MaviMelek Edebiyat
"Ve memnun pek, bundan önce yürüdüğü yolu / Değiştirmiş olmaktan herhangi bir şeyle." Puşkin

[Gökçeyazın]"Henüz Her Şey Bitmedi - Tess Franke" | Nilay Uslu

Henüz Her Şey Bitmedi - Tess Franke

"DAHA YAŞANACAK ÇOK ŞEY VAR"

Şöyle bir hayal edin: Hukuktan yeni mezun olmuşsunuz. Staj yaptıktan sonra avukat olarak işe başlıyorsunuz. Ama hukuk büronuz öyle diğerlerine benzemiyor. Müşterileriniz kara para aklayanlar, seri katiller falan. Tabii "bir biftekten omlet" yapılamadığı gibi siz de "bir katil için beraat" çıkartamıyorsunuz. Yine de "kanundaki boşluklardan" ve "kanun önünde herkesin eşit olması"ndan yararlanarak kanunsuzların bir şekilde ekmeğine yağ sürüyorsunuz. Fakat işler hep tıkırında gidecek değil ya… Bir gün işyerinize bir telefon geliyor. Telefonun diğer ucundaki ses, müvekkillerinizden birinin boğularak öldürülmüş cesedinin sizin merdivenlerinizin önünde olduğunu ve aynı şekilde iki seksen yatma sırasının size de geleceğini söylüyor. Üç buçuk atarak evinize gidiyorsunuz. Ceset çoktan orada ve etrafını polis sarmış bile. O ve ondan sonraki hemen her gün çok gerçekçi kâbuslarla uyanacaksınız, çünkü her an öldürülme tehlikesi altındasınız, bir yandan da mesleğinizi kaybetmemek için tekinsiz patronlarınızın huyuna suyuna gitmek ve polisle medyaya söylediklerinizde dikkatli ve tutarlı olmanız gerekmekte. Bütün bunlar yetmezmiş gibi genç sevgiliniz de git gide esrar bağımlısı haline gelmekte, evden kaçacağı gün yakında. Neyse ki size destek olan üç kız arkadaşınız ve bir de uzakta da olsa babanız var, ama babanız annenizin ölümünden sonra başkasıyla evlenip ondan çocuk sahibi olduğu için onun yeni hayat düzenini ziyaretlerinizle bozmak istemiyorsunuz. Bundan sonra başınıza gelecekler hakkında da hiçbir fikriniz yok. Düşündüm de, siz en iyisi bırakın hayal etmeyi.

Roman kahramanı Femke Wolzak, bütün bunları yaşamak durumunda kalıyor. Ayrıca öldürülen müvekkili Hermanna'nın katili konusunda da tek şüphelisi Hermenna'nın boşanmak üzere olduğu, iki çocuğun babası Alwin P. Kendisini arayan telefon numarasını da öğrenemediği için telefonda tehdit savuranın kim olduğunu bilmiyor. Her günü diken üstünde geçiyor. Artık Amsterdam'da hayat Femke için eskisi gibi olmayacak. Ama Femke'nin pes etmeye hiç mi hiç niyeti yok.

Romandaki tedirgin hava baştan sona kadar sürüyor. Yazarın kitaptaki kısa özgeçmişine bakınca bu tedirginliğin aslında gerçekte de olduğunu anlıyoruz:
"Tess Franke, 1970 yılında Hollanda'da doğdu. Kendisi de bir hukukçudur ve bir avukatın eşidir. Eşi yankı yapan bazı davalar üstlenip tehdit edilince aile, iki çocukları ile birlikte ABD'de izini kaybettirmek zorunda kaldı. Yazar dört yıldan beri bu ülkede değişik bir isimle yaşamaktadır."

Yine bu özgeçmişten yola çıkarak söyleyebiliriz ki romandaki hukuksal kurgu da hesabına kitabına göre yapılmış.

Romanın okuyucuyu zorlamayan bir akışı ve konusu var. Yalnız kitabı okumadan önce Trainspotting filmini izlemeniz faydalı olabilir, zira birkaç sayfada epeyce bahsi geçiyor.

Diyebilirsiniz ki "Canım kardeşim, koca Amsterdam'da başka hukuk bürosu mu yoktu?" Şahsen ben kendi kendime sordum bunu. Hatta "Vay be, acaba Hollanda'da da yeni mezunların iş bulma sorunu mu varmış?" diye içimden geçirdim. Femde'nin babası da kızının orada çalışmakta neden ısrarlı olduğunu merak ediyormuş meğerse. Aralarında şöyle bir diyalog geçiyor:
"'Neden gerçekten bu bataklığa batmak istediğini anlamıyorum.'
Kendi bağımsızlığım için, baba, sorumluluğu kendim üstlenmek, senin eskiden hep söylediğin gibi kendimi kanıtlamak için.'"

Kız arkadaşları da Femde'nin orada çalışmasına anlam veremiyorlar. Ama Femde, kariyeri konusunda endişeli.

"'Kariyerin mi? O ürkütücü heriflerin yanındaki kölece işini mi kastediyorsun? diye soruyor Annet. 'O kariyerden mi söz ediyorsun? O herifler için çalışmak isteyişini anlamıyorum. Gerçekten anlamıyorum. Bütün o mafyacıların arasında sen, bu seni sadece mutsuz eder.'
Saskia başıyla hızlı hızlı onaylamaya başlıyor, bu arada ağzına ve burnuna su kaçıyor. Öksürüyor. Öfkeyle oh olsun diye düşünüyorum.
'Ben de onlar için çalışmak istemiyorum. Çalışmak zorundayım, onların yanında ya da başka bir büyük büroda. Fakat bir rastlantı sonucu bana ilk soran onlar oldu. Ve Hollanda ceza avukatları âleminde zirvedeler, Annet. Ben de bu zirvede durmak istiyorum, dolayısıyla onların yanından geçip gidemiyorum. Onların yanında çalışmam ve bu arada mesleğin inceliklerini öğrenmem daha akıllıca.'"

Bütün bunlardan başka, Femke'nin kız arkadaşları Annet, Saskia ve Mariska'yla yaptığı muhabbetleri de es geçmemek gerek. Tedirgin gidişatı yer yer kıran esprili duraklar olmuş aradaki bu diyaloglar. Karakterler de çok renkli.

"Saskia ressam, kadın resimleri yapıyor… Saskia da tıpkı Annet gibi ölçüyü kaçıran tiplerden. Ancak Annet'te bu sadece yemek içmek ve erkeklerde değil, kilo vermek ve spor için de geçerli. Saski ilke olarak hiç spor yapmıyor. Onun yaşam sloganı 'sağlıksız bir vücutta sağlıksız bir ruh' biçiminde. … [Saskia] bizim gürültülü kümesimizin anaç tavuğu."

Mariska evlenmiş, iki çocuk doğurmuş, yani romandaki kadınlardan daha farklı ve sabit bir hayatı olan bir kadın. Saat ondan sonra da onu telefondan aramak mümkün olmuyor bu hayatından dolayı. Annet ve Saskia gibi konuşkan biri de değil. Ama yine de kimin ne yapacağı belli olmaz.

Kitapta bunlar dışında inceden bir medya eleştirisi de bulunuyor. Medyanın konuları nasıl abartıp çarpıtabileceğine değiniliyor arada çok azıcık da olsa. "Magazin-haberler" diye bir laf geçiyor ki izlediğimiz o dramatik haberleri tam olarak açıklıyor bence.

Tess Franke'nin Henüz Her Şey Bitmedi kitabı, Ekim 2008'de Türkçede yayımlandı. Suçluların dünyasında genç bir avukatın yaşadıklarını anlatan sürükleyici bir macera romanı olmasının yanı sıra günlük hayata ve medyaya, yer yer polisin ve hukukun işleyişine de göndermeler var. Kitabın sonunda çoğu taş yerine oturduğu halde hâlâ merak ettiğiniz şeyler kalıyor. Nasıl desem, bu romanın bir devamı yazılabilir gibi. Yani, başka bir deyişle aslında yaşanacak daha çok şey var.

Henüz Her Şey Bitmedi
Tess Franke
Türkçesi: Tülin-Metin Alemdar
Pupa Yayınları, 325 s.

Sayı: 33, Yayın tarihi: 29/12/2008

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics