MaviMelek
"BENİMSE, NEDEN HİÇ AĞLAMADIĞIM BİR SIRDIR / BU NE FEVKALADE FELSEFE? / HAYATIMA ÜZÜLMEDİĞİM İÇİN KİM SUÇLU?" - "Yanık Saraylar" / Sevim Burak

[Hezeyan] "Kesik" | Melike Şenyüksel

Kesik | Onur Saylam

"YAZGI İLK KEZ BÖYLESİNE ÇILDIRTICI VE KEYİF VERİCİYDİ"

Yüz kesen bir anlamı vardı gözlerinin. Baktıkça yorgun anlamlar kalırdı geriye. Baktıkça daha bir kuytusuna çekilirdi yüreğim… Daha bir dokunulmaz olurdu. İnce çizgilere bölünmüş bir gökyüzü olurdu sonra zaman ve ebruli bir süte benzerdi bulutları.

“Yol ayrımındayım,” dedi kendi kendine. Yolun ayrıldığı yerdeyim. Yola hanidir yapışan hatta yolla bir olan ayaklarına çevirdi sonra gözlerini. Oldukça hırpalanmış, eskice bir bez parçasına benzetti onları. Cansız. Güçsüz. Kanı çekilmiş belki de. Kımıldatmaya çalıştıkça daha bir kımıldamaz olan bez parçalarına…

Yüzüne doğru esen rüzgâr gözlerinin yönünü değiştirdi. Unuttu ayaklarını.

Çok sonra hatırlayacaktı belki de onları. Yeniden yürümek istediğinde, bir gün.

Gözleri ince çizgilere ayrılmış göğün yerle bir olduğu noktaya kaydı. Ve ardından yeryüzündeki tüm sesler bir anda kesiliverdi. Kulaklarındaki uğultunun da aynı anda sonlanışı onu mutlu etmişti.

Rüzgâr şiddetleniyordu hafiften. Delirircesine büyük bir keyif aldı bu durumdan. Belki yağmur da gelirdi arkadan. “Bu akşam program oldukça iddialı…” diye geçirdi içinden.

Seslerin bir anda kesilivermesine hiç bozulmadığını fark etti sonra. Yalnız bırakmışlardı onu, ama nedense umurunda değildi bu durum… Bunu bir jest olarak değerlendiriyordu hatta. Ne de güzel yapmışlardı, hep birlikte yok oluvermekle… Meydanı rüzgâra bırakmakla… Esas oğlana teslim etmekle sahneyi… Ne de olsa kuru gürültüydü onlar. Ama kuru olduklarını bilecek kadar da  farkındalardı her şeyin. Gülümsedi onlara, ince bir teşekküre niyetlendi dudakları, sessizce.

Rüzgâr sahnedeydi şimdi. Boşlukta salınan bir tanrıçaydı o, buruşuk yaşamları düzlemek istercesine sert çarpan, suretlerimize. Uzattı yüzünü.

Rüzgârca hırpalanmayı, değiştirilmeyi umdu bir de. Eskitilenlerini, yıpranan yerlerini gösterdi yüreğinin. Bak,  dedi. Bir de şurası var. Bir de burası… Uf olmuş, desin diye bekledi tanrıçayı.

Tanrıça  yerle bir etti her şeyi, güçlendi daha bir. O estikçe göğün ince çizgileri silinir oldu, ebruli bulutlar başka renklerin kuyruğuna girmeye yöneldiler. Mademki gök değişecekti, o halde her şey onunla bir değişmeliydi. İnanılmaz bir telaş vardı göğün suretinde. Rüzgâr öylesine sert esivermişti ki, eprimiş bir yerinden sökülüverdi her şey ve yeniye yazgılandı. Yazgı ilk kez böylesine çıldırtıcı ve keyif vericiydi. Tohumunda aşkla karışık bir şeyler vardı belki de…

~~~
Sayı: 45, Yayın tarihi: 14/03/2010

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics