MaviMelek
"Yaşamının doruk noktasıdır yazman - / Yaşa - sonuna, ucuna, doruğuna dek -, ki, / yazasın… / Yazmak, yaşamak uçurumun doruğudur." Oruç Aruoba

[Retorik]"Oksitli Düşler" | Ümit Karadağ

Oksitli Düşler | Genco Demirer

"ELMA HEP KIZIL TONLARINDA KANADI"

Sessizlik; büyük ve derin uykusundan, evrensel elin üzerine attığı közle uyandı. Ateşten bir çığ oluverdi, aktı kendi boşluğuna. İhtimaller sustu, ateş can koydu; sessiz ve siyah göğsüne, sessizliğin. Hürmetle selamladı varoluşu. Çılgınca dönmeye başladı ayak uçlarında, kendinden kopuşunu seyretti bin asır boyunca. Ellerinin üstünde tuttu, kendinden kopan bir parçasını. Adını mavi koydu, uzaktan sevdi onu. Kor ateşten sevdasıyla sardı, göğsünden kopan göz bebeğini.
Varoluş; yanmaya hevesli sessizliğin üstüne düşen kor ateş maviye sevdalı; mavi, kızıl balçığa.
Kuluçkaya yatmış, suda tek gözlü iribaşlar besleyen Adem; elinde, geçmişiyle gelen elma.
Elma balçığa düştü, ateş kıskandı balçığı. Balçıkla beraber itti havaya elmayı. Elma kana bulandı, Havva ilk adetini gördü.
Hayat, Havva'nın apış arasında kikirdeyen dişlenmiş elma. Havva, homo duplex dirilişlere gebe. Nesil, devre mülk rahimlerin kiracıları; elma, rahimlerin devreden demirbaşı.
Ve Adem'in vasisi Amon, Havva'nın rahminden, Kibele'nin apış arasına düşen elmaya vuruldu.

Rüzgârda salınan kırmızı başaklar arasına uzanmış Amon, tombul bacaklarını fileli çorapla örtmüş Kibele'nin apış arasındaki elmayı gördü. Bedeninin şeklini almış başak yığınlarını silkeledi kıllı göğsünden, ayaklandı. Asırlar üzerine titredi homo duplex varoluşun, medeniyetler türedi, balçıktan kafatasları içinde.

Kopil Amon, medeniyetlerin üzerinde koşmaya başladı, Kibele'nin apış arasındaki kikirdek elmaya doğru. Medeniyetler, gökte sallanan Amon'un taşaklarına taptı. Bakireler sundular üzerlerine düşen taşakların gölgesine. Güneşle ilerledi Amon elmaya, geceyle uyudu.
Ufkun sonunda bekleyen Eyke kavminin, liberal ninnileriyle salladı bedenini. Abaza Amon, kopil Amon…
Amon'un sağ taşağına tapan ak soylar ile sol taşağına tapan kara soyların arası açıldı. Savaşlar çıktı, üzerine taşakların gölgesi düşen elma için.
Elma kana bulandı…
Fiili livataya meyilli eşekler, semiz otların bikrini izale ederken, açıktaki kıçını kapama endişesi sardı Kibele'yi. Bahaneler aradı kızışmış Amon'un heybetli kamışından kurtulmak için. Paganlar peyda oldu bir gün yattığı taşın başına. Karnını yardılar Kibele'nin, içine bin bakire doldurdular, iffetten sicimle diktiler karnını.
Amon'un her azışında, Kibele bir bakire boğazladı, apış arasına akıttı kanını.
Elma kana bulandı…
Medyanlı Kelemen ve şahları, urumca huysuz gülüşlerden kapıları olan, harflerden tapınaklar diktiler ak soylar ve kara soyların arasına.
Asırlar, kikirdeyen dişlenmiş al elmayı, rahimden rahme taşıdı. Elma hep kana bulandı. Kopil Amon'un taşakları yandı güneşte, pörsüdü. Kibele ersiz kaldı.

Zaman modernleşti, Amon'un taşakları yerine, fabrika bacalarının haleli kusmukları asılı kaldı gökyüzünde. Delik deşik ciğerlerin ve sabrın klişe metotlarını, midesi kalkmadan sindirdi beşer. Elma seçkin apış aralarında türedi, ak soyların ve kara soyların yine arası açıldı. İdealist beyinler kan kustu elmanın üzerine.
Elma kana bulandı…
Lokomotifsiz katarları izleyen beşer, şen aydan doğma ak soyların, kara soylara üstünlüğüne şahit oldu.
Elma hep kızıl tonlarında kanadı. Doğurganlık isteyen her Havva kızına, bekareti karşılığı, bahşedildi elma.
Elma, sessizliğin bağrından kopup gelen varoluş. Apış aralarına kondurulduğundan beri kanadı. Al al baktı dönen arza.

Sayı: 30, Yayın tarihi: 22/09/2008

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics