MaviMelek
Hermes Kitap
"Molok beni doğal esrikliğimden korkutan! Kendimden geçtiğim Molok! Uyandığım Molok! Gökyüzünden boşalan ışık!" Howl (Uluma) / Allen Ginsberg

[Deneme]"Uzun yolun kısası: Howl" | Şenol Erdoğan

Allen Ginsberg

"HOWL BİR MANİFESTODUR!"

Kutsal kitap, kutsal şair, kutsal okur…

Kabul ettiğimiz bir şey var, iyi onlarca şiiri olan bir şairdir Allen Ginsberg; fakat kimsenin şüphesi yok ki üç büyük şiirin yazarıdır o (aynı zamanda); Howl, America ve elbette Kaddish… "Okunmak için yazılmış şiir" sözüne başka bir dilde, bir makalede rastladığımda anlamlandırmakta zorluk çekmiş, dilimden şüphe etmiştim. Oysa çok geçmeyecekti okunmak için şiirin anlamı zerk edecekti usuma. Amerikan edebiyatında messianic tradition adıyla tanı bulan ve yaklaşık olarak Mesihçi gelenek diyebileceğimiz tradisyon, yapıtaşları içerisinde bu "özel" okuma biçimini de barındırmaktaydı. Okuma biçimleri, birçok yazarın yer/zaman okuyucusuna sunduğu bir pusula olagelmiştir, beraberinde düz bir okuma da yapabilecektir okur; yazar da bilmektedir bunu, ama yol/yön de göstermek ister bir taraftan. Aslında bu sesin layıkıyla tınlamasına duyduğu istemdir yazarı buna sevk eden. Pusulalık da buradan gelir. Şiirin sesini yitirmesini istemez yazanı, bir o kadar kendisine ait olmayan bir ahengi barındırmasını da; ama gene de bilir ki okur kendi rengini bulaştıracaktır skalaya, sızıyı aza indirgemenin yoludur bu biçim-ler.

Kutsal metinlerde bilinen ilk yazılı ayetlerden bu yana hiç değişmemiş bir duruştur bu önem. Tevrat'ın öğretilerinden Kuranıkerim'e dek Lamantiayürüdüğünüzde okumaya karşı getirilmiş aşkınyasakları göreceksinizdir; bu yasak, sözlüğün içinde olduğu kadar dışındadır da, tılsımını yitirdiğinde dil, kuta dairlik ortadan kalkacaktır. Sanskritçeden, İbraniceden ve Arapçadan bahsettiğimiz vakit bu coğrafyaları da birbirine yakın göksel kitap diyarlarında, filolojik yapının aynı tarz okuma için ne denli uygun tıpkısallıklar barındırdığını da göreceksiniz. Kuran'ın ayetleri -okuma biçemlerinde- özünde Hindu nefes egzersizinde çok iyi izah edilen nefes öğretilerine dayanmakta ve nefesin beyni standart oksijen miktarından uzak tutması sebebiyle de sanrısal sürece sokmakta; böylece salgılanan adrenokromla birleşen ilahi harflerin ve ussal görümlerin kalp coşkusuyla birleştiği bir esrik an çıkmaktadır ortaya. Huxley bunu uzun zaman önce izah etmiştir. Ondan çok önce de çok kişi izaha kalkmıştır bunları. İşte bu, bir anlamda, Beat'i Dharma ile ve uzamında da dinler tarihi ile birleştiren şeylerden sadece biriyken kutsal metinlerle ve okumalarla göbek bağı olan bir yazın ve okuma formunu da şekillendirmiştir. '50 başlarında Şair Lamantia, sevgili Kerouac'a yazdığı mektupta (biz bu mektubu Kerouac'ın Allen Ginsberg'e yazdığı bir başka mektuptan okuruz) "…sedirin üzerinde oturmuş Kuran okuyordum ki o an hiçbir sanrı verici maddenin üzerimde yaptığı etkilere benzemeyen bir vizyon görmeye başladım ve hiçbir şey almamıştım…" der. Beat Kuşağı'nın sürrealist şairi Lamantia, aynı mektupta Kerouac'a, "Muhammed'in Melekleri'ni gördüğünü" yazacaktır. Ve Ginsberg olağanüstü uzun soluklu şiiri Howl'da yer verecektir bu görüme.

Jazz'ı ve Beatlerin çok sevdiği bir benzetme olan jazz ile tren sesi arasındaki bağlantıyı Howl'da hissetmemek mümkün değildir. Howl bir Whitmanlokomotiftir ve makinist sizsinizdir. Tren bayırı tırmanmaya başladığında hızı nasıl, nerede, ne kadar keseceğinizi biliyorsanız inanılmaz bir jazz partisyonuna döner trenin çıkardığı sesler ve yokuşun sonu gelmeye başladığında, bazen bir düzlüğe bazen de hemen keskin bir inişe geçersiniz ve gene makinisttedir tüm ölçü; düzlüğe vardığınızda ya da inişe geçtiğinizde tüm kontrol -yani aslında nefesinizin tüm kontrolü- Howl'a -yani koca trene- devinimi gerektiği gibi kazandıracak olandır. Her makinistin göreve ilk başladığında zorluklarla karşılaşması ne denli gerçek ve doğalsa Howl, okundukça kişideki yerini bulacak, dahası kişi onun ivmesini yakalayacak ve işte ortaya gerçekten trenin takırtılarıyla eşsiz bir uyum sağlayan jazz ritmi çıkacaktır. Kâh hızlanacak, kâh çok hızlanacak, tam tıkanıyorken yavaşladığı anda açılacak ve devam edecek yoluna bir süre düz ve sonra…

Ginsberg'in yaşamında önemi tartışılmayacak iki ismin varlığı herkesçe bilinir; Whitman'dır bu isimlerden biri, diğeri ise William Blake. Bir bakışta anlaşılır bir ilgidir Ginsberg'in ki: Kenneth Rexroth'un "…Amerikan şiirinde belkemiği sayılagelen Whitman'ın ve onun popülist, sosyal devrimci geleneğinin uzantısı ve kusursuz uygulaması…" tanımlaması zaten her şeyi fazlasıyla açıklamaktaydı. Ki aynı şekilde Ginsberg, Galeri-6'da, Howl'u okuduktan sonra ileride Beat kuşağının önemli şairlerinden biri olarak sayılmayı hak edecek olan McCulure da şunları söyleyecekti: "Bir bariyer yıkıldı! Bir insan sesi ve bedeni: Amerika'nın sert duvarına, onun McCulureordularına, akademilerine, kurumlarına, düzeninin sahiplerine ve güç destekli temellerine karşı gürledi."

Bilgeliğin sarayına giden yolun, taşkınlığın ahırından geçtiğini Blake'den öğrenmişti Ginsberg. Bu yolu sonuna dek yürümesi ise doğal olarak eski agnostik şiir geleneğinin önemli bir halkası yapmıştı onu. Varolduğu dönemin birçok şair ve yazarı gibi mistik olana ulaşma arzusu hem Ginsberg'in hem de kuşağının not defterinde ilk kalemdi. Ve doğal olarak beslendiği kaynak şairlerden etkilenmesi, onları esin kaynağı olarak görmesi olası bir durumdu. Altyapısını çok önemli bu tarzla besleyerek kendini ve Howl'u yarattı Ginsberg. Kerouac'ın spontane ve kaygısız yazım stilinden çok etkilenmişti ve kendisi de çok zaman bu metodu kullandı ki Kerouac'ın bu yazın stili, kuşağın belkemiğiydi de. Bir keresinde Burroughs'tan esinlenerek, onun şiirlerinin bir kısmını konuşma diline çevirir Ginsberg; Burroughs, sonucun başarısı karşısında çok hoşnut olur.

Dört bölüm olarak yazılmış olan Howl'un her bir bölümü sanki uzun bir tek cümleymişçesine okunur, şiirin soluksuz bırakması hiç de mecaz anlamda kullanılmaz bu noktada, ciddi ciddi soluksuz kalır kişi, hele ki Howl'a ve yukarıda bahsettiğimiz geleneğin okuma yapısına bir yabancılığı varsa. Ki bu tıkanma şiirin aynı zamanda yanlış okunması anlamını da içinde barındırır. Şu ana dek anlatadurduğumuz bu yapı beraberinde kaçınılmaz olarak okuyan ve dinleyen üzerinde hipnotik bir etkiye de sebep olmaktadır. Ginsberg'in yazınında ve yaşamında (yazın yaşamında) önemli bir yer tutan mantra geleneğinin de bir temsilidir aynı zamanda Howl; ki bir ucu bugün artık bir yaşam biçimi formunu da edinmiş olan "rap"lemeye dek varır. Asla klişeye düşmeyen aksine insanı kanlandıran müstehcenlik ile süslenip deliliğin müstehcen liriği olup çıkıyor yer zaman bu tüm.

Howl'un içinde çok bariz saplanma noktaları vardır, esinlenme ya da etkiye sebep olan isimler de. Belki yer zaman çarpacaktır okurun Jack Kerouac, Allen Ginsberg, William S. Burroughssuratına; lakin bir o kadar da serbest çağrışımlar silsilesidir. Öncelikle herkes kendi karşı-kültür yaşamından ve geçmişinden zerrelere denk gelecektir, öte yandan kimisi Rimbaud'ya saplanacak, biri için anal bir deneyim olacak, Denver'dan Frisco'ya özgür cinselliğin dölleri harflere evrilecek kesinlikle. Dionizyak! Öte yandan ahlakçı tüm yapılanmalara bir karşı duruş, anarşizan bir ULUMA.

Howl bir manifestodur! Beat Generation'ı anlatan "detay"ından dolayı ilk ve tek şiirdir. Kuşağın bireylerinin yaşamlarından -ve diğer anlamda eserlerinden- anekdotlar barındırmaktadır: Philip Lamantia, Neal Cassady, William S. Burroughs, Peter Orlovsky, Lucien Carr, Herbert Huncke ve Carl Solomon tıpkı Kerouac gibi Allen Ginsberg şiirinin ana figürleridir. Örneğin Kerouac 'ın "Visions of Cody"si Howl adına önemli bir kaynaktır.

Metnini uzun zaman içinde ve detaylarla örer Ginsberg, Kerouac'ın mektuplarından cımbızla çekilmiş kelimeler çok az okuyucunun farkına Jack Kerouac, Neal Cassadyvardığı çok önemli detaylardır. Ginsberg'in şiiri, dönemin kültürü hakkında da önemli, özel ve de tarihsel bilgileri minik detaylar şeklinde sunmaktadır okuyucusuna: Fugazzi'den Jukebox'a, kendi içsel yaşamlarından aile yapısına, Amerikan pop kültürüne ve edebiyat dünyasına, devletin hastane yapısı ve hasta tedavi zihniyetine, Walt Whitman'ın şiirine, dönemin sosyo-politik yapısına, Kızılderili vizyonlarından Zen eğitimine, Burroughs'un uyuşturucu seyahatlerinden Cassady ve Kerouac'ın yol yazınlarına değin kent yaşamının da nabzını hiç elden bırakmayan bir "beat arkeolojik kazı sahası"dır Howl. Bu kurgu mantığıyla yazıldığı güne dek hiç denenmemiş bir kolaj formuna da sahiptir. Bu anlamda aşırı denebilecek denli "kapalı" bir şiirdir (tıpkı Yahudi kutsal kitap dili ve 'gelenek'indeki gibi), açıkçası; Ginsberg'in kendi yazdığı notları olmasa şiirini tam olarak anlamak neredeyse tek kelimeyle imkânsızdır. Howl ayrıca, adı Beat Kuşağı vasıtasıyla öne çıkacak olan Frisco Şiir Rönesansı'nın da lokomotifi olmuştur.

Uluma (Howl) | Allen Ginsberg

1955'te 'Amerika' gerçekten Ginsberg'den ve Beat Hareketinden korkmuştu. Sadece Amerika değil 'dünya'da şiirin gücünü görmüş ve ondan korkmuştu. Amerikan hükümetince kitabın yasaklatılması ve yayıncıları olarak L. Ferlinghetti ile Shigeyoshi Murao'nun mahkemede yargılanması bu gerçeğin somut ve küçük bir örneğidir.

Tom Waits'ten Philip Glass'a değin onlarca kişi Howl'u yorumladı, Howl bugün hâlâ canlı ve yaşamın içine güçle karışmayı sürdürüyor. Howl'un "footnote" bölümünü "Speel" adıyla kült bir şarkı haline getiren Patti Smith ülkemize yakın zamanda yaptığı ikinci ziyaretiyle Howl'un hâlâ nasıl kıpı kıpır ve yaşam dolu olduğunu bizlere bir kez daha göstermiştir. (Kendisi tarafımızca uzatılan Howl'u içtenlikle kabul etmiş ve bizi mest eden cümlelerle okumuştur.)

Şu bir gerçektir ki Howl, Amerikan edebiyatında bir dönüm noktası olmaktan çok yeni bir (şiir) çağın(ın) başlangıcıydı da. Ki W.C. Williams'ın Ginsberg'in eserine önsöz yazması da bir anlamda bunu işaret ediyordu.

Sayı: 23, Yayın tarihi: 30/03/2008

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics