1904 yılının 12 Temmuz'unda, Şili'nin üzüm bağlarıyla dolu Parral kasabasında dünyaya gelen Pablo Neruda'nın asıl adı Ricardo Neftali Rayes Basoalto'dur. Babası Jose del Carmen, bir demiryolu memuru, Ricardo henüz bir aylıkken veremden ölen annesi Dona Rosa Basoalto ise bir ilkokul öğretmenidir. 1905 yılında küçük Ricardo'nun babası maden ocaklarında çalışmak üzere Temuco'ya gider ve orada, şairin hiçbir zaman üvey anne demeye dilinin varmadığı, Trinidad Candia Marverde ile ikinci evliliğini yapar.

Bir köy çocuğu olarak büyüyen Neruda'nın yaşamında Şili'nin eşsiz doğa güzelliklerinin çok önemli bir yeri vardır. Issız ormanlarda, sonsuz denizlerde geçen çocukluk yılları, onun yalnız ve içe kapanık kişiliğinin oluşmasında etkili olmuştur. En büyük zevki gittiği her yerden türlü türlü böcekler toplamak olan bu yalnız ve çekingen çocuk için Şili ormanlarını görmek, "dünyayı tanıyorum" diyebilmenin bir koşuludur adeta.

Daha yazı yazmayı yeni öğrendiği yıllarda (üvey) annesine, günlük hayatta pek kullanmadığı sözcüklerden oluşan yazılar yazmaya başlamış, bunları ilk şiirleri olarak kabul etmiştir. Bu şiirlerinin oluşmasında doğa görüntüleri onun en büyük yardımcılarıdır. Bu doğaya yöneliş, onun yıllar sonra yazdığı şiirlerde de etkisini sürdürecektir.

Pablo Neruda

Lise ve Üniversite Yılları

1910 yılında Temuco Erkek Lisesi'nde ilköğrenimine başlar. Henüz on üç yaşındayken Temuko'daki La Manana gazetesinde, Neftali Rayes imzasıyla ilk makalesini yayımlar. İlk şiirini ise 30 Ekim 1918'de, Santiago de Chile'de çıkan Corre-Vuela dergisinde, yine Neftali Rayes imzasıyla yayımlar. Daha sonraki yıllarda, dergilerde yayımlanan şiirlerini babasından gizleyebilmek için, bir takma ad bulmaya karar verir. Dergilerden birinde rastladığı Neruda'yı kendine takma ad olarak seçer. O yıllarda, ilginç ve değişik bulduğu bu Çek isminin, balad ve romanslar yazan, bütün halkın taptığı, Prag'ın Mala Strana semtinde adına heykel dikilen çok büyük bir edebiyatçının, Jan Neruda'nın adı olduğunu henüz bilmemektedir…

Gece gündüz okuyan bu sıska ve dalgın çocuk Temuco'ya okul müdürü olarak gelen Gabriela Mistral sayesinde Rus edebiyatçıları ile tanışır. Batılı şair ve yazarları araştırır ve kültür birikimini Avrupa uygarlığı ve Şili halk kültürünün sentezi üzerine kurar, ama bu birikim onun hiçbir zaman doğaya yabancılaşmasına neden olmaz.

Temuco'dan sonra, Fransız Dili ve Edebiyatı okumak üzere Santiago'ya giden Neruda'nın ürkek ve çekingen yapısı, onun, yoksulluk ve açlıkla geçen üniversite yaşamını da etkiler. Santiago, Calle Maruru Sokağı, 513 numaralı pansiyondaki odasında kendi deyimiyle yemek yemekten çok şiir yazar. Doğaya sıkı sıkıya bağlı yüreği için, kent yaşamına alışmak pek de kolay bir iş değildir. Edindiği bazı dostluklar onun kabuğunu kırıp dışa yönelmesini sağlar. 1923 yılında, ilk şiir kitabı olan Crepusculario'yu (Alacakaranlık) çıkarır. Bu kitabı bastırabilmek için babasının armağanı olan saati satmıştır ve kitabı yayınevinden aldığında da ayakkabılarının altı deliktir…

Haziran 1924'te Venite Poemas de amoury una cancion desesperada (Yirmi Aşk Şiiri ve Bir Umutsuz Şarkı) kitabını yayımlar. Bu kitap onun gençlik günlerindeki acılarıyla, coşkularıyla, tutkularıyla ve anavatanının güney bölgelerinin görkemli doğasıyla doludur. Kendine özgü duyarlılığını yansıtan otantik bir şairle karşılaşır bu kitabı okuyanlar. Bu yıllarda öğrenci birliğinin yayın organı Claridad'da yazılar yazan genç Neruda, bohem hayatın, işçi olaylarının, siyasal tartışmaların hayatına girmesiyle bilinçsel değişimlere uğrar. Ama bu değişim henüz radikal bir değişim değil, sanatçının, toplumsal duyarlılığını kazanmasıdır sadece. Yine bu yıllarda onun gelişiminde çok önemli olacak iki büyük şairin şiirleriyle, Mayakovski ve Walt Whitman'ın şiirleriyle tanışır. 1925 yılında Santiago'daki Caballo de Bastos dergisini yönetir. Ocak 1926'da da Tentativo del Hombre Infinito (Sonsuz İnsanın Çabası) yayımlanır.

Konsolosluk Yılları

Üniversite öğrenimini tamamlayan Neruda, 1927 yılında Birmanya'nın başkenti Rangun'da, Şili Cumhuriyeti Devleti'nin konsolosu olarak görevlendirilir. 1932'de bastırdığı ünlü şiir kitabı Yeryüzünde Konaklama o günlerin bir ürünüdür. Neruda, doğudaki görevleri sırasında sadece gittiği ülkelerin doğal güzelliklerini değil, sömürge yönetimlerini de yakından izleme olanağını bulur. Bir yanda soylularının göz kamaştırıcı yaşamı, diğer yanda da büyük halk yığınlarının korkunç yoksulluğunu görmesi, onun toplumsal bilincinin oluşmasında çok önemli bir yere oturmaktadır.

Delia del Carril, Pablo NerudaKonsolosluk görevini 1928'de Kolombo'da, 1930'da Batavia'da ve Java'da, 1931'de Singapur'da, 1933'de Buenos Aires'te sürdürür. Buenos Aires'te, daha sonraları can dostu olarak niteleyeceği Federico Garcia Lorca ile tanışır. Federico için yıllar sonra şu sözleri söyleyecektir: "Ne mükemmel bir şair! Onda gördüğüm yürekliliğe ve dehaya, heyecanlı bir kalp ve duru bir sese bir daha hiç rastlamadım. Federico Garcia Lorca, eli açık bir sihirbaz, bir neşe kaynağı idi. İçinde taşıdığı yaşama sevinci ile bir yıldız gibi parlardı. Saf ve komik, eşsiz müzisyen, parlak pandomimci, çekingen ve batıl inançlı, pırıl pırıl ve iyi yürekli."(2)

1934 yılında İspanya'nın Barselona şehrine konsolos olarak atanır. Burada arkadaşları ile birlikte Caballo Verde Por la poesia (Şiirin Yeşil Atı) dergisini çıkarır. 1930'da evlendiği Maria Antonieta Hagenaar ile 1936'da ayrılır ve Arjantinli Delia del Carril ile on sekiz yıl sürecek bir beraberliğe başlar.

İspanyol İç Savaşı

Pablo Neruda18 Temmuz 1936… İspanyol iç savaşı… Milyonlarca ölü… Milyonlarca sürgün… Toplumsal bilincinde ve şiirlerinde radikal bir değişim gerçekleştirecek olan bu savaş Neruda için, 19 Ağustos 1936'da başlar. Lorca'nın öldürüldüğü gün yani. "Şiirimi değiştiren bu İspanya iç savaşı benim için bir şairin ölümüyle başlar"(3) diyecektir. Ölümünden yıllar sonra Lorca üzerine bir konuşma yapan Neruda, dinleyicilerden birinin "Federico Garcia Lorca İçin Ode" adlı şiirindeki "Senin için hastaneleri maviye boyuyorlar" sözünün ne anlama geldiğini sorması üzerine "Benim için mavi renklerin en güzelidir. İnsanların arasındaki dünyaya özgürlük ve barış getirir. Federico'nun varlığı ve kişisel büyüsü, çevresine sevinç ve coşkunluk havasını getirirdi. Sanırım ben bu mısralarımla, hastaneler, hastanelerin o hüzünlü hali bile onun etkisi ile değişebilir, neşeli mavi binalar olabilirdi, demek istiyorum "(4) diyecektir.

Savaş nedeniyle konsolosluk görevine son verilir. 7 Kasım'da Nancy Cunard ile birlikte "Dünya Şairleri İspanya'yı Savunuyor" başlıklı bildiriyi kaleme alır. Neruda için artık tek silah vardır: Marksizm. Savaş yıllarında, faşizme karşı tek silahın Marksizm olduğunu savunmaktadır.

1937'de İspanya'dan ayrılır ve Fransa'ya gider. Şili'de Halk Cephesi hükümeti kurulunca ülkesine döner. İkinci Dünya Savaşı başladığında ise Neruda, Meksika başkonsolosudur. Bu savaş sırasında, aydın duyarlılığı ile faşizme karşı duruyor, tarafsız kalmayı tercih eden aydınları ise korkaklıkla ve insanlık görevlerini unutmakla suçluyordu. Saf şiirin karşısındaydı ve buna karşı saf olmayan şiiri savunmaktaydı.

Pablo Neruda

1938 yılında Aurora de Chile (Şili Şafağı) dergisini yayımlamaya başlar. Aynı yıl içinde babası, ardından da üvey annesi ölür. 1939 seçimlerini kazanan Halk Cephesi adayı Pedro Augierre Cerda'yı desteklemek üzere ülkeyi dolaşır ve konuşmalar yapar. Seçimlerden sonra Paris'e, İspanyol Göçmenleri Konsolosu olarak atanır. Görevi, İspanyol göçmenleri Şili'ye götürmektir. Yaşamının en gurur verici görevi olarak tanımladığı bu görevinde, iki bin kadar İspanyol mülteciyi gemiyle Şili'ye götürmüştür.

1944'de Şili Ulusal Edebiyat Ödülü'nü alır. 5 Temmuz 1945'te de Şili Komünist Partisi'ne girer. Partiye girme kararını aslında, İspanya iç savaşı sırasında vermiştir. Yıllar sonra, bu kararıyla ilgili olarak şu satırları yazacaktır: "Kısacası kendime bir yol seçecektim. İşte bu yolu İspanya'nın yaşadığı kötü günlerde seçtim ve hiçbir zaman da pişman olmadım."(5)

Bir buçuk yıl sürecek olan kaçaklık günleri 1949 yılında başlar. Paris'e gider. Arjantin, Rusya, Macaristan ve Polonya'yı ziyaret eder. Bu süre içinde şiirleri dünya dillerine çevrilir.

Şili hükümeti onu ne Şili'de, ne de başka bir ülkede istememektedir. Avrupa'daki bazı ülkelerin dikkatini çekerek, onun zarar görmesini sağlamaya çalışırlar. Hatta sınır dışı edilmesi için, olmadık senaryolar uydururlar. Paris'te olduğu sırada, karısının ve kendisinin Sovyet emirlerini İspanya'ya götürmek için sık sık İspanya'ya gidip geldiklerini, emirleri Rus yazarı İlya Ehrenburg'dan aldıkları, bu yazarla Neruda'nın İspanya'ya gittiklerinin tespit edildiği, hatta Ehrenburg'a daha yakın olabilmek için, Neruda'nın, Rus yazarının oturduğu apartmanın yanına taşındığına dair bir haberin, Fransız polisine geldiğini duyar Neruda. Ama o günlerde Ehrenburg'la henüz tanışmamışlardır bile. Bu vesileyle kendini Rus yazarına tanıtmaya karar verir ve bu sayede yaşamındaki en iyi dostlarından birini kazanmış olur.

Pablo Neruda ve Nazım HikmetPuşkin'in 150. doğum günü nedeniyle, 1949 yılında davet edildiği Sovyet Rusya'da Nazım Hikmet ile tanışır. 1950'de "Orducular, Uyanın" adlı şiirine Barış Ödülü verilir.

Kapri'de yazdığı ve uzun bir süre üzerine adını yazmadığı Kaptan'ın Mısraları adlı kitabı 1952'de basılır. Kitapta sadece Şili özlemi ve insanların tutkuları değil, aynı zamanda Matilde'ye olan aşkı da vardır. Bunun, bir süre önce ayrıldığı on sekiz yıllık hayat arkadaşı Delia del Carril'i incitmesini istemediğinden kitaba adını yıllarca yazmamıştı.

1952'de sürgün yılları sona erer. 1953'te Stalin Barış Ödülü'ne değer görülür. 1965'te de Oxford Üniversitesi kendisine fahri doktora unvanı verir. 1970 seçimlerinde Salvador Allende'yi destekler. Allende, başkanlık seçimlerinde oyların yüzde otuz yediye yakınını alarak Şili'nin yeni başkanı olur.

1971'de Nobel Edebiyat Ödülü'ne değer görülür. Aynı yıl şaire kanser teşhisi koyulur. 11 Eylül 1972'de Pinochet önderliğinde faşist darbe yapılır. Devlet Başkanı Salvador Allende öldürülür. Haberleri radyodan duyan Neruda'nın evi nöbetçiler tarafından sarılmış, şehirle olan bağlantıları kesilmiştir. Duyduğu haberlerin içinde açtığı derin yaralar onun daha da kötüleşmesine neden olur. Ve 23 Eylül gecesi kalbi durur.

Pablo Neruda"Acılar çektim ve savaştım, sevdim ve şarkılar söyledim. Dünya bölünürken ben yendim ve yenildim, ekmeğin ve kanın tadına vardım. Başka ne arzular bir şair? Ağlamaktan öpmeye, yalnızlıktan kalabalığa kadar bütün duygular şiirimde kanat çırpmış, içinde yaşamıştır. Ben şiirimle yaşadım, şiirimle savaşlar verdim.(…) Lota'nın kömüründen, yerin yedi kat dibindeki ocaklardan, toprağın içine giren dimdik galerilerden, cehennemden geliyormuş gibi, yaptığı berbat işten suratı bitkin, tozdan gözleri kırmızı bir adamın yeryüzüne çıkıp da, yarıkları ve nasırları ile kuru bozkır topraklarını andıran o elini uzatarak sana: "Seni çoktandır tanıyorum ben, kardeş!" dediği ve gülümsediği anda en büyük armağan almış gibi olursun. Benim şiirimin aldığı defne dalından taçtır bu. O acımasız bozkırlarda, topraktaki delikten çıkan işçinin sözleri. Rüzgârlar, geceler ve Şili'nin yıldızları bu insanlara şöyle seslenmektedir: "Sizler yalnız değilsiniz, bir şair acınızı biliyor!"(6)

(1) Pablo Neruda, Yaşadığımı İtiraf Ediyorum, Türkçesi: Ahmed Arpad – Burhan Arpad, Altın Kitaplar Yayınevi, 1976
(2) Age., s. 185
(3) Age., s. 185
(4) Age., s. 186
(5) Age., s. 208
(6) Age., s. 265

Sayı: 32, Yayın tarihi: 19/11/2008

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics