MaviMelek
Hermes Kitap
"Ne demiş uçurumda açan çiçek; yurdumsun ey uçurum..." Cemal Süreya

"Soğan Masalları" - Akın Olgun

Hani yüreğini bir okyanusa açıp,
Bütün denizi yudumlayan gözlerinle,
Süzerdin ya, en yoksulundan çocuklarını…
Soğan masallarından ninniler yazardın,
Aç ve bitap bir umuttu gelecek,
Annesi olmak evladının, Bismillah'ındı.
Bilmediğin dualara gömerdin hasretini…
Acılı yüzünde vefayla, dertleri yüklenmiştin.
“Bütün Anneler emektir.” deyişin gibi,
Nasır yüklü ellerinle okşardın çocukluklarını…
Yaramaz çocuk sevinçleri yaşardı bahar.
Sen,
En çok yazı sevip,
En çok kışa kızardın.
Yoksul anneler için cehennemdi kışlar,
Kar topundan kardan adamlar çıksa da,
Beyaza kesse de ortalık,
Soğuk bir kış günü kömürsüz,
Ekmeksiz,
Soğansız,
Beslemek hayatı…
Beslemek en kahrından çileyi,
Bir ömür çalardı yüzündeki gülüşlerden.

O vakitler,
Ben çocuk,
Sen, gözümde büyüttüğüm devimdin.
Bilirsin, en çok yoksul çocuklar sever devi,
Büyütür gözünde gölgeleri,
Korkardık, düşecek üstümüze bütün gökyüzü,
Dev olup kurtarmak derme çatma evleri...
Kurtarmak çilelerden hayatı,
Ne güzel bir hayaldi annem,
Ne güzel,
Ne güzel...

Olmadı halbuki hiç biri,
Çoktu, her gün gökyüzü,
Yıkıldı gölgelerin devleri,
Meğer bir yoksul masalıymış devlerin gücü.
Bir sen yıkılmadın,
Bir de umudun.
Biliyordun,
İkinci bir şans tanımazdı hayat,
Durmak, dimdik durmak gerek,
Asıl umudunu yitirmektir, kaybolmak.

Anne,
Mırıldandığın türkülere gömsen de tüm acılarını,
Buluyor kendine göz yaşları, bir ıssız yer.
Ben karanlığı yırtarken ellerimle,
Buldum o ıssız yerde yaşlarını,
İçimden kopan yüreğim, sel oldu sana...
Bir rüya gibi çekip seni,
Koydum beyaz güllerin üstüne.
Yalın ayaklarıma naylon ayakkabılar,
Aldığın gün gibi, sevinçli yüreğim.
Koynuma alıp yatıyorum her gece...
Bir sabah kokusu gibi geliyor hasretin,
ve
dokunuyor nasırlı ellerin,
vuslatı çekiyor yüreğime...
Anne,
Şimdi kanlı postallar geçiyor üzerimden,
Kanadını çekiyorlar geleceğimin.
Ah'larım sızlıyor en derin yerimden,
Demir parmaklıkların arkasından,
Yorulmadım hiç gökyüzüne bakmaktan...
Varsın hayal olsun gökyüzü.
İkinci bir şans tanımaz ki hayat,
Durmak, dimdik durmak gerek,
Asıl umudu yitirmek, değil midir kaybolmak?

Ölümün ilk yoklayışı değil ki bu,
Ecel dediğin sahibini bulur annem.
Ben her kuşluk vakti açıyorum tüm camları,
Olacaksa eğer, kuşluk vakti olsun istiyorum.
Aç bir bedenin nedir ki canı?
Üflesen dökülür, son yaprakları...
Korkmuyorum.
Olmadı ki hiç yeşil yapraklarım,
Yaşamadım ki doyasıya...
Sen kışlardan nefret ediyorsun,
Ben kışımın bile olmayışından.
Özgürlük deyişime bakma annem,
Biliyorum, değerli oluşu esaretten.
Umut işte...
İkinci bir şans tanımaz ki hayat,
Durmak, dimdik durmak gerek,
Asıl umudu yitirmek, değil midir kaybolmak?

Duvarlara, gölgelerden hayat veriyorum,
Çiziyorum resmini yalnızlığın.
Demir kapıların sesine teslim edip her şeyi,
Gömüyorum kendimi, kendi ellerimle.
Karanlıktan korkarım, biliyorsun,
Tanıksızdır karanlıklar.
Bir tanığı olmalı oysa gidişlerin,
Su dökeni olmalı arkasından,
Beni ilk yolcu edişin gibi,
Döneceğim yeniden.
Umut işte...
İkinci bir şans tanımaz ki hayat,
Durmak, dimdik durmak gerek,
Asıl umudu yitirmek, değil midir kaybolmak?

Kimse bilmez anne,
Çocukluğunuza ait evvel zaman devrinde,
Kalbur zaman seyrinde,
Bir yoksulun soğan masalını.
Bilmez ya herkes,
Bilmezdik ya biz de,
Öğrendik yoksul sofrasında, masalını soğanın...
Ve anne,
Öğrendim yıllar sonra, Paris'te Monmart Tepesi'nde,
“Hani Paris gözükür, rüya gibi”
Meğer bizim soğan masallarımız, bir lüksmüş bir tas içinde,
Bir tas içinde soğan, ne de pahalıymış?

Beş çocuk,
Beş aç mide,
Bir de başa bela kimsesizlik,
Bir de başa bela parasızlık,
Bir de başa bela açlık...
Toptan isyan nedeni,
Toptan siyasi...
Güçlü olacaktık soğanla,
Yedikçe zengin.
Oysa,
Hiç olmadı soğan yiyenlerin, masalsı gücü...
Ama,
Doydu karnımız, bir güzel.

Umut işte...
İkinci bir şans tanımaz ki hayat,
Durmak, dimdik durmak gerek,
Asıl umudu yitirmek, değil midir kaybolmak?

 

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics