MaviMelek
Hermes Kitap
"Edebiyat daima hayatı önceden sezer. Onu taklit etmez, fakat kendi belirlediği amaca göre biçimlendirir." Oscar Wilde

[Gökçeyazın]"Sürgün değil artık kendi topraklarında yatıyor" - Abidin Parıltı*

Dicle'nin Yakarışı

"YİTİK BİR AŞKIN GÖLGESİNDE"

Mehmed Uzun uzak düştüğü topraklarına, Diyarbakır'a 'ölmek için değil yaşamak için' gelmişti, geçen yıl. Çaresi tükenmiş bir hastalığın pençesinde kıvranırken gözleriyle topraklarına bakmayı, kalbiyle bu toprakların iflah olmaz talihsizliğini hissetmeyi istemişti. Binlerce insanın onu karşılaması, bir an olsun yalnız bırakmaması, yüzlerce gencin kuyruklarda kan vermek için beklemesi, başka hiçbir yazarın tadamayacağı bir duyguydu. Okuma-yazma bilmeyen bir köylünün ona 'Sen bizim sesimizsin' demesi hangi lügatte kaç anlam taşırdı içinde? Uzun, bu duygudan sonra yaşama bütün gücüyle sarıldı, Diyarbakır'ı kendine yeniden yurt edindi.
O Mezopotamya'nın talihiydi, yurttaşları biliyordu bunu. İşte tam da bu yüzden 'Sen bizim sesimizsin' diyorlardı… Mehmed Uzun dün öldü, sürgün değil artık, kendi topraklarında yatıyor.

Sürgün hayatı

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde

Mehmed Uzun 1953 yılında Urfa'nın Siverek ilçesinde doğdu. Genç yaşında cezaeviyle tanıştı. Cezaevinden çıktıktan sonra 1977 yılında İsveç'e yerleşti ve o da sürgün yazarların yazgısını taşıdı… Uzun romanlarını Kürtçe, birçok denemesini ise Türkçe, Kürtçe ve İsveççe yazdı. Kitapları 20′den fazla dilde yayımlandı. 1980′li yılların sonlarından itibaren tanınmaya başlayan Uzun, son birkaç yıldır Türkiye'de de önemli bir okur kitlesine ulaştı. Çokdilli, çokkültürlü olan Uzun, sürgün yıllarında İsveç'te Kürtçe yazmanın uğraşısını verdi. O zamanlar Türkiye'de Kürtçe yasaklı bir dildi. Bunun için sık sık Kürt sözlü kültürünün en önemli öğeleri olan dengbêjleri dinledi. Unutulmuş kelimeleri bu sayede yeniden gün yüzüne çıkardı.
Uzun'un yazınsal serüvenine bakıldığında her defasında yeni arayışların içinde olduğu söylenebilir. Konularda ise belli temaların etrafında gezinir.
Uzun'un Türkiye'de Kürtçeden çevrilen ilk romanı 'Siya Evînê' (Yitik Bir Aşkın Gölgesinde) oldu. Yaşar Kemal'in Muhsin Kızılkaya'ya önerisiyle çevrilen bu roman Kürt entelektüellerin Cumhuriyet sonrasındaki sürgün acısını ve yurt özlemini ele alır. Bu roman Uzun'un Türkiye okuyucusuna açılımı da oldu. Romanda bir Kürt aydını olan Memduh Selim Bey'in yaşam öyküsünü anlatılır. 'Yitik Bir Aşkın Gölgesinde'yle organik bağı olan 'Kader Kuyusu' ise Kürtlerin en önemli aydınlarından olan Celadet Bedirhan'ın İstanbul'daki elit yaşamını, sürgün yıllarını, Şam'a yerleşmesini ve yine Memduh Selim'in yazgısını paylaşarak yoksulluk içinde ölmesi hakkındadır.

Kitaplarından dolayı yargılandı

Kader Kuyusu

Mehmed Uzun, 'Kader Kuyusu'ndan sonra 1940′lı yıllardaki Kürt aydınının yazgısına ara verip bir düş ülkede geçtiği söylenen savaşın içindeki bireyleri ve onların yaşam karşısındaki çelişkilerini ele aldığı 'Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık'ı yazdı. Roman Türkiye'de çok önemli bir okuyucu kitlesine ulaştı. Ancak bu romanla birlikte yazar mahkemelerle uğraşmak zorunda da kaldı. 2001 yılında hem bu romanı hem de Türkçe denemelerini içeren 'Nar Çiçekleri' adlı kitabından dolayı yargılandı. Daha sonra beraat etti.
Uzun, daha sonra yeniden 1940′lı yıllar ve öncesine döndü. Uzun'un bütün romanları boyunca arayışı 'Dicle'nin Sesi'nde tam olarak karşılığını buldu. 'Dicle'nin Sesi' üstbaşlığıyla yayımlanan bu roman iki ciltten oluşmaktadır. Roman dengbêj Biro'nun ölüm döşeğinde hikâyesini anlatmasıyla başlar. Romanın içeriği aslında Uzun'un bugüne kadar yazdığı bütün romanların içeriğini de kapsamaktadır. Sürgünler, savaş, yıkılan hayatlar, Kürtlerin makûs yazgısı, aydınların çaresizliği, çokkültürlülük ve birlikte yaşam güzelliği, kültürlerin bir arada var olması düşü, kelimeler ve dengbêjler.
Uzun, yaşamını yitirmeden önce yeni ve diğer romanlarından bütünüyle farklı bir konu üzerinde çalışıyordu. Kendi yaşamıyla paralellik kurduğu, 1892 yılında Berlin'de doğan dilbilimci ve edebiyat tarihçisi Auerbach'ın Nazi Almanya'sından kaçışını ve Türkiye'de yaşadığı yılları anlattığı 'Auerbach'ın Umudu' adlı romanı yazıyordu…
Uzun'un aldığı ödüllerse şöyle: Türkiye Yayıncılar Birliği'nin Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü, Berlin Kürt Enstitüsü'nün Edebiyat Ödülü, Torgny Segerstedt Özgürlük Kalemi Ödülünü (İskandinavya'nın en önemli ödüllerinden), İsveç Akademisi'nin Stina-Erik Lundeberg Ödülü, Irak Kürdistan Bölgesi Onur Ödülü, ve Diyarbakır Belediyeleri Onur Ödülü.

* Radikal, 12/10/2007

 



MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics