MaviMelek
Hermes Kitap
"Tavan arasındaki çılgın oyuncaklar, ben çılgınım. / Bilyelerimi alıp götürmüş olmalılar." The Trial / Pink Floyd

["Susamuru" Yazıları]"Kaleye Mum Diktim!" - Suat Bilgi

Kaleye Mum Diktim!

"SAKLAMBAÇ OYNAR MISIN BENİMLE?"

Saklandığı yerde kaybolanlara -anneme-

Bir ebe bir de saklanan, ebeleyen ve ebelenen.
Çocukluğumuzun bu en önemli oyununun, sonrasında nasıl da genetik şifremiz haline geldiğinin kaçımız farkındayız? Oysa biliriz, iyi yere saklandık mı bizi asla bulamazlar. Biliriz; her zaman oynadığımız bu oyunu en çok kendimizle oynarız, kendimize karşı oynarız. Biliriz; iki kişi oynanırsa daha zevkli olur. Ama biz yine de kendimizle oynadığımız saklambaçları severiz.

Önümüz arkamız sobedir! Saklanamayan ebedir!

Hatırlamam söz konusu olduğunda bilirim, ben hep saklandığı yerde kaybolanlardandım.
Hayatı elinde sıkıca tutan, sıka sıka avuçlarını kanatan biri olamadım hiç. Her iki tarafı ağaçlarla kaplı yolları sevdim hep. Çizgi filmleri her seyrettiğimde kaybolurdum.
Hayatı hiç ama hiç kendime bırakmadım. Bulutlarla, oyun hamuruyla oynar gibi oynadım hep, martılara ekmek attım, deli uçurtmaların peşinde dolaştım durmadan.
Hayatı tamamlanmamış cümlelerde, yarım kalmış öykülerde gizledim. Paçalı bulutları hayal ettim, üç noktalı düşler edindim kendime. Küçük harflerle yüksek sesle düşünmeye çalıştım.

Bilirim; zamanın dışında kaldım, siyah beyaz oldum, kül renkli bulutları içime çektim durmadan.
Escape from New YorkKaldırım çizgilerinde kayboldum. Kaldırımsız ve çamurlu caddeleri sevdim hep. Yorgunluklarıma sarılıp uyumayı seçtim.

Saklambaç oynar mısın benimle?

Oyuncak gibiydi gökyüzü; bütün isimler "istop", bütün kayıp anılar saklambaç.
Tek tek çaldım ruhumun bütün odalarının kapılarını. Saklı hayallerimi gömdüm saksılara. Gömdüm, sonra kaybolmuşluğumla suladım onları.
Uyuttum zamanı ninnilerle, soluma baktığımda sağımı gördüm. Uyuduğumda, hiçbir zaman uyuduğum yerde uyanmadım.
Üzüm bağlarında yitirdim kendimi; çocuktum.
Düşten yapılmış evlerin alçak damlarında kayboldum bir de. "Kaç suretim var acaba" diye düşündüm yıllarca, masallar kanıyordu bir de tüm uykusuz gecelerimde.
Yangın yıllarından kalma küllerim var şimdi bu sokaklarda, annemin yaptığı cevizli kurabiyelerin tadı var hâlâ en yakın uzakta. "Erkekler ağlamaz" diyen bütün atasözlerine inat ağlamışlıklarım var ablamın kucağında.
Çocuktum, balıkçı motorlarının sesini taşıyordu rüzgârlar. Deniz ile rüzgâr arasında bir yerlerde sıkışıp kalmıştım.

Saklambaç oynar mısın benimle?

Kendi gözlerimin fırtınasında kaybolurdum da kimsecikler bulamazdı.
Vardın ve bilirdin. Beni okumuş, beni anlamıştın. Hani arada anlamaz olurdun da soğuk rüzgârlar eserdi, ben üşürdüm, çok üşürdüm.
Güzelim papatyalarla tarardın saçlarımı, kulağıma papatyaların ezgilerini fısıldardın.
Gözlerine yağmur dolar, doyasıya yağdırırdın yağmurları.
Bir papatya buketiyle gelirdim ya bazen hani, içinde baharlar açardı, içimde olmadık mevsimler keşfederdim, gözlerime bakardın; bilirdin!

Gittin!
Şimdi koskoca bir ömür var aramızda. Hani arada saklambaç oynardık ya hayatla; haydi elma, çık artık!

Saklambaç oynayan kaleye mum diksin!
Mum dikmesini bilmeyenler defolup gitsin!

Saklambaç oynar mısın benimle?


bilgisuat@hotmail.com

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics