MaviMelek Edebiyat
Hermes Kitap
"Ve belki, ne yazık, hatta en güzel yalan beni kandıramıyor artık. / Artık söz sarhoş edemiyor beni, ne başkasınınki, ne kendiminki." Son Otobüs / Nâzım Hikmet

[Gündem]"Şehrime Ulaşamadan Bitirirken Yolumu… Nâzım ve Vera, Moskova'dan İstanbul'a"

Nâzım Hikmet ve Vera Tulyakova

"NÂZIM BU SERGİYLE MEMLEKETİNE DÖNÜYOR"

Dünya şairi Nâzım Hikmet, ilk kez sergilenen kişisel eşyaları, özel belgeleri ve elyazmalarıyla, Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Salonu'nda memleketinin insanlarıyla buluşuyor.

19 Ocak – 22 Mart tarihleri arasında açık kalacak "Şehrime Ulaşamadan Bitirirken Yolumu…" Nâzım ve Vera, Moskova'dan İstanbul'a başlıklı sergi, Nâzım Hikmet'in eşi Vera Tulyakova'yla paylaştığı ve yaşamının son yıllarını geçirdiği Moskova'nın 2. Pesçannaya Sokağı'ndaki evinden getirilen pek çok özel eşyayı Hüviyetişairin sevenlerine ve edebiyat meraklılarına sunuyor; şairin ve eşinin yaşam alanının kendine özgü atmosferini yeniden canlandırıyor. M. Melih Güneş'in küratörlüğünde hazırlanan ve Sadık Karamustafa tarafından tasarlanan sergi, Vera Tulyakova'ya ait bazı kişisel eşyaları da kapsıyor.

Nâzım Hikmet'le Vera Tulyakova'nın bilinen bazı fotoğraflarına da yansıyan kıyafetlerinden örnekleri de içeren ve Nâzım Hikmet'in Moskova'daki dünyasını, ilk kez sergilenen özel eşyalarıyla İstanbul'a taşıyan sergi, büyük şairin yaşadığı mekâna dair ilginç ayrıntıları izleyicilerle buluşturacak. İzleyiciler, bu eşyaların/giysilerin çiftin yaşamında nereye denk geldiğini ve günlük hayatlarının neresinde durduğunu, YKY'nin bu ay yayımlayacağı Vera Tulyakova imzalı Bahtiyar Ol Nâzım adlı kitaptan alıntılanan metinlerden takip edebilecekler.

"Şehrime Ulaşamadan Bitirirken Yolumu…" Nâzım ve Vera, Moskova'dan İstanbul'a sergisi Nâzım Hikmet'i sabahlığından pijamasına, yeleklerinden takım elbiselerine, cüzdanından telefon defterine, oyuncaklarından plaklarına, çoğu ilk kez sergilenen fotoğraflarından evlilik cüzdanına, üzerinde özel notları da Cüzdanıbulunan 1963 yılı masa takviminden mektuplarına, daktilosundan kalem kutusuna, elyazmalarından bavuluna, imzalı kitaplarından banka hesap cüzdanına uzanan eşyalarıyla, Pesçannaya Sokağı'ndaki evinden İstanbul'una getiriyor. Bu eşyalara, Vera Tulyakova'nın elbiseleri, şapkaları, ayakkabısı, seyahat çantası ve şairin ölümünden çok sonra gerçekleştirebildiği İstanbul gezisinin fotoğrafları ile yatak odalarının perdesi eşlik ediyor.

Sergilenen eşyaları/giysileri ve bunların bilgi metinlerini içeren ve sergiyle aynı adı taşıyan katalog ise, M. Melih Güneş'in ve Vera Tulyakova'nın kızı Anna Stepanova'nın yazılarını bir araya getiriyor.

"Bu sergiyle olanaklar elverdiğince, Nâzım Hikmet'in Moskova'daki son yıllarının dünyasını, büyük ustanın 'hasret gittiği' İstanbul'da, İstanbullularla buluşturmaya çalıştık. Nâzım Hikmet ve Vera'nın birlikte yaşadığı evde bulunan eşya ve belgelerin sergilenmesi genel ilke olarak kabul edildi. Sergide Nâzım Hikmet ve Vera TulyakovaVera'nın kullandığı, Nâzım'ın etkisini taşıyan bazı giysiler ve eşyalar da yer alıyor. O eşyalar ki, ak yakalı kara paltodaki "kocaman sedef düğmeler" gibi Nâzım Hikmet'in sanatının da içine girmişti." M. Melih Güneş

"Nâzım'ı seven ve onun nasıl yaşadığını öğrenmek isteyen insanlar, ölümünün ardından annemi ziyaret ettiler. Nâzım'la ve Nâzım hakkında konuşmak annem için önemliydi. (…) Evde Nâzım Hikmet'in ayak seslerini işitip, bir şekilde onun evde yaşamayı sürdürdüğüne inandığı için çalışma odasıyla, konuk odasını hemen hemen hiç değiştirmemişti. Vera, sadece evi değil Nâzım Hikmet'in arşivini de korudu. Sadece, mezarına anıt taşını koydurabilmek için bazı evrakları Edebiyat ve Sanat Devlet Arşivi'ne bedel karşılığı vermek zorunda kaldı. (…) Nâzım Hikmet'in arşiviyse eskisi gibi korunmakta. (…) Vera, Nâzım Hikmet'in kişisel eşyalarını da sakladı. Onların durduğu bavulu çok ender açardı. Yıllar geçse de annemin özlemi hiç azalmadı, Nâzım Hikmet'in giysilerini, Nâzım'sız görmek hep acı verdi ona." Anna Stepanova

***

"çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
ölsem de gam yemem gayrının resmi…"

Nâzım Hikmet'in eşi Vera Tulyakova'nın ölümünden birkaç yıl sonra, kızı Anna Stepanova'yla birlikte arşivini inceleme görevini üstlendik. Vera'nın yıllar yılı sakınıp koruduğu bu arşivde çalışmaya başladığımızın ilk günüydü. Anna önce 60'lı yıllardan kalma küçük bir seyahat çantası getirdi. Heyecanla açtık kapağını… Bu, bir seyahat çantasından ziyade, Nâzım Hikmet'in "Saman Sarısı"nda söylediği gibi, "bir gölün dibinde gümüş kakmalı bir sandıktı".
Bir bir çıktı Nâzım'ın Polonya pasaportu, seyahat, evlilik, ölüm belgeleri, Vera'ya yazdığı şiiri, fotoğraflar ve bazı mektuplar... Bir hayat, bir "koca dünya" açılıvermişti önümüzde!
Arşivi incelemekteki amacımız önceleri, neyin ne olduğunu anlamak ve Türkçe belgeleri belirlemek, tasnif etmekti. Çalışmanın son günlerinde ise Anna Stepanova, bu kez içinde Nâzım'ın giysilerinin özenle saklandığı eski kahverengi bir bavul getirdi. Ve zamanla, su yolunu buldu; bu kataloğu doğuran "Şehrime Ulaşamadan Bitirirken Yolumu..." Nâzım ve Vera, Moskova'dan İstanbul'a sergisinin düşünce yolu açılmış oldu.

* * *

Leipzig'den yazdığı şiirdeki "uzak, büyük, iki şehir"den biri olan İstanbul'a hasreti, ne yazık ki hiç dinmedi Nâzım Hikmet'in, insanlarının ona olan hasreti de...
Bu sergiyle olanaklar elverdiğince, Nâzım Hikmet'in Moskova'daki son yıllarının dünyasını, büyük ustanın insanlarına hasret gittiği İstanbul'da, İstanbullularla buluşturmaya çalıştık. Nâzım Hikmet ve Vera'nın birlikte yaşadığı evde bulunan eşya ve belgelerin sergilenmesi genel ilke olarak kabul edildi. Sergide Vera'nın kullandığı, Nâzım'ın etkisini taşıyan bazı giysi ve eşyalar da yerini aldı. O eşyalar ki, ak yakalı kara paltodaki "kocaman sedef düğmeler" gibi, Nâzım Hikmet'in sanatının da içine girmişti.
Nâzım Hikmet'in evdeki varlığı, 5 Haziran 1963'te toprağa verilmesinden sonra da hep korundu. Bu nedenledir ki, daha yakın tarihli bazı belge ve eşyaların da sergilenmesine karar verildi. Geçmiş yıllarda, Vera Tulyakova'nın armağan ederek kocasının "memleketi"nde, Türkiye'de bulunmasını sağladığı eşya ya da resimlerin bir kısmı da sergiye dahil edildi. Vera'nın Aziz Nesin'le gönderdiği bir bavul dolusu eşyanın akıbeti ise bilinemediğinden, ne yazık ki bunlar, bu serginin dışında kaldı.
Sevgisiz sakınılamayacağı aşikâr olan bu eşyaları sanat tarihi ve tarih bilincinin de etkisiyle koruyan Vera Tulyakova Hikmet'e saygı borcu duyulması gerektiğine inanıyorum. Nâzım Hikmet'le birlikte yaşadıkları evi her ziyaretimde heyecan duydum. Zaman zaman Türkiye'den konukları olurdu; Vera sofrayı hazırlarken evi gezdirme görevini bana devrederdi. "Şehrime Ulaşamadan Bitirirken Yolumu..." Nâzım ve Vera, Moskova'dan İstanbul'a sergisiyle ve bu katalogla, bu görevi başka bir biçimde yerine getiriyor olmaktan yine büyük heyecan duyuyorum.

Sergilenen eşyaları ve belgeleri Türkiye'ye göndererek İstanbul'daki bu buluşmayı sağlayan Nâzım Hikmet'in "Anuşka"sı Anna Stepanova'ya, yalnızca kalbimle değil düşüncemle de minnettarım.

çok şükür, çok şükür bugünü de gördük…

Sergi Küratörü: M. Melih Güneş
Aralık 2007
Tiflis, Moskova, İstanbul

Yapı Kredi Sermet Çifter Salonu
19 Ocak - 22 Mart 2008
Açık olduğu saatler:
Hafta içi 10:00 – 19:00
Cts. 10:00-18:00 / Pz. 13:00 – 18:00

Kaynak: Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics