MaviMelek Edebiyat
Hermes Kitap
"Mutluluk insanın sevdiği kişiye yakın olmasıdır yalnızca." Masumiyet Müzesi / Orhan Pamuk

[Gökçeyazın]"Masumiyet Artık Müzelik" | Ayşe Özbek

Masumiyet Müzesi | Orhan Pamuk

"UZAK ve SESSİZ TANIKLAR"

Masumiyet Müzesi Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk'un son romanı. Merakla alıp bir çırpıda okuyup bitirdim. Peki ya sonra?
Kapağında da yazdığı üzere bu bir aşk romanı. Ama içinde de yazdığı üzere mutlu bir aşkı anlatmak için bir iki cümle yeter.
Romanın baş kahramanı "Kemal". Kemal karakterini romanın bazı yerlerinde anlamakta güçlük çektiğimi ifade etmek zorundayım. Uğruna yıllarını verdiği "güzeline" aşık olup olmadığına karar vermekte gecikmiş bir adam. Çocuksu yanları ağır basan bir karakter. Belki de o yüzden sevebiliyor insan onu. Ama Füsun hiç öyle değil. Füsun anlamsızca inatçı ve zayıf bir kişilik. Bir türlü yapmak istediği şeyin peşinden gidemiyor. Önce babasının, sonrasında kocasının sözünden çıkamıyor. Sonunda kendi mutsuz olduğu gibi herkesi de mutsuz ediyor. Aslında sinir bozucu bir karakter.
Ana kahramanların yanı sıra kitabın en önemli karakterlerinden veya gerçekçi atmosferin yaratılmasında en büyük rolü oynayanlardan biri ise Orhan Pamuk'un anlatımıyla zaman içerisinde değişen İstanbul ve İstanbul yaşamı. Yazar, abartılı romantizm ve nostalji tuzaklarına düşmeden, o yılları yaşamamış olanların bile kafasında görüntülerin canlanmasını sağlıyor. Üstelik bu görüntüler insana "Keşke o zamanlarda yaşasaydık" hissini vererek rahatsız da etmiyor. Yazar gerçekçi bakış açısından ödün vermeden ve insanlara çokça sunulan yalan geçmiş özlemiyle, duygu sömürüsü yapmıyor.

Metalar dünyasındaki duygu dolu nesneler

Kitabı okumayanlar için bu yazıyı da okumamalarını tavsiye ederim. Adından belli zaten… Müzelerde ne olur? Tarih ve insana ait ne varsa onlar olur. Masumiyet Müzesi de bir aşk hikâyesinin anılarıyla, tarihiyle ve karakterleriyle dolu. Belki müzeye gittiğimizde karakterleri canlı kanlı olarak görmek isteyeceğiz. Ama karakterleri veya hikâyeyi anlamamız için onları görmemize gerek olmadığının bir kanıtı olacak bu müze. Bir aşk hikâyesinin yanı sıra modern hayatın ve insanın arkeolojisi ve antropolojisi olacak. Aramızdaki ya da içimizdeki Kemal ile Füsun'u hissedeceğiz belki. Aslında eşya eşyadır, roman da roman. Eşyalara veya daha geniş düşünürsek "şey"lere değer katan insanın hisleridir. Bir izmarit izmarittir sadece. Ama o sigara içilirken yaşanan zaman ve hisler o izmaritin içine işler ve artık o bir simgeye dönüşebilir. Ona atfedilen değerlerden sıyrılıp sadece basit bir izmarit olamaz.
Eskiden genç kızların artist resimleriyle dolu defterleri vardı. Ne kadar sevmesem de merak ediyorum, acaba Füsun'un da bir artist defteri var mı diye. Herkes bir şeyler biriktirir. Unutmamak için saklar belki de. Ya da geçmişe sığınmak için. Ama bunların bir önemi yok. Konumuz hâlâ Masumiyet Müzesi. Bir romana konu olmasa da aslında hepimizin küçük masumiyet müzelerinin olduğuna inanıyorum. Anne veya anneannelerimizin dolapların derinliklerinde veya sandıklarda sakladığı eskilerimiz ya da defter aralarına konan çiçekler… Genç kızların artist resimleriyle dolu albümleri… On yıllar boyunca, çeşit çeşit ev gezmesine rağmen bir türlü atılmayan veya kaybolmayan ıvır zıvırlar… Hepsi bizim farkında olmadan kurduğumuz müzenin parçalarıdır. Aslında onlar bir şey yapmamışlardır. Onlar uzak ve sessiz tanıklardır. O yüzden masumdurlar.
Orhan Pamuk'un okuduğum diğer kitaplarında da hissettiğim şey; mimarlık tahsili ve resim merakının yazımına olan etkisidir. O yüzden ucuz romantizm tuzaklarına düşmeyen bir anlatımı olduğunu düşünüyorum. Bir nesneyi, anı veya kurguyu olduğu gibi anlatırken, duygusal betimlemeleri de gerçekçi.
Bir kitabın ilk cümlesi çok önemlidir. Bir çok okuyucu ilk cümleden itibaren kitaba yaklaşır veya uzaklaşır. Yazar, kimin veya neyin için yazarsa yazsın kitaplar okunmak için. İlk cümle vaatkâr olmalı. Ama vaatkâr olmalı diye de samimiyetsiz olmamalı. İşte buradaki dengeyi ve sihri bulmuş bir yazar Orhan Pamuk.
Hikâyede beni uzaklaştıran iki nokta var. Birincisi Füsun ve Kemal'in çok kısa sürede ve manasız tesadüflerle birbirlerine âşık olmaları. İkincisi de Kemal'in yıllarca Füsun'u beklemesi. Belki de aşka inanmadığım için böyle düşünüyorumdur.
Orhan Pamuk sadece Türk edebiyatı için değil dünya edebiyatı için de çok önemli bir yazar. Masumiyet Müzesi ise şu an bile bir kitap veya bir aşk hikâyesinden çok öte bir yapıt. Orhan Pamuk'un da dediği gibi roman sanatı başkasının hikâyesini kendi hikâyen gibi, kendi hikâyeni başkasının hikâyesi gibi anlatmaktır. Önyargısız bir şekilde okunduğunda herkes kitapta kendine ait bir şey bulacaktır. Bir sigara izmariti olsa bile…


Masumiyet Müzesi
/ Roman
Orhan Pamuk
İletişim Yayınları, 2008, 600 s.

Sayı: 30, Yayın tarihi: 07/10/2008

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics