MaviMelek Edebiyat
"Eh, evet, ama ya ataları, he? Fakirlerin yüzünü biraz toprağa bastırmadan kocaman evler ve arabalar alamıyorsun." Muhafızlar! Muhafızlar! / Terry Pratchett

[Gökçeyazın]"Muhafızlar! Muhafızlar! ve Terry Pratchett" | Esin Coşkun

Muhafızlar! Muhafızlar! | Terry Pratchett

"DİSKDÜNYA'DA MI YAŞIYORUZ YOKSA…"

Çoğu eleştirmen, en azından İngiliz eleştirmenleri Terry Pratchett'ı "20. yüzyılın Shakespeare'i" olarak niteliyor. Bu belki de okurlara biraz abartılı bir yorummuş gibi görünebilir, ama kitaplarını okuyucunca neden kendisine bu yakıştırmanın yapıldığı sanırım anlaşılacaktır. Çünkü o bir fantastik kurgu yazarı olmasına rağmen aslında tam bir yergi ustası. Dili kullanışı, yarattığı karakterlerin zenginliği, ele aldığı konuların çeşitliliği ve bu konuları işleyişi onu gerçekten de Shakespeare ile aynı kefeye koymaya olanak sağlıyor. Tek bir farkla ki Terry Pratchett'in Diskdünya'sı fantastik bir dünya. Ama bu fantastik dünya Pratchett'a ölüm ve yaşam, öteki dünya, tanrı ve evren kavramları etrafından dönen felsefi sorunları mizahi bir dille ele almak, toplumlardaki çarpıklıkları göstermek, sistem eleştirisi yapmak, "kahraman"lardan çok sıradan insanların, hatta toplumda bir yama, bir asalak olarak görülen marjinal ve asosyal insanların dünyalarını yansıtmak için mükemmel bir ortam sağlıyor.

1948 yılında Beaconsfield, Bucks'ta doğan Terry Pratchett, kendisiyle yapılan bir röportajda ifade ettiği üzere, "gerçek bir sağduyu gösterebildiğini düşündüğü tek zamanda, okuldayken, istenen sırada kelimelerin düzenlenmesinde para kazanmanın tek yolunun bir gazetede çalışmak" olduğuna karar verir; böylece 1965 yılında gazetecilik hayatı başlar ve 80'li yıllara kadar devam eder. Gazetecilik yaptığı yıllarda çocuk kitapları ve deneyimlerini yazan, aynı zamanda çocukluğundan beri okuduğu bilimkurgu ve fantastik kurgu türündeki romanların etkisiyle ilk fantastik kurgu kitaplarını da yazmaya başlayan Pratchett, 80'li yılların başında Diskdünya serisinin ilk kitabı olan Büyünün Rengi'nin çok satmaya başlamasıyla birlikte kendini tamamen Diskdünya'ya ve yazmaya verir. Büyünün Rengi'nin devamı olan Fantastik Işık kısa sürede kitapçılardaki yerini alır ve Pratchett serinin sonraki kitaplarını da büyük bir hızla yazar. Öyle ki, altı ay gibi kısa bir sürede bir kitabı bitirebilmektedir.

Pratchett'ın Diskdünya serisi bugün otuzdan fazla kitaptan oluşuyor. Ancak Türkiye'de şimdilik bunlardan sadece sekiz tanesi yayımlanmış durumda; Büyünün Rengi, Fantastik Işık, Eşit Haklar/Eşit Ayinler, Mort, Şifacı, Ucube Kocakarılar, Piramitler ve benim -şimdilik- gözdem olan Muhafızlar! Muhafızlar!

Diskdünya'nın baş şehri olarak niteleyebileceğimiz Ankh-Morpork, açıkta akan kanalizasyonu, kimsenin girmeye cesaret edemediği karanlık sokakları, izbe, pis mekânları, hırsızların, katillerin, fahişelerin ve elbette büyücülerin satın alındığı barış içinde yaşadıkları tam bir 20. yüzyıl metropolü. Her kitabında 20. yüzyılda toplumların yaşadığı çarpıklıkları başka bir açıdan ele alan Pratchett, Diskdünya serisinin sekizinci kitabı olan Muhafızlar! Muhafızlar!'da bu kez demokrasi, liberalizm, kapitalizm, monarşi gibi kavramları masaya yatırmış görünüyor. Hırsızlar Loncası, Katiller Loncası gibi organize suç örgütlerinin halkla bir anlaşma içinde işlerini yürüttüğü Ankh-Morpork'un satın alınmış barış ve huzuru bu kez bir ejderhanın ve kralın ortaya çıkmasıyla bozuluyor. Bir Ataerk tarafından yönetilen, ancak yine de kendi içinde gayet demokrat bir yönetime sahip, kapitalizmin tam anlamıyla işlediği bir şehir olan Ankh-Morpork halkı bu sayede monarşiyi ve demokrasiyi tartışıyor. Bunun yanında, Pratchett'ın yarattığı antikahramanlar olan Şehir Bekçileri ve onların sarhoş yüzbaşısı Vimes, şehri ortaya çıkan ejderhadan ve kraldan korumak için çareler bulmaya çalışırken, suç ve yasa kavramları etrafından dönen bir dizi soruyu da tartışmaya açıyor. Practchett, bir yandan artık işlevsiz hale gelmiş günümüz toplumlarının kanun ve yönetmelik, hatta anayasalarını tartışırken, bir yandan da yine artık neredeyse işlevini yitirmiş ve suçlularla -en azından büyük suç örgütleriyle- anlaşmaya varmış gibi görünen güvenlik birimlerini "ti"ye alarak eleştiriyor. Aslında Pratchett'ın bir çeşit öngörü içinde Ankh-Morpork kapitalizmini yarattığı ve bir model olarak ortaya koyduğu da söylenebilir: Sömürülenlerin rızasıyla sömürmek ve suçu önlemede bizzat suçluları kullanmak! Ki bence bu durum fantastik olmaktan öte, günümüzün kapitalist dünyasının gerçeğini dile getiriyor.

Pratchett'ın keskin dilinin asıl hedefi ise, etraflarında bir gizem ve korku perdesi yaratarak insanların inançlarını sömüren gizli tarikat ve örgütler. Vasat zekâların hırslarından ve kurnazlıklarından beslenerek kurulmuş bu gizli tarikatlardan bir tanesi Ankh-Morpork'un yönetimini ele geçirmeye kalkınca asıl hikâye başlıyor ve –aslında hiç de şaşırtıcı olmayan- şaşırtıcı gelişmelerle öykü devam ediyor.

Pratchett'ın –aslında diğer kitaplarında da olduğu gibi- böyle bir konuyu ele alırken bir diğer hedefinin de fantastik kurgu yazarları olduğunu söylemek mümkün. Fantastik kurgu türünün yaratıcısı olarak kabul edebileceğimiz, artık bir kült haline gelmiş Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit gibi kitapların yazarı yurttaşı Tolkien'in kendisi Pratchett tarafından eleştiriliyor. Tolkien kadar eleştirdiği bir diğer yazar ise Frank Herbert.

Muhafızlar! Muhafızlar! özellikle de Herbert'ın Dune'una bir cevap niteliği taşıyormuş gibi görünüyor. Aslında Pratchett Muhafızlar! Muhafızlar!'da Dune'u tersyüz edip –deyim yerindeyse– Frank Herbert'ın suratına çalıyor. Kitabında bir yandan Herbert'ın Dune'da yarattığı dine dayalı yönetim sistemini yerden yere vururken, bir yandan da Herbert, Tolkien ve daha birçok fantastik kurgu yazarının kitaplarında kullandığı kral ve kılıç mitiyle dalga geçmeyi ihmal etmiyor. Krallığın alameti olarak gösterilen gizemli büyülü kılıçlar, doğum lekeleri, saklanmakta olan, ancak ülkenin başı derde girince ortaya çıkan krallar fantastik kurgu yazının, hatta tragedyanın ana konularından birini oluşturur. Ki Kral Arthur miti bunun en popüler örneklerinden biridir. Bu bağlamda Pratchett'ın tüm bir tragedya yazınını eleştirdiğini de söylemek mümkün. Elbette bu durum, bir yazar olarak kendisine ve ülkesine karşı da nasıl eleştirel bir tutum takınabildiğini göstermesi bakımından dikkat çekici. Ki bu da onun insanlığın geleceğini demokrasi ve insan haklarının gelişmesinde görmesinin doğal bir sonucu kanımca. Pratchett'ın demokrasiye ve insan haklarına olan bağlılığını ise kitapta yer alan şu diyalog daha iyi açıklayacaktır sanırım:
"Küçük ejder koştura koştura, kuyruğu havada, gözleri tepesindeki bulutlara dikilmiş, sokağın ortasına geldi. Hiç ilgi göstermeden teşkilatın yanından geçip gitti.
'Buna ne olmuş?' dedi Nobby.
Arkalarından gelen bir tangırtı Ramkin arabasının belirmesiyle sonuçlandı.
'Beyler?' dedi Vimes tereddütle, sisin içinden görmeye çalışarak.
'Kesinlikle,' dedi Çavuş Kolon.
'Bir ejderhanın geçtiğini gördünüz mü? Errol'dan başka?'
'Şey, ee,' dedi Çavuş, 'diğer ikisine bakarak. 'Öyle gibi, efendim. Muhtemelen. Olabilir de.'
'O zaman bir salaklar sürüsü gibi durmayın orada,' dedi Leydi Ramkin. 'İçeri gelin! Bol bol yer var!'
Vardı gerçekten. Yapıldığı zamanlarda araba, onca pelüş, varak ve püsküllü perdeleriyle herhalde dönemin mucizesiydi. Zaman, ihmal ve gösterilere ejder nakletmek için oturma yerlerinin sökülmesi etkisini göstermişti, ama hâlâ ayrıcalık, stil ve elbette ejder kokuyordu.
'Ne yaptığını sanıyorsun?' dedi Kolon, araba sislerin içinde takırdayarak ilerlerken.
'El sallıyorum,' dedi Nobby, zarafetle çevrelerinde dalgalar halindeki sise el sallayarak.
'Bu tür şeyler gerçekten iğrenç,' diye hafifçe mırıldanarak düşündü Çavuş Kolon.
'Tepelerinde bir çatı bulunmayan insanlar varken böyle arabalara falan binmek.'
'Bu Leydi Ramkin'in arabası,' dedi Nobby. 'O iyi.'
'Eh, evet, ama ya ataları, he? Fakirlerin yüzünü biraz toprağa bastırmadan kocaman evler ve arabalar alamıyorsun.'
'Yalnızca karın iç çamaşırlarına taçlar işlediği için sinirlisin,' dedi Nobby.
'Bunun konuyla hiç ilgisi yok,' dedi Çavuş Kolon öfkeyle. 'Ben insan hakları konusunda hep çok katı olmuşumdur.'
'Ve cüce hakları,' dedi Havuç.
'Evet, doğru,' dedi Çavuş kararsızca. 'Ama bu krallar ve lordlar hakkındaki mesele, temel insan vakarına aykırı. Hepimiz eşit doğduk. Bu beni hasta ediyor.'
'Hiç böyle konuştuğunu duymamıştım, Fredrick,' dedi Nobby.
'Sen Çavuş Kolon diyeceksin, Nobby.'
'Afedersin, Çavuş.'"

Muhafızlar! Muhafızlar! (Diskdünya Serisi 8)
Terry Pratchett
Türkçesi: Niran Elçi
İthaki Yayınları, 2003, 383 s.

Sayı: 31, Yayın tarihi: 19/10/2008

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics