MaviMelek
"İnsan bir kuyuya düştüğünde, itenin ne önemi vardır ki. Onu en çabuk şekilde dibe götüren, kendi ağırlığıdır." John Webster

[Retorik]"İrin Hikâyeleri II" | Ümit Karadağ

İrin Hikâyeleri II | Sinan Çakmak

"SÖZLERİM ÜŞÜDÜ, DUDAKLAR ARASI GİDİŞ GELİŞLERDE"

Hiçbir hikâye yok ki zamanın azı dişleri arasında çiğnenmesin…
Hergele tuhaflığında, çekim kanunlarının ve dair içeriklerin karmaşasında, olmazın kucağında; korkaklığa alkış tutan köpek uluyuşu, cesareti yere serdi. Baş eğdiren imkânsız duruşlar biçimlendi teslimiyetin hamiyetinde.

Şen bir ay hürriyetime doğdu, damgalanan sığırların acısı ile kıvrandım. Örf'e öfkem arttı. Kaçamak bakışlarımın altına kimliğimi serpiştirdim, kırılgan gözlerde yitti gitti anlamı. Sözlerim üşüdü, dudaklar arası gidiş gelişlerde. Ürettiğim çarpık teorileri zihnime çaktım, kanımla çizdim iliklerime dek titreten Oluş 'unu. Tepemden ayağıma (gerekli veya gereksiz) hacmimle, tertipsiz çağrışımları yakaladım incecik bellerinden.

Öngörüm, yağlı kucakların sürüngen sıfatlarında kaybolurken, eşikte bekleyen libidoma mecnun'un hırkasını giydirdim. -Seni beklerken-
İrinden olma, kangrenden doğma düşlerimi serdim yatağıma, ucuz şaraplar sundum, sensizliğin sunağında, uzanan çaresiz bedenime. Tüme varmaya çabalarken, kayboldum ürkekliğimde.
Hazzın türevleri boşlukta asılı kaldı, meylettiğim oluşlar birbirine girdi, yetisiz bir yetişkin oluverdim.

Başı dik Oluş'una hükümsüzlüğüm, ergin deliliklerde dirildi. Keskin köşeli kurnalarda buldum soluksuz kalmış ciğerlerimi, çıkarıp ağzıma dayadım, senli anlarla doldurdum tüm keseciklerini, göğsümü yardım gece gözlerinle, üşüyen kalbime örttüm.

Biçimsiz sevim, aczini haykırırken, Hades şehrinin kapılarında, dayatmalarla zincirlediler bileklerimi, ertelediler sana gelişimi.
Gölgeler gerçekliği örttü üstüne, iri bir cellat oluverdi, çıplaklığımı sıyırıp çekti bedenimden, kalakaldım sen düsturlu ideamla.

Şen bir ay doğdu günüme; eylemsizliğimin kibrinin hararetinden dibi tutmuş keşmekeşlerle yüzleştirdi durağan beni.
Görselliğinin ihtişamına secde etti angut sevim, hem gerçek hem rüya oldum ayaküstü saniyelerde.
Hayal ettiğim replikler güçlendi dayanaksız güzelliğinde. Rötuşlu şehvetler, sere serpe dağıldı yerküreye. Asilikler dellendi, yeni tohumlar serpildi kuytu havzalarıma.

İhtimaller dahilinde sevdim seni; olmazın ecdadına söverken!
Sopalanmış asi eşeklerin nasır tutmuş derilerinde türedim, kertelerin arasında yeşerttim dirilişimi.
İşeme huzurunda dondurdum hücrelerimi, kabızlığımı gizleme endişesiyle. Küf kokan elbiselerin peşinden gittim, sefaleti yaladım, adımlarını aradım caddelerde, dövüştüm, adımına adım koyan biriyle.

Düşlerimde doydum, üşengeç beslenmeler musallat oldu organizmama. Hırpani çığlıklar attım, cismin -e haline.
Sürüden kopuşun matematiğini şakıyan kuşları izledim, gümüş küpelerin gölgesinde.
(Cim, dal, ha)
Elimine edilmiş adıl soytarılarla köpürttüm şeklimi. Zımni iltimaslarla yoğurdum çevremi. Şekle takılmışlara hakirlik aynasını tuttum. Dürtülerimi gülünçleştirdim, kemikleşmiş meşguliyetleri kor memelerle emzirdim.

Sürgündeki öğretiler yakama yapıştı, eşkıya yüzlerin açığını kapattı. Nam ile varolan, dün ile kayboldu.
Hukuklar üzeri sadakatlerin frekanslarında eğik kuleler inşa edildi, incinmeyen gudubetlerin kokuşmuş karanlıklarına.
Gündüz, alnıma çürük uçlu kalemlerle yazdı belirsizliğimi, imtiyazsız güreşler tutuldu hoyrat meydanlarda, yakınımda olanı uzağa taşıdı bilmiş karanlıklar.

Huzursuz edilmiş oburluklar, mukayese tanımaz kımıldamalar hüküm giydi aleni gizin platosunda. Gümüşten açık nosyonları deşifre etti biçare yoksullar, koca kıçlı kolpacılara.
Sonra, susuverdi kainat; cuma sancısı, okudukça arttı, bildikçe derinleşti, ne şen bir ay ne de bir susmuş iflah edebildi; ben 'le yanıyor mavi yuvarlak görüyor musun?
Ciltlenmiş, kirden adam ve kadınlara dişleriyle yapışmış mavi boncuklu münzevi ruhların inlemelerini dinle!
Mülkün şerefi için, jönleşmeye aç kimliklerin kökleri atılıyor kırmızı ampullü gecelerde. Kurtarıcı ceninleri, varolmanın dayatılmış ağırlığında ezilen bedenlerin kuytu deliklerde yeşertme çabalarını izle. Beklenti yüklenmiş, etten ve kandan çatılarında vadelerini tüketiyorlar. Ta ki doymuş midelerin, koca götleriyle ilintili bağırsaklarında yol alırken dünya, gelişi güzel yestehlenecekleri kirli beyaz güne dek!

Hâlâ… Yine… Mahlukatın yer ve gök arasında evrilişi sürerken; aylak sanrıların dişlerini törpülerken afacan zaman; birileri gökteki evlerinin penceresinden kıçlarını çıkarıp, başlarımıza nişanlamışken, kabız mantığımızla çözmeye çalışacağız gözlerimizi kapatan sarının ne olduğunu.

neo_manyak32@hotmail.com

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics