MaviMelek
Hermes Kitap
"Şiirler yazdım sıradan adamlarıma/Sıradanı aşırtıp kutsala vardırırcasına./Şimdi çok iyi anlıyorum/Ne farkım vardı benim/Yarattıklarına tapanlardan." Erdal Alga

[Hezeyanlar] "Masalsız Peri" | Nilsu Sarı

Masalsız Peri | Begüm Oruç

"KURBAĞALAR MİSALİ YAŞADILAR"

Yıllar önce bana verdiği güzelim küpe çiçeklerini sularken, birden gözlerimin önünde canlandı anneannem Refia hanım. Onu, sarı, Fransız bükmesi dediği topuzu, narçiçeği kırmızısı dudak boyası ile boyanmış dudakları, sürmelenmiş mavi gözleriyle her zaman bakımlı gördüm. Kaybedeli yıllar oluyor, ara sıra rüyamda görürüm. Rüyalarımın birinde bana bir peri masalı anlatıp, incilerle süslü akrep şeklinde bir yaka iğnesi verdi. "Bunu takarsan, yaşamın peri masalları gibi olacak ipek kızım, peri kızım" diye sevdi.
Rüyamda bile olsa şaşırmıştım. Çünkü bizlere masal anlatmazdı, anlattıkları hep gerçek hayattan örnekler olurdu. Dans ederek keyif almayı öğretmişti, çarliston ve tangoyla… Ama hiç masal anlatmamıştı. Anlattıklarını masal olarak algılamamıştım ya da bana öyle gelirdi.

Derinden bir iç geçirdim. Ben, peri masallarını kitaplardan, bir de eski Yeşilçam filmlerinden öğrenmiştim. O filmler, zaman zaman mutlu son ile biten masum, naif aşk masallarıydı. Masal kitaplarında da, akşamdan sabaha bitiriliveren binlerce çift ayakkabının yapıldığı atölyeler olurdu. Ya da aniden bir perinin gelip, masal kahramanını içine düştüğü kötü durumdan kurtarmak veya kötü bir perinin büyüsünü bozmak için, mutluluk vermek için, sihirli sopasını oynatıp yaldızlar saçıyor olması yeterdi. Kurbağalar öpülünce prense dönüşür; prenslerden öpücükler hayat verirdi, peri masallarında…

Öylesine düşündüm:
Periler, güzel, süslü, kocaman, gizemli evlerde yaşar masallarda. Oysa gerçek yaşamda, küre şeklindeki bir kavanoza hapsedilmiş kurbağalar misali yaşadılar. Çıkmak için uğraştıkça, zamanla tepe taklak yeniden kavanozun dibini boylamayı öğrendiler. Sırça kavanozlarda debelenirken, birilerinin gelip, o kavanozu tekmeleyip kırmasını bekler oldular. Ama ne yazık ki yaşam bir masal değil ve bir prens gelip kavanozu kırmaz, kıramaz. Gerçek yaşam masallarında kötü periler, (Artık uyku ilaçlı elmaların modası geçtiği için olsa gerek) boğmak için iyi perileri, su doldururlar kavanozlara…
İçinde yaşanılan kavanozlar, camlardan ziyade perilerin kendilerinden ya da diğerleri denilen insanlardan oluşturulmuştur. Kavanoz bedenleri tekmeleyip kırmak ise her prensin harcı değildir.
Prensler artık modası geçmiş sultanların, ecelerin zengin ve mutlu oğulları, zengin ve mutlu oğullar ise prens değildirler artık.
Kent masallarında periler ve prensler yok. Var olduğu varsayılanların da masalları yok artık.
Varsayılan, kent perilerinin âşık olduklarında, sihirli çubuklarının ucundan dökülen yaldızlarda okunanlar:

"Sıradan insanları
Masalık eyledim
Masallık aynı zamanda
Periledim, huriledim
Eceledim
Afalladım sonra
Kul oldum, tâbi oldum
Cüceleri yüceledim
Şimdi çok iyi anlıyorum
Ne farkım vardı benim
Yarattıklarına tapanlardan"*

Kent prensleri, kendini prens sananlar, artık bu kavanozların içindeki güzel kadınları öpücükleriyle yaşama döndürmek yerine seyrediyorlar, ama âşık olamıyorlar. Ve hayat öpücüğü yerine dudaklarından dökülenler:

"Pek yaklaşmadan sevdim
Loşlukta gecede
Yaklaştıkça çirkindi gerçekler
Hiç tanımak istemedim.
Gözlerimi kapayıp gerçeklere
Sıradan güzelleri sevdim
Bildiklerimi rafa kaldırdım"*                                        

Silkinip, kahve dolu fincanıma uzanırken aklımdan geçen dizeleri anneanneme anlatmış olsaydım eğer "Önündeki yaşamın kendisi sihirli, yaşaman gerekenleri yaşa!" diyeceğinden emin, düşüncelerimden düştüm. Çünkü inanmazdı peri masallarına. Bana hiç peri masalı anlatmadı. Anlattıkları gerçek yaşamdan hikâyelerdi. Büyük bir yudum aldım acı ve boğazımı yakan kahvemden, içim ürperdi.

"Yüreğimi hayallere saldım
Unutup yürekteki, sırttaki hançerleri
Alıp kalemi elime
Şiirler yazdım sıradan adamlarıma
Sıradanı aşırtıp kutsala vardırırcasına.
Şimdi çok iyi anlıyorum
Ne farkım vardı benim
Yarattıklarına tapanlardan"*

Çok sonraları öğrendim ki gerçek yaşamda periler masalsız ve yaşam da sihirsiz.

"Bilmiyorum, belki de ben
Sıradan adamlar sevmedim de
Sevdiğim olmayan kutsal adamı
Sıradan bedenlere yerleştirdim
Sıradanı onurlandırırcasına."*

* Metin içindeki dizeler Erdal Alga'nın "Sıradan Kadınlar Sevdim" şiirinden alınıp değiştirilerek kullanılmıştır.

 

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics