MaviMelek
Hermes Kitap
"Ne demiş uçurumda açan çiçek; yurdumsun ey uçurum..." Cemal Süreya

"Le Horla" - Mehmet Fidan

Önce külleri soğudu
köz soğudu ve
toprağı besleyen su değil
-soğutan-
düşünebilen ölülerdi

Yani o gece
ay bükülebilir;
makyajsız yanıltabilirdi

mo le porteğu le horla

Yani elimle koymuş gibi buluyor ve onca
ölü kalabalığı arasından seçip ayırıyorum
o sahici ve sarsak cümleyi

Orgazm parmağımı yavaş kemir yavrum
ben anneyim
çorbaya parmaklarımı ekledim

Yani muhtemel acılar
yani sessizlik
yani gelişi önlenemez birisi
yani gelişi önlenemez birisinin gidişini önleyemiyordum
kime dokunsam gözleri kayboluyordu hemen

O gece
marakeş namlusu ağzıma
korku, duvara
bir yaşamak sancısı derime girip kilitleyince beni
ne hüzünlü bir çağrışım
üzgün, devrik ve dağınık bırakılmışım gibi
birden tıraşlandı yüzüm
her daim kesiklerle çevriliyim
alın daraltın içinizi

Sibirya berberi
berberiye dönüşürken birisi saçlarımı kesiyor
ve şaşkına çevirirken beni
onun ellerini öpüyor ve
durması için yalvarıyordum

Elleriyle ezip geçerken
hafif, tatlı ve sarı yapraklardan sonra
yağmurlar hala sarsak ve deliydi
ve kara zeytin
kargaların gözlerinde ki korku gibiydi
daldan koparılan vücutlar
öpülmeyince çürüyen etleri...

Yani görüntü
yani inanmak
yani sana sarılması önlenemez birisi
yani sana sarılması önlenemez birisinin
sana sarıldıktan sonra ilk bırakan olması

Ne tuhaf
ne zaman ki yalvarışım dindi
sesler dindi ve
sesler parçalara bölünürken
yalvarışım gürültü değil
derin bir sessizlikti
o vakit anladım seni

Yani sessizlik
yani ilk belirtiler
yani çıplaklık vardı önce
ve kalın duvarlar ardında yalnızlığın sonu kötü delillikti…

 

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics