MaviMelek
Hermes Kitap
"yalnız kalmaktan hoşnut biriydim eskiden. / şimdi yıkıldı duvarlarım, / her şeyin kenarları var. / ellerine geçirdiler beni" Charles Bukowski

[Retorik]"Ma Folie" | Lale Mimoza Battal

Ayçekimi | Can Göknil

"NELER YAPMAZDIM BEN SANA…"

«Ma folie s'ébranle sur les rives de la jouissance perverse
grâce aux attouchements maniaques d'un amour grandiose…»

Ben sana çeviriler yapardım Cioran'dan, Barthes'tan, Lacan'dan. Ama bunu evirsem de çevirsem de çeviremem. Bir başkası hiç çeviremez. Belki tersine çevirir ya da altüst eder, aklı başına gelsin diye. Bu alıntı Mimoza'dan. Hangi akla hitaben yazmışsa, hangi akıllı okusun, hangi deli anlasın diye koymuşsa buraya…

Ben sana türküler söylerdim uzaklardan, yağmur ormanlarından, uçurtmalı çöller, uykulu kervanlardan. Sirenlerin sesi sanırdın, aldanırdın, mecnun olurdun.

Alnına sıcak bir buse kondururdum her ürperişinde. Dehşetlerinin eşiğinde durur, kovalardım zebanileri, "cehennetin" olurdu.

Uçurumun kenarında el ele dolaşırdık. Diz dize oturur kıyısına, göz göze bakardık boşluğa. Yürek yüreğe korkmazdık.
Ateş ateşe sevişirdik, savaşırdık omuz omuza canavarlarımızla, kalırdık ayakta, yan yana.
Neler yapmazdım ben sana…
Bir yüz yüze gelseydik, nefes nefese koşsaydık yollarda. İç içe girmişken, ruhlarımız karışmışken, kalsaydık baş başa.
Ben sana dualar okurdum, adaklar adardım uğruna, tütsüler yakardım sunağında, Tanrım olurdun.
Kendimi sunardım şehvetine. Arsızlığımızla doymaz, coşardık azgınlığımızla.
Kadının olurdum, inlerdim kucağında. Sen bebeğim olurdun ağlardın koynumda, avutmamı beklerken.
Kendi ellerimle yok ederdim seni yeniden yaratmalara. "My funny Valentine" derdim sana, sanat eserim olurdun.
Hiçlikten varolan iki atom parçasıyken, birleşip bambaşka bir madde olurduk, bir bedende buluşurduk.

Şımartırdım seni hep. Bencillikle suçlardım sonra da. Her kaprisine göz yuman bir anne gibi bozardım terbiyeni. Eğitim sistemlerini çatıştırırdık o zaman, kınardık falakayı, eleştirirdik dayağı, pedagoji üzerine tezler yapardık kendi çapımızda. Sen muallimlik taslardın, ben akademik kadın. Bir tokatla getirirdim aklını başına, olacağı bu olurdu.

Tartışırdık Piaget'yi, epistemolojiyi, konstruktivizmi. Gesell ve Vigotsky'den bahsederdim sana çocukları seversin diye, bir de Wallon'dan. Gıcık olurduk Horney'e ve lanetlerdik determinizmini psikanalistlerin.
Şiirler yazardım sana, her kızdığımda, sözcüklere boğardım seni, pişman olurdun.
Monologlar okurdum Minyana'dan ve Novarina'dan, çok severdin, anlamazdın, sinir olurdun.
Kur yapardım sana her fırsatta. Kılıktan kılığa bürünürdüm, şaşardın, tanımazdın. Beni benimle aldatırdın farkına varmazdın.
Yokluğumu verirdim sana kur diyerekten saraylarını içime. Çıkardın yörüngenden çekerken seni hiçliğime.
Seni her içime alışımda kıskanırdı içimdeki sen, intikamım olurdun.
Ben sana büyük acılar yaşatırdım, korkunç hazlar. Uğraşırdın benimle gece gündüz, büyürdüm ellerinde, kocaman olurdum.
Ben seni kâşif yapardım, keşfederdin beni kendine. Tamir ederdin beni bozulunca, yepyeni olurdum.
Anarşistim olurdun, devirirdik tüm kurumları. Tanımazdık din, devlet, ne millet, ne aile. Yeniden tanımlardık her şeyi kendi dilimizde, yeniden kurardık kendi ellerimizle.

İlham perin olurdum, yazardın bizi hep yeni baştan, kurardın bizi. Ya çağdaş bir trajedi olurdu ya destana yorardın bizi bir rüya gibi.
Çocuklar doğururdum sana boy boy, başak başak, dizi dizi. Şenlenirdi yurt, bayramın olurdu.
Neler yapmazdım ben sana…

Saşırırdın yolunu her an, bilinmeyen mekânlarda bilinmeyen zamanlara doğru benimle. Pusulan olurdum.
Evreni incelerdin bende. Bir harita gibi okurdun bedenimi. Çıkardın yolculuğuma, seyyah olurdun.
Ol derdim, olurdun. Fiil ve dil bir olurdu, yaratırdı insanı. Tanrıçam diye tapardın bana, ben kölen olurdum.
Korsanlığa çıkardın açık denizlerimde, talan ederdin hazinelerimi. Bozulmamış güzellikler çıkarırdın derinliklerimden, asırlık köhnelerimden yakalardın beni. Fethederdin kalelerimi, fatihim olurdun.
Soytarılık ederdim, güldürürdüm seni. Köçeğin olurdum içki sofranda eğlendirirdim. Şarap diye yudumlardın beni, mest olurdun.
Deli divane ederdim seni aşktan, serhoş gezerdin her daim, yıkılırdın kollarıma, taşırdım. Bukowski'm olurdun.

İnadına bıyık bırakır, "Bıyık Söylencesi" ni anlatırdın bana. Kıskandırmaya bile kalkardın taşralı kızlarla. Harbi maço takılırdın, ben feminist geçinirdim, geçinip giderdik, dalgamızı geçerdik, "Dalgacı Mahmut" olurduk.
Sapığın olurdum kâbuslar yaşatırdım sana. En olmayacak ortamlarda, en münasebetsiz anlarda müstehcen laflar atardım, rezil olurdun.
Edepsizleştirirdim seni, yüzün kızarırdı söylediğin sözlerden. Sesin bir rüzgâr gibi eserken içime yüzünde güneşi bulurdum.

Bin kere tövbe ederdin bana, bin bir kere benim olurdun. "Binbir Gece Masalları" olurduk.
Herşey olurdun benimle.

Yapmadığımı bırakmazdım sana
bir bensiz bırakmazdım seni…

Sayı: 32, Yayın tarihi: 21/11/2008
MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics