MaviMelek
"Düşlediğin binadan baktığın sokakta, düşlediğin sokaktan baktığın bina var. İşte tam orada ya da arada… Zaman sızıyor." Evlâ / Doğan Yarıcı

[Editör'den] "Doğan Yarıcı ve Oyun Alanı Olarak Öykü" | Hasan Uygun

Evlâ | Doğan Yarıcı

"ÖYKÜ, ONUN ASIL SIĞINAĞI"

İçinde tamamen kendine özgü bir buluşu olan, yazarını "evreka" diyerek yerinden zıplatacak, okuruna da aynı ânı yalın ve vurucu cümlelerle yaşatacak yoğun dokulu öyküler, pek çok iyi edebiyat okuyucusunu da heyecanlandırır diye düşünüyorum. En azından bu saptama içerik ve temadan bağımsız olarak böyledir… Tabii toplumsal konum, siyasal eğilimler ya da tercihler, ruh halleri vb daha birçok neden, bizi bazı yazarlara daha çok yaklaştırır veya uzaklaştırır. Ancak hangi düşünce yapısına sahip olursak olalım, derdini iyi anlatamayan bir metinle yabancılaşma yaşamamak için yine de hiçbir neden yoktur.

İmgelerle örülmüş titiz bir dil, hangi düzyazı kalıbında karşımıza çıkarsa çıksın, hayal dünyamızın sınırlarını genişletir. Okumak eylemi, bir aydınlanma olageldiği gibi bir haz ânıdır da bana göre. Ne baş döndürücü bir anafordur ki o, büyülü sözcüklerin yaşatabildikleri. Her dilin yapısında büyüsel bir ritim vardır, sorun ki o kelimeleri bir kuyumcu hassasiyetiyle seçip yan yana getirebilmekte ve metnin yapısına dahil etmekte.

İlk kitabından itibaren bir dil bilinciyle geliyor Doğan Yarıcı; çapaksız, yoğun ve şiire yaslanan bir dil. Derdini net cümlelerle ifade ediyor. Lafı dolaştırmıyor, ama o lafı öyle bir yerinden alıp öyle bir yere konduruyor ki, öykülerini okurken alınan hazzı, tekrar tekrar yaşamak isteyebiliyor insan.

Öykünün kelimeleri çoğaltarak değil azaltarak kurulabileceğine inanıyor. Bu yüzden yer yer gereksiz tanımlardan da kaçındığı gibi, özneleri daha geride tutarak onların üzerinden temaya yoğunlaşıyor.

Kemik | Doğan Yarıcı

Doğan Yarıcı, Usta Öykücülerle "Yazmanın Öykü Hali" röportaj serimizin 5. konuğuydu. Öykücü Jale Sancak'la Galapera'da gerçekleştirdiğimiz röportaj dizimizde Doğan Yarıcı'dan önce Başar Başarır, Nursel Duruel, Hulki Aktunç ve Selim İleri konuğumuz olmuştu. Yağmurlu bir pazar günü, dışarıda şakır şakır yağan yağmurun fonuyla sıcak bir sohbet gerçekleştirdik Doğan Yarıcı'yla. MaviMelek okurlarının da izleyici olarak katıldığı röportajda, Doğan Yarıcı'nın yazma tutkusunu konuştuk. İlk kez basılı bir dergide yayınlanan "Ama" isimli öyküsünden yeni öykülerine, çalışma atölyesine ve yeni serüvenlerine kadar uzun bir yazı yolculuğu yaptık. İçtenliğiyle çocukluk yıllarını anlattı, kuzenlerini ve onlarla sıcak bir mahallede oynadıkları oyunları.

Mahalle kültürünün, komşuluk-akrabalık ilişkilerinin, bahçelerin, ağaçların, tozun toprağın içinde büyümüş Yarıcı. Bu yüzden fermuarın serinliğini sevdiği için don giymek istemeyen, ama don giymemenin cezasını da fena ödemiş bir çocuğun dünyasını anlayabiliyor. Bu yüzden Sürmeli Yenge ile Çelik Amca'nın arasında mekik dokuyan çocuğu da anlatabiliyor. Ya da çocukluğundaki sırrını yıllar sonra hatırlayan bir adamı… Niyetçiden yüzük çekmek isteyen veleti. Oğuz Aral'ın Avni karakterini hatırlatırcasına zıpır bir çocuk imgesi var Yarıcı'nın, Kemik isimli öykü kitabının birçok öyküsünde. Evlâ isimli ilk öykü kitabında ise mahalle daha geniş bir perspektiften yansıtılmış. İlk kitabında çocukluk imgesi ağır basmasa da yine de bir oyun isteği var daha ilk bakışta göze çarpan. İlk oyun Tomris Uyar'dan; "Yeni bir yazar, yeni bir baş ağrısıdır. Yeni bir düştür; onu okuma, kendini koru." diye ikaz ediyor tüm sayfaların beline geçirilmiş kuşağının üzerinde. Ama okurunu kışkırtmayı bilen bir yazar Doğan Yarıcı, o yapıştırılmış kuşağın üzerindeki kelimeleri nasıl da daha çekici hale getiriyor, nasıl da merak ettiriyor. Okuyacağınız metin büyülü bir dünya sunabilir, onun anlattıklarına kapılıp başınızı ağrıtabilirsiniz diyor, kapılmayın diye uyarıyor. Ben uyarıları kulak asmadım, sayfaların açılmasını engelleyen kâğıt bandı kestim. Bir öykücünün öykülerini yazdığı sırayla okumak, merdivenleri tırmanırken yolu nasıl kısalttığını keşfetmek için de iyi bir yoldur. Ancak ben önce ikinci kitabıyla tanıştım. Zaten Tomris Uyar'ın uyarısına gerçekten de kulak asacak durumda değildim, çünkü ikinci kitabında aldığım mesafe zaten beni yazara yaklaştırmıştı.

Öyküyü hayatının her alanında düşündüğünü söylüyor Yarıcı. Biriktirdiklerini, kendine nefes alma anları yarattıkça kurgulaştırıp çatısını oluşturuyor. Zamanı geldiğinde aktarıyor ve sonra da soğutuyor. Düzenli bir yazma programı uygulamıyor, ama doğup büyüdüğü ve hâlâ ikamet ettiği Beykoz'da kendi yaratıcılığını ortaya koyabileceği küçük bir atölyesi varmış. Başarılı bir reklamcı da olan yazar, burada öykülerini nesneler birlikte kuruyor, nesnelerin öykülerini kendi öykülerine katıyor, yeni romanları üzerinde düşünüyor.

Doğan YarıcıNasıl yazdığıyla ilgili sorularımıza, terk edilmiş bir sofrayı ya da bir masadaki yalnız bir küllüğü, bardak altlığını gördükten sonra imgeleminde oluşan öyküyü bu öyküleri değişik nesnelerin üzerinde yazmayı sevdiğini, özellikle aynalara yazılmış birçok öyküsünün olduğundan söz etti. Aynalı bir öykü okuması, yazarın bir oyuna dönüştürdüğü yazma serüvenine tanıklık için iyi vesile olurdu. Dilerim bir gün Yarıcı, bu öykülerini de okurlarının görebileceği bir mekânda sergiler.

Dille olan ilişkisi reklamcı olmasının yanı sıra, tiyatroya olan ilgisine de borçlu. Bir süre Levent Kırca'nın ekibinde de çalışmış. Yazdığı ve yönettiği oyunlar, sahnelenmiş. Ama öykü, onun asıl sığınağı.

Kıpkısa öykülerinden oluşan Gece Kelebekleri, yazarın üçüncü öykü kitabı. Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'yle taçlandırdığı öykücülüğünü yeni mecralara taşıyor, dile sıkı sıkı sarılıyor Doğan Yarıcı. Öykülerinin arka planını görmek için, mutlaka tanımanız gereken sıcak bir insan.

Yaklaşık üç saati bulan sohbetimizden aslından aktarılacak onca şey var ki, şu anda buradaki sayfam elvermiyor. Ama bu sohbetimizin, "Ustalarla Yazmanın Öykü Hali"ne katılan diğer yazarlarla birlikte bir kitaba dönüşeceğini, bu tanışmalara katılmak isteyip de mesafeler veya meşguliyetler elvermediğinden kaçırmış olanlara müjdelemek isterim.

~~~

Gün geçtikçe, bir öykü teknesi olmaya doğru gidiyor MaviMelek; masmavi sularla salınan, rotasını ufka doğru çevirmiş, her kuşaktan öykücünün buluştuğu hararetli bir tekne.

Yazma serüvenlerimizin buluştuğu, ayrıntıya önem veren bir dergi. Doğan Yarıcı'nın da üstadı, Hulki Aktunç'un deyimiyle, "hâlâ yan yana gelmemiş kelimeleri" bir araya getirmek için oluşturulmuş bir platformdur MaviMelek. İhtimallerin sergilendiği seçici bir alan.

Düşünüyoruz, yazıyoruz, paylaşıyoruz; düşlerimizi…

Doğan Yarıcı - Bibliyografya:
Evlâ, Oğlak 1993 (Öykü)
Kemik, Oğlak 1994 (Öykü)
Aşk ve Sair, Şiir Atı 1995 (Şiir)
Türkçe Aykırı Sözler Derleme Sözlüğü, kendiyayini.net (Derleme)
Gece Kelebekleri, YKY 2004 (Öykü)
Kıyıda, YKY 2007 (Roman)

Sayı: 34, Yayın tarihi: 29/12/2008

hasan@mavimelek.com

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics