MaviMelek
Yüxexes
"Geçmişteki hayalleri yeniden görmek imkansız. Ancak özgürleştirerek geleceği kurtarabiliriz..." Pascal Quignard

"Edebiyat Hiçbir Şeydir; İmaj Her Şey!" - Mustafa Kurt

Çavdar Tarlasında ÇocuklarTeoman - Gönülçelen

Giydiğimiz elbiseden tutun da yediğimiz yemeğe, hatta okuduğumuz kitaplara kadar ‘cilalı bir imaj devri'nde yaşıyoruz. Aslında ne giydiğimiz sadece bir kumaş, ne de okuduğumuz sadece bir kitap. Para çekmek için gittiğimiz bankamatik ekranlarından “bu yaz herkesin hangi kitabı okuduğunu”görüp, gazetelerden, bilbordlardan “bizim ruhumuzdan en iyi kimin anladığını” öğreniyoruz. Eğer yüz bin, yüz elli bin kişi ‘o' kitabı okuyorsa/alıyorsa, artık biz de onu okumak zorundayız. Her ne kadar bir yazar, bu kitapları: “herkes okuduğu için bizim de kendimizi okumuş sayabileceğimiz kitaplar”dan saysa da bizim buna hakkımız yok. Çünkü bu ülkenin vatandaşı olarak, o kitap için yapılan onca reklam kampanyasının bedelini ödemek zorundayız. Eğer gazetelerden, dergilerden, bilbordlardan kaçabildiysek o zaman televizyonlar ne güne duruyor? Niçin var, çok ciddi tartışma programları? Eğer bir gaflet uykusuna dalıp yine de o kitapları edinmediysek bu kez en yakın arkadaşlarımız kütüphanemizde, elimizde ‘o' kitapları göremediği için bizi cehaletle suçlamayacak mı? Şayet yazarı bile eserinin daha çıktığı ilk günün akşamında -hiç kimsenin kitabını okumadığını bile bile- ekranlarda boy gösterip gecenin ilerleyen saatlerine kadar bize kitabını anlatıyorsa onun bu gayretini boşa mı çıkaracağız? Bizler bugüne kadar bize güvenenleri asla gücendirmedik, öyle değil mi?

Her dönemde çok okunan, çok satılan (isterseniz daha imaj bir ifadeyle ‘çok satan' diyelim; gerçi ifade Türkçe değil ama olsun, böyle bir ‘gösteri çağı'nda bunun ne önemi var!) kitaplar yok muydu? Elbette vardı; ancak akla kara, iyiyle kötü birbirine hiç bu kadar birbirine karışmamıştı.

Gazetelerin bir roman tefrika etmeye başlamalarıyla birlikle tirajını binlerce artırdığı dönemlerde okunan yazarlar bugün de el üstünde tuttuğumuz yazarlar değil mi? Peki bugün tehlikeli olan nedir öyleyse? Bugün tehlikeli olan şey, bir kitabın okunmasını sağlayan bütün etkenlerin edebiyatın dışında gelişmesidir. Mesela bir edebiyat eleştirmeni Salinger'in Türkçe'ye “Gönülçelen” adıyla çevrilen romanı için: “Bu kitabı ben okudum, eğer benim edebî birikimime güveniyorsanız bu kitabı okuyun,” deseydi, hemen kitabevlerine koşar mıydık? Ancak ülkemizin güzide ses sanatçılarından birisi “Gönülçelen” nâmıyla bir kaset çıkarıyor ve “Ben uzun yıllar önce Salinger'in bu adı taşıyan bir romanını okumuştum ve ondan çok etkilendiğim için bu kasete kitabın adını koydum,” şeklinde bir açıklama yapıyor. İşte bu açıklamadan sonra sessiz bir kıyamet kopuyor. Ülkemizin okumaya susamış kitleleri, kitapçılara hücum ediyor ve kitap bir anda “yok satıyor” (sakın bu ifade için de yanlış demeyin, dedik ya ifadenin imajı da böyle sağlanıyor!). İşin daha trajik olan yanı ise şu: Aslında Gönülçelen romanı uzun yıllar önce basıldığı için kitabın piyasadaki mevcudu hemen tükeniyor. Başka bir yayınevinin kitabın orijinalindeki ada sâdık kalarak çevirdiği “Çavdar Tarlasında Çocuklar” adlı kitaba ise pek ilgi gösterilmiyor. Her ne kadar kitapçı “Sizin söylediğiniz Gönülçelen romanı işte bu. Sadece adı farklı.” şeklinde açıklama yapsa da bu yeterli olmuyor. Çünkü eleştirmenine (!) gönülden bağlı olan okurumuz ille de “Gönülçelen”i alacak! Kitapçı ne anlar romandan, değil mi?

Bir kitabın çok satılması, kitlelere yayılması elbette bir ülkenin kültürü için önemli. Ne var ki bir kitap yüz binler satarken daha nitelikli kitaplar yüz bile satmıyorsa, yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir. Kendine iyi bir ‘imaj yapmış' gazete ve televizyonları arkasına almış bir yazarı kim tutabilir, böyle bir ortamda? Ne yazık ki böyle bir çarpık yapılanmaya karşı çıkan yazarlara da: “Kendi kitapları satmıyor da onun için böyle söylüyor” deniyor ve ülkemin eleştirmenleri de zaten yorgun ve yılgınsa o zaman sular daha durulmayacak demektir.

Evet, edebiyat son zamanlarda reklamcılarla ve medyayla sıkça dansa kalkmaya başladı; ancak hissedemediğimiz çok önemli bir şey var: Medya sürekli edebiyatın ayağına basıyor!


Diğer Denemeler

 

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics