MaviMelek
Hermes Kitap
"Bir şeyin öldüğünü ve özgür olduğunu düşünürsün, sonra onu içine çöreklenmiş sana gülümserken bulursun." Jonny Panik ve Rüyaların Kutsal Kitabı/Sylvia Plath

["Hayal Pusulası"]"Karanfil Ölümler" | Akın Olgun

Karanfil Ölümler | Sinan Çakmak

"BİR VARMIŞIZ BİR YOKMUŞUZ"

Nasıl da tırmalıyoruz hayat kavgasında. Tırmaladıkça tükeniyor ömrümüz. Sonra çalmalarımız başlıyor aşktan, dostluktan, sevdadan, vicdandan… Üzerimizden geçen karanfil ölümler gölgelerimizde kayboluyor. Seslerimiz yitik ruhlarımıza dargın ve çıplaklıklarımız kendinden utangaç oluyor. En çok kırlangıçlar düşüyor göğsümüzün göç yolundan. Umutlar, umutlar için her gebelendiğinde vurgun yiyor yüreklerimiz. Bir sızı doğuyor beynimizin kör noktasından ve anılar kendisinden kalanları sayıklıyor. Tenden ayrılıyor tüm dokunuşlar… Ellerden eller, gözlerden gözler, sözlerden sözler ve kendi renklerinde ölüyor her ayrılışta menekşeler…

Sokaklardan topluyoruz çelimsiz kelimelerimizi… Heybelerimizde birkaç atımlık gururla vuruşuyoruz. Alacakaranlık hayaller canlanıyor çalınmış vakitlerimizden ve ılık bir rüzgâr dünden kalan yaralarımızı topluyor. Çatlamış dudaklar uzanıyor dudaklarımıza, nefesler nefeslerimizde tutuşuyor, bedenler bedenlerimizde, gözler gözlerimizde, diller dillerimizde…
Lâl oluyor hepsi de…
Karanlığın tortusu, aydınlık düşlerimizin üzerine yağıyor. Kaçtıkça yakalanıyoruz kötülüğün kolektif ağına. Çoğalan kâbuslarımızda, hizaya giren kırık acılarımızın seyir defterinde yazıyor gerçeklerin öteki hali. Sevdanın divanında ıslanan kirpiklerimiz titriyor. Masum olmaktan üşüyüp, çocukluklarımızın kimsesizliklerine yaslanıyoruz. Hep mutluluğa ramak kalan sözlerimizin hayal kırıklığında demlenip, dillerimizden dökülen sessizliklerde çoğaltıyoruz yenilgilerimizin "Ah"ını. Voltalar atıyoruz içimizin kuytuluklarında ve gün sayıyor içsel mahpusluklarımız. Özgürlüklere hasret düşen duygularımız yoksul, çelimsiz… Hepten vicdansız…

Her köşede bir gözyaşı, her köşede bir inleme duyuluyor. Dokunduğunuz her yaradan irin akıyor. Parçalanmışlıklar, mutsuzluklar, güvensizlikler kol geziyor. Saflık ve temizlik ruhlardan alınıp, yem ediliyor ego-kolik yaşamlara. Doğrular, bir bir terk ediyor insanları. Sonra sevdikleri, sevdaları, arkadaşlıkları…

Bu yüzden sevdiklerimizin yüzünden altın gözyaşları dökülüyor… Aşk, sokakta bir parça vicdan dileniyor. Kaşalot cilvelerin kahkahalı dualarına sevaplar, vefanın masumiyetine günahlar yazılıyor.
Sıvazlanmış yalanlar ise kulaktan kulağa yayılarak orospulaşıyor…
Her şey, umursamazlığımızda hiçliğini yaşayarak yitikleşiyor. Bu yüzden nereye baksak bir hiçlik zafiyeti, nereye dönsek sonsuz bir uzayış.
Bir beddua gibi ağır, bir beddua gibi sorumsuz, bir beddua gibi yok edici her şey.

Artık ne iyi niyetlerimiz bakir, ne de masumiyetlerimiz… Geleceğe kayıp notlar teslim edip, uzaklaşıyoruz kendimizden. Yalnızlığın iradesiz kuşatmasında, belirli belirsiz izler bırakıyoruz… Bir varmışız, bir yokmuşuz…

Sayı: 24, Yayın tarihi: 17/04/2008

akinolgun@mavimelek.com

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics