MaviMelek
Hermes Kitap
"Önce bitir bu şarkıyı / bir bardak doldur mavi / --hiçbiri açmıyor mu seni- / ve git bu gelmediğin yere / kurtulamayan--nedeni bu." Ece Ayhan

[Gökçeyazın] "Livar Üzerine Bir İnceleme" - Melek Öztürk

Livar

"GECELER DİYE BAĞIRAN KADIN SİYAH BİR YELKEN AÇIYOR…"

Gecenin en suskun saatlerinde perdesi açık unutulmuş pencerenin tülünden içeriye süzülen sokak lambasının ışığında kitaplığın en bilirkişisini görebiliyordum. Tüm sözcükler içinde saklıydı, anlamlarıyla. Rüzgâr usulca süzülürken içeriye, bilirkişinin sayfalarını çevirdim. Aradığım sözcük "Livar"dı. Anlamını bilmediğim bir sözcüktü. İlk kez bir şiir kitabının kapağında görmüştüm. Anlamı: Özellikle balıkçı sandallarında, tutulan balıkların canlı olarak korunması için yapılmış, içinde su bulunan, sızdırmaz bölme."

Zafer Yalçınpınar'ın "Livar" isimli şiir kitabından bahsediyorum tabii ki… "Livar"daki şiirler okurları için özenle yakalanıp, itina ile seçilmişlerdi belli ki. Hayatın tam orta yerinde kasıtlı bir biçimde okuru sorgulamaya sürükleyen bu mısralar, yaşamın bir kurgusu hatta ta kendisi gibi karşımıza dikiliyor. "Beni dinle ve beni anla" dercesine imgelerin yolculuğu başlıyor ilk bölüm "Gece Denizi"nde. Gece ve denizin tınıları duyulabiliyor.

"Geceler" diye bağıran kadın siyah bir yelken açıyor "İki Kişilik Ada Çarpıntısı"nda. İskelenin ucunda oturuyor tanıdık yalnızlık. Ummanda bir yük gemisi denizi taşımaya kalkıyor, cahil cesaretiyle. Sonra yalnızlık batmakta olan bir teknenin suyunu alır ve gece denizlerinde sandalsız, küreksiz yolculuk sürer. Bu yolculuk "Livar"ın ilk bölümü "Gece Denizi"nde yer alan şiirlerde hissedilebiliyor. Çünkü deniz, kara gibi durağan değil, aksine armonik coşkunun bütünlüğüdür.

"Livar", Zafer Yalçınpınar'ın ilk şiir kitabı. Ama ilk kitabı değil. Daha önce yayınlanmış üç öykü kitabı da mevcut. "Karşı" (2000), "Korkak Düşler" (2001) ve "Siya" (2006). Bu öykü kitaplarındaki şiirsel üslubuyla "Livar"da yer alan şiirleri yazın hayatında ayrı ve özel bir yer açmış Zafer Yalçınpınar'ın.

Gece, karanlık, deniz, rüzgâr, sis, susku, müzik ve yalnızlık gibi imgeleri, şiirlerinin konseptini oluşturan ve devingenlik katan temel unsurlar olarak bir bütünlük halinde işlemiş yazar. Az sözcüklü kısa ifadelerle yaratılmış dizelerde çok tanıdık / bildik yalın ifadeler deşifre edilmeyi bekler gibi kurcalıyor insanın aklını. "Balığa çıkmış tam yol gidiyor kara bulut kaşık oltasıyla" gibi.

Dizelerde kullandığı ve fark yarattığı bir başka özellikse hecelemelerle sözcüklere yapılan vurgular. Örneğin; iç / imdeki / gök / yüzü, iç / imdeki / iç / yüzü ya da ben / im / iç / in. İmgenin içselleştirilmesi gibi okurun ruh haline göre değişik anlamlar yükleyebileceği hecelerle sözcüklere vurgu yapmak da ilgi çekici bir karşıtlık oluşturuyor Yalçınpınar'ın şiirlerinde.

Dört bölümden oluşan kitabın ikinci bölümün adı "Çalgıdönüm". Bu bölümün girişinde müzisyen/şair Sting'in müzikte sessizliğin önemine vurgu yapan bir yazısı yer almakta. Hemen bu yazıdan kısa bir anekdot aktarıyorum. "Üç dakikalık sessizlik çok uzun bir zaman gibi görünür. Pek az zaman ayırdığımız düşüncelere ve duygulara dikkatimizi vermek için bizi zorlar. Bunu uygunsuz, hatta korkutucu bulan insanlar var. (...) Eğer müzikte boşluk bırakmazsak, oluşturduğumuz sesi tanımlayıcı bir bağlamdan yoksun bırakmış oluruz.(…) Sanki boşluk bırakmaktan korkuyoruz. Müziğin güzelliği notaların kendisi kadar onların arasındaki boşlukla da ilgilidir." Müzikte olduğu gibi şiirde de susuşlarla düşünmek birkaç saniyelik anlar yaratmak , boşluk oluşturmak şiiri tanımlayıcılık bakımından daha etkili hale getirme amaçlıdır. İyi de müzikteki bu birkaç ölçülük susuşlar "Çalgıdönüm"deki şiirlere nasıl yansımıştır? Şiirlerin isimlerine baktığımızda dört şiirde dört mevsim. Her mevsim farklı bir müzik enstrümanıyla tanımlanmış. Kontbas ile "Sonbahar Şarkısı, Piyano ile "Kış Gecesi Şarkısı", Akordeon ile "İlkbahar Şarkısı" ve Trompet ile "Yaz Şarkısı" şeklinde konsept oluşturulmuş. Peki bu şiirlerde susuşlar nasıl biçimlenmiş? Bir de ona bakalım. Piyano ile "Kış Gecesi Şarkısı"nda:

"4.
bakar yüzün oyuk oyuk
karşımdan
kuşlar kalktı kalktı kondu
başladı yağmur yavaşlıyor
gece

5.
(koro)
bakar yüzün
oyuk oyuk

6, 7.
(iki ölçü sustuk)
sessizlik buzlandı

Akordeon ile "İlkbahar Şarkısı" nda 4, 5. dizede "iki ölçü sustun / gece ihtiyarladı"
Bu susuşlar düşündüren, zihinde tat bırakan yorumlara çok açıktır.

4. suyu dinler, "deniz nakkaştır" diye bilir. Bu mısra üçüncü bölüm "Bu…"nun "Balıkçıdır" adlı şiirinden geliyor. "Bu…"daki şiirlerde ilk dikkati çeken her dizenin numaralandırılmış olması, ki bu da aforizma etkisi oluşturuyor. Her şiirde bir bütünlük olmasına rağmen her dize kendi içinde bir cümle olması itibarıyla eylemsi bir duruş fark edilebiliyor. Yine aynı bölümde "Sivildir" adlı şiirde 3. sözleri misket bombasıdır, padişah kaçırır." dizesiyle de Yalçınpınar, sosyal içerikli mesajlarını gönderiyor okurlarına.

SilbaştankaraAlgının ve sezgilerin ruhta yarattığı görüngüleri anlatan görsel şiirlerden oluşuyor son bölüm "Tepegöz". Görsel şiir, sözdizimsel olmayan sözcük gruplarını ya da harfleri estetik ve işlevsel olarak düzenleme sanatıdır. Bazen tek başına bir tasarım da bu türün içinde yer alabiliyor. Var oluş süreciyle sınırsızlığın, içinde bulunduğu çağın bir tanığı olması itibarıyla sözün resmi gibidir de görsel şiir. Zafer Yalçınpınar da bu türün örneklerini oluşturabilen ender şairler arasında olduğunu çalışmalarıyla ortaya koyuyor. "Silbaştankara" Gemisi'nde ve diğer görsel şiirlerinde nesnenin ayırt edici doğuşkanlığına işaret ediyor.

"Livar" dört bölümden oluşuyor: "Gece Denizi", "Çalgıdönüm", "Bu…" ve "Tepegöz". Bölümler içerik olarak birbirlerinden ayrı duruyor gibi görünse de hepsi yazarın imgesel anlatımlarının bir ifadesidir aslında. Tıpkı giriş bölümünde yer alan şiirde olduğu gibi, bu bir temennidir özünde.

"Sen / in / ben / im / iç / in / daima…"

mavimelek@mavimelek.com

Başa dön



MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics