MaviMelek
Hermes Kitap
"Çok şey bilen için yalan söylememek zordur." Yan Değiniler / Ludwig Wittgenstein

[Retorik]Abdulkadir Öztürk

Düş Kuyusundaki Islak Taş | Gökçen Öçalan

"Hiç'teki Yokluk…"

"MASUMİYETİNE DÜNYA DÜŞTÜ"

Usulca karanlığa sokuldu
Gölgesini bırakarak
Sessiz bir yutkunmaydı odanın leşinde
Öylece kaldı
kırık camların yüzüne çizilmiş ayazdan bakındı kışın melodilerine
Uzaktan -ne kadar uzak olabilir ki- ışıksız kalmış evlerden gölgeler
sarkıyordu gece el sallıyordu
Kesik kesik soludu karanlığı
Ay koyu bir bulutun arkasına asılı kalmış görünmüyordu…
Odayı nefesiyle yudu kız…

Elbiselerini çıkardı yavaşça ve bilmeden.
Tenine ayaz çarptı
Tanrısızlığına kutsal bir metin adar gibi kaldı
Tenin soluğunda gece üryan
Gecenin soluğunda heceleri susmuştu.
Üryan kaldı sessizliğin melodilerinde
Bir an'dı bitmez sanılan gecenin ağrılarına düşen..
Yatağın elleri de boşalmıştı korkudan
Duvarda asılı kalmış ışığın soluğu ötelerden uğultular getiriyordu..
Uzandı
Teneşir tahtasına konmuş sahipsiz bir bedenin bekleyişi doldurdu
odanın sessizliğini
Kendine bakındı usulca ve uzunca
Odanın tavanından bembeyaz bir gökyüzü sarkıyordu…
Elleri emanet alınmış bir kutsallıkla bedenine dokundu
Parmaklarının ucunda yürüyen nelerdi duyan olmadı
Sustu soluğu kulak kesildi sessizliğe
Soludu soludu soludu heceleri
ince işaretler ile yürüdü parmakları
Dokundu dokundu dokundu…

Bir rahimden böyle düşmüş gibi buldu kendini odanın leşine.
Aylardan şubattı
Dışarıda kar yağmaya başlamıştı.
Annesinden aldığı doğum sancılarına bakındı ama siyahtı harflerin
elbisesi
gözlerine sürdüğü teni susmuştu
Masumiyetine uzandı bilmeden.
İlk o anı sevdi
İlk o kanı sevdi
Zaman durmuştu. Düşünmeden içine gelen misafirlere bakınıyordu.
Ne kadar(da) solmuştu takvim yaprakları
Ne kadar durmuştu zaman
Hangi mekânı davet etse masumiyetine gözlerinden akan yaşta
boğuluyordu.

Her şey sustu ve kurumuştu
ama o susamadı…

İrkildi toprak ve çırılçıplak bedenine ölüm bakınıyordu
Gözlerine ölüm akıyordu
İlk ve son arasına sığdırılamayan hayatı kendinden akıyordu
Ölmüş olduğunu düşündü doğmuş olduğunu bilmeden
Bilmeden ayak parmaklarına takılmış bir ip parçasıyla yumdu gözünü
Nefes alamadı ama susamadı da..
Ya da o sustu da bedeni konuştu dişlerinin arasından
Düşlerinde doğum yapan kadınlar korosu düşük yapıyordu
beden ancak bu kadar gerilmiş olabilirdi sonsuzluğun çığlıklarında
Bütün büyüklüklerin silindiğini gördü bir an.
Bütün küçüklüklerin büyüdüğünü…
Bir an çıktı bilmenin kuyularından
Doğruldu.
Masumiyetine dünya düştü
Kirlendi ama bilmedi izinde yürüyen…
Elbiselerine bakındı elleri.
Doğruldu yatağın ağrıyan yanlarından,
usul usul kalktı.
Duvarda darağacı gibi asılı kalmış sırsız aynaya bakındı.
Dudakları uçuklamış bir gecenin tam orta yerinde çırılçıplak bir
bedenden aynaya bakıyordu.
Yaşadığı bir başkasının ölümüne benzemiyordu.
Ayak parmaklarından kopmuş ipi çözdü.
Bir işaret bulmalıydı yaşıyor olduğuna.
Parmakları buğulanmış aynaya yaklaştı.
İstemsiz bir hece düştü aynanın kırık dudaklarına.
Hiç'lik ve yokluk arasında bir yerlerde saklı kaldı yazdığı
Heceyle durulandı teni..
Gecenin aydınlığı düştü h(y)üzüne…

Sayı: 27, Yayın tarihi: 26/06/2008

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics