MaviMelek
Hermes Kitap
"Dünyaya bağlanmışız zincirle / Ve hepimiz ucundan çekmeliyiz / Sonunda hepimiz / Sadece yerdeki pislik olacağız." Dirt in the Ground / Tom Waits

[Hezeyan]"Hepsi Bir Hezeyan" - Hasan Uygun

Hepsi Bir Hezeyan | Sinan Çakmak

"İYİ BİLİRDİM MERHUMU"

Bugün benim için öldü. Tıpkı bugüne benzer diğer birçok gün gibi.
Daha başındayken henüz yolun, kaybolmuş bir yolcunun çaresizliğiyle perişan; her sabah yeni bir korku, yenilgi duysuyla açıyorum artık kanlı, yorgun gözlerimi.

Gözlerim uğrayarak yerinden, savruluyor kristal misketler gibi çocukların hoyrat ellerinde. Şimdi'nin, hemen'in, bu ân'ın hezeyan yüküyle bitkin; sonra'nın belirsizliğinde tükenmiş, mecalsiz bir adımım artık nereye gideceğini bilmeyen.

Düşünüyorum da, ne çok isimsiz mezar taşıymışım meğer ben, ne çok Araf'ta cenin, ne çok yitirilmiş umudun arkasından salya sümük gözyaşı… Islak bir mendil, âdet yerini bulsun bir baş sağlığı dileği, geceyi bölen çığlık; kâbus hep uykularımdan içre.

Bir zamanlar sevdiğim renkleri hatırlamaya çalışıyorum mesela şimdi, tutkunu olduğum idealleri… Her şey çürümüş azı dişleriyle, iştahlı ağzını açmış kör bir kuyunun tedirginliği ve taşların altında can çekişen bedenim. Ah ne çok kani el, ne çok taş, ne çok recm dünden yarına kalan. Oysa daha çok küçük benim ellerim; bölemez hiçbir derin uykuyu, yıkamaz hiçbir umudu, boğamaz azgın suları bendinde.

Bir zamanlar taptığım, onlar olmadan her şey anlamsızmış gibi gelen yüzleri hatırlarım bazen, kalın bir perdenin ardındaki isimsiz koyu siluetleri. Umutsuzca devinen, toprağın kabuğunu kırmaya çalışan esir bedenler gibi. Ne çok korku, ne çok bilinmez yüklü tüm anlamlar. Ve ne gayya bir yürektir ki tüm anlamları eritip yine de gölgeye sığınıyor ten.

Gölge hayatların yüzleri değiyor şimdi siyah perdelere, yaslanıyor duvarları yıkarak, abanıyor kapılara tüm kirli eller, yüzlerini yere sererek.

Hayal ettiğim şeyler de vardı bir zamanlar… Güneşe yelelerinden asılmak, dizginlemek değildi elbet dünyanın baş döndürücü hızını ya da ayı düşürmek rakı kadehimin dibine. Sabahı durdurmak, yolunu kesmek kanlı bir harami gibi uykulu gözlerden arınmadan.

Hayal ettiklerim, düne dair bulanık anılar. Dünün güvenli kollarında artık her şey; geçmiş ve gelecek zamanın kötü bir varsayımı değilse bile, bir kompozisyon ödevidir artık; beyaz sayfalara sığmayan.

Hepsi bir hezeyan diyorum kendi kendime, ruhum terk et bu yağmur sonrası düş bulanıklığını, uçur kendini bir lodos esintisinde; çarp bir duvarın nemli yüzüne sonra, tırnaklarını geçirerek asıl itildiğin uçurumlara. Ama biraz ışık da görmek ister insan; gözlerine mil çekilmeden. Oysa ne çok zamansız açıyor kiraz çiçekleri, ne çok erken bir göç mevsimi; kimse doyamıyor abdalın yüzüne. Yarım kalıyor tüm mektuplar, yaprakları arasında kitapların solup gidiyor yaşam; hayal perdesinden uçup gidiyor tüm kahramanlar. Uğrak bir su başı gibi paylaşmasız. Ürküntüsünde ceylanların, kal yanımda demek istiyorum sana.

Sen de gittin şimdi, avuçlarımda soldun dünde kalan her şey gibi. Peki, yarına sığmayacaktın madem, neden köpük köpüktü saçların, neden hicran yüküyle kanatıyordu kulaklarımı sözlerin; ve neden nedensizce kahır yüklü tüm yüklemlerin?

Bugüne güvenmiştim bir zamanlar. Dünden elimde kalan tek şeydi çünkü. Bak, şimdi pusatsız ellerim; bir bebeğin morarmış boğazında. Anlıyorum ki katiliyim ben tüm katli vaciplerin darağacında, tüm sallanan bedenlerin buğusunda fır dönüyorum bedensiz ayaklarımla.

Bugün benim matem günüm. Ölüsü önünde bugünümün, musalla taşına yatırıyorum yarını. Kimsesizler mezarlığına defnetmeden önce, son bir kez daha yüzleşiyorum onunla. Âdettendir ya, ben de "iyi bilirdim" merhumu. Kötü söz söylemek düşmez bu saatten sonra. Toprağı bol olsun.

Sayı: 24, Yayın tarihi: 20/04/2008

hasan@mavimelek.com

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics