MaviMelek
Hermes Kitap
"Geçmişteki hayalleri yeniden görmek imkansız. Ancak özgürleştirerek geleceği kurtarabiliriz" Pascal Quignard

[Gökçeyazın]"Kapalı İktisat" - Azad Şahin*

Kapalı İktisat

"MELANKOLİK BİR AŞK"

Selim İleri, yazma uğraşını geniş anlamlı ve geniş zamanlı algılayan yazarlardandır. Bu yüzdendir ki ilk kitabı daha on dokuz yaşındayken okuyucuyla buluşmasına rağmen (Cumartesi Yalnızlığı) yazma coşkusu yılların içinden geçtikçe dinmemiş aksine disipline bir şekilde üretim haline dönüşmüştür. Ayrıca yazmayı geniş anlamlı algılamasının neticesi olarak da oyunlar, senaryolar, denemeler, anılar, hikâyeler ve romanlar (ne kaldı geriye!) yazmış bu yazma eyleminden zerre eksiltmeyerek hâlâ da yazmaktadır. İleri, dünyaya söyleyecek çok sözü olan bir yazardır.
Selim İleri sessiz sedasız yayımlattığı ve uzun öykü gibi değil kısa roman gibi okunan (nitekim kitap arkası bize bunu öğütlüyor!) Kapalı İktisat'ta okuyucuyu yine bir aşka ve onun insanı halden hale sokan, her şeyi tersyüz eden, dünyayı daha katlanılır kılan mecrasına misafir ediyor. Bu mecrada aynı zamanda 1970'li yılların kâbusu aratmayan atmosferini de seçilmiş birkaç örnekle görürüz. Sokaklarda insanlar katledilmekte, her gün yeni canlar bu dünyadan göçmekteyken hayatın her nasılsa devam ettiği, insanların her nasılsa yaşayabildiği zamanlar...
Kapalı İktisat, odağında imkânsız bir aşk olan ve 1970'li yılların etkisinin hissedildiği bir kısa roman. Anlatıcı aynı zamanda hikâyenin ana karakteridir de. Yıllar sonra bu aşkı anlatması gerektiğine inanarak okuyucuyu karşısına alır. Ancak burada okuyucu, dinleyici kategorisindedir. Anlatıcı, anlatarak yükünü hafifletmeye, anılarını canlanır kılmaya çalışmaktadır. Anlattıkça onu görürüz. Anlarız. Anlatıcı, kendini anlatırken belli noktalara dokunur. Belli noktaları seçerek anlatılır kılar. Vaktinde ölçülü bir burjuvadır. Osmanlı'nın son dönemlerinde yaşayan Sadrazam Koca Hasan Paşa'nın torunudur. Sadrazam'ın bütün mirası ona kalmıştır. O artık bir mirasyedidir. Gönlünün çektiği gibi hiçbir şeyden sakınmadan yaşamaya başlar. İçinde bulunduğu çevrenin şekillendirmesiyle birlikte zalimliği ve acımasızlığı da gün yüzüne çıkar. Nitekim en büyük acımasızlığı da nişanlısına yapar ve hamile olan nişanlısını kürtajdan sonra sessizce hiçbir şey söyleme gereği duymadan terk eder. İleri, oldukça güzel bir biçimde bu duyguyu adlandırır: "Sema'yı bir arkadaşımın salık verdiği kadın doktoruna tek başına gönderdim, vicdanım da sızlamadı. O günden sonra da içi kazınmış nişanlımı bir daha aramadım; mektuplarını geri çevirttim, telefonlarını yanıtlamadım." Hedonist bir hayat sürer. Zengin dünyanın içinde onun koşullarıyla var olmaya çalışan bir adamdır ta ki Nedret'le karşılaşana kadar.

Vicdanın ve kalbin uyanması
Nedret, anlatıcının ilkokul arkadaşı Zafer'in karısıdır. Amerika'da okumuş, toplumsal gelişmelere aşırı bir duyarlılığı vardır. Anlatıcı onlarla metresinin oynadığı oyunda karşılaşır ve o anda Nedret'e karşı ilgisi uyanır. İşte tam da burada Selim İleri'nin dramatik kurgusu engelleriyle birlikte ortaya çıkar. Aşkın kendisi bir engelken ve üstelik tek başına bile dramatik olmasına rağmen anlatıcı evli bir kadına âşık olmuştur. Üstelik bu kadın aynı zamanda arkadaşının karısıdır. Bu yol çetrefil ve tehlikeli bir yoldur. Bu engeller nasıl aşılacaktır? Anlatıcı çelişkileriyle mücadele ederken diğer yandan Nedret'i göremeden yapamaz. Ancak Nedret'e karşı hissettikleri Nedret'in bütün bedenine ve ruhuna değil, onun zarif kollarınadır. Anlatıcının bütün hayatı Nedret'in kolları olur. Nedret ise özlediği hayatı büyük ve hamasi kelimelerin arasına sığdıran, dünyayı kurtarmaya çalışan bir yapıya sahiptir. Dönemin ruhuna uygun davranır. Büyük ve güzel hayaller, büyük kelimeler ve nihayetinde büyük yıkımlar...
Oysa anlatıcı daha önce hayatının hiçbir kıyısında dikkatini çekmeyen bu kelimelerden ve bilmediği bu dünyadan etkilenmiştir. Aşk onu değişime götürmektedir. Nedret, içini uyandırmıştır. Vicdanı ve kalbi uyanmıştır, dışarıda artık yeni bir hayat vardır. Ama engeller bitmez. İleri, bu dramatik yapıyı yavaş yavaş ortaya çıkarmış ve tıpkı hayat gibi onu sürprizlerle karşılamıştır. Anlatıcı Nedret'e onu sevdiğini söylediği gün, Nedret, Zafer'den iki buçuk aylık hamile olduğunu söyler. Yeni ve aşılmaz bir engel... İleriki zamanlarda bu engel aşılamaz ve anlatıcı her şeyi göze alarak benimle evlen dediğinde ise Nedret doğurur. Bu anlatıcı için yıkımdır. O günden sonra anlatmaya devam etmez. Teselliyi dilini bilmediği ama resimlerinden kendine çıkarımlar yaptığı Melankolinin Anatomisi kitabında bulur.
Ancak kitabın sonlarına yaklaştıkça İleri'nin karakterleri için küçük küçük ortaya çıkardığı sürprizlerden okuyucu da payını alır. Tam da hikâye bitti dendiğinde aslında yeni bir kurguyla karşı karşıya olduğumuzu görürüz. Burada o sürprizleri anlatarak okuyucunun merakını dindirme taraftarı değilim.

Bir burjuvanın değişimi
Selim İleri, Kapalı İktisat'ta da apaçık görüldüğü gibi karakterlerini çelişkileri ve karşıtlıklarıyla var etmeyi becerebilen yazarlardandır. Onun karakterleri yaşamakta, bizatihi hayatın içinde her an karşımıza çıkabilecek özelliklere sahiptir. Bu kitapta zaman zaman karton karaktere giden bir tek kişi varsa o da Nedret'tir. Nedret'in hamasi konuşmaları belki de romanın en sıkıcı, sayfa çevirici yanıdır. Selim İleri muhakkak bunu hesap etmiştir. O dönemde insanlar evet böyle konuşuyordu. Ama bugün bu konuşmalar yabanıl kalmaktadır.
Kapalı İktisat bir aşk hikâyesi anlatmasına rağmen bir karakterin değişiminin hikâyesidir de. Bir zamanlar ölçülü bir burjuvayken şimdi yaşlanmış, sinmiş, zengin hayatından silinmiş, kadri bilinmez olmuş bir ihtiyarın geçmişe dönüp dönüp yeniden canlandırdığı anlatısıdır Kapalı İktisat. Issız odalara kapanır, görüntüleri, anıları bir daha bir daha anmak, görmek, hissetmek için... Ve bütün bu anılar içinde en anlatılır olanı da yaşadığı imkânsız aşktır. Her şey anlatıcının belleğindedir. Herkesin yerini anlamlı ama gizemli bir şekilde başkası alıyor. Freudyen görüntüler, kelimeler kitabın sonlarına doğru iyice beliriyor. Çember ise son sayfada kendini tamamlıyor.
Bu kısa roman anlatıcının nereden nereye geldiğinin, aşkı bulmasıyla değişiminin, sonrasında dünyaya küsüp hayallere dalışının hikâyesidir. İleri, diğer öykü ve romanlarında olduğu gibi burada da karakterlerin iç dünyalarına dalar ve onların en gizli noktalarını açığa çıkarır. Karakterlerini çevrelerinden ve yaşadıkları dönemden bağımsız ele almaz. Çünkü her karakter ancak içinde bulunduğu çevreyle şekillenir. Anlatıcı, zengin bir burjuvadır. Onun değerlerini savunur. Monoton bir hayat ve o hayatı renklendirmek için yapay sürprizler, zorunlu ama hep aynı tempoda kalp atışları, heyecan ve tehlike yoksunluğu, her zaman nereden geleceği epey önce saptanmış aşklar, tenler, hazlar ve bütün bunları birleştiren ve onların üstünde duran para... Paranın yarattığı sınıf, duygu, koşul farklılıkları... İşte bütün bunlardır aslında anlatıcının âşık olmadan önceki hayatı... Aşk onu bir kırılmaya uğratır. Ve önüne o güne kadar yaşamadığı, duyumsamadığı bir hayat çıkar. Demek ki başka hayatlar da mümkünmüş dedirtir...

Fakat arkadaşımla bu genç kadının evlilik ilişkisi, beni anlatamayacağım kerte sarsıyordu. Onların gece yaşamlarını, sevişmelerini gözümün önünden uzaklaştıramıyordum: Bu, müthiş bir acı veriyordu bana ve kıskançlıktan boğuluyordum.
Zafer'in Firuzağa İlkokulu'nun ayakyolunda, o korkunç sidik ve dışkı kokuları içinde pantalonunu çözüşü, benim de tıpatıp benzeri bir davranışla ona eşlik edişim aklımdan asla çıkmıyordu. Belleğimin söz konusu anıyı olanca ayrıntısıyla hatırlaması ne garipti! Sonra, genç kadın bir kez daha maşayla tuttuğu buzları, viski dolu bardağıma bırakıyor ve ben ona ansızın Zafer'le mutlu olup olmadığını soruyordum... Çıldırmak işten bile değildi.
(Kitaptan)

Kapalı İktisat
Selim İleri
Notos Kitap, 76 s. 2007

* Radikal, 12/10/2007

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics