MaviMelek Edebiyat
"Adımlarım bir yere götürmüyor artık beni/Yağmur saralı bir dilenci devriliyor ardımsıra/Yürüdüğüm her sokak/duvarlaştırıyor kendini." Adnan Özer

[Öykü]"Hastane Odası" | Nilgün Ersoy

Hastane Odası | Gülseren Kayalı

"İYİ GECELER ZAVALLIM"

Hastane odası. Gece. Aşağıdaki katlarda, bir yerlerde, bir kadın kesik kesik haykırıyor. Sustu.
Sıcak.

Refakatçi divanında tedirgin bir yatış, ufak bir çıtırtıda başım yana dönüyor. Annemi gözlüyorum. Demin hastabakıcı geldi; teklifsizce büyük bir gürültüyle, tüm ışıkları açarak. Oda çiğ bir floresan gününe büründü. Yerleri kirden gri-siyaha dönüşmüş salkım saçak bir şeyle paspasladı; tuvalet takır tukur temizlendi. Öğürerek öksürdü. Ortalığa iğrenç bir deterjan kokusu bulandı.
Hastane sterilizasyonu. Dezenfektan sterilitesi. Mide bulandırıcı. Mikroplardan, bakterilerden, pisliklerden arınma. Ruhsal, bedensel, kitlesel, bireysel saflaşma. Maddenin ilk hali.
Hitler. Ari ırkının delilik ve de saire gensel hastalıklardan temizlemek adına steril hale getirilmesi. Germen erkek tohumlarının yok edilmesi. Kastrasyon. Farinelli. Harem ağaları. Alman soyunun Yahudi, Çingene ve de karşıtlarından dezenfektasyonu. Gaz odaları. Siyanür. Krematoryumlar. Yanık kemik ve saç kokusuyla birlikte ortalığı kaplayan kül karlar.
Sıcak.

Annem kıpır kıpır, sürekli hareket halinde. Ayakları şişme yatağının boğumları içinde sürtünüyor. Sürtünme sesi kulaklarımı çiziyor. Serum takılı kolu, sıvılı ince hortumla birlikte durmadan dolanıp duruyor. Başımı kaldırıyorum, gözlerim serum şişesine takılı. Ters asılı, ucunda bir damla; giderek büyüyor, semiriyor sonra kendini ağır çekim atıyor.
Pıt… pıt… Çin işkencesi… pıt…
Ayakların yatağa sürtünmesi.
Koridordan yankılanan sesler.
Bir yerlerdeki kadın tekrar bağırmaya başladı. Muhtemel ağır çekim bir bebek doğuyor.
Sıcak.

Pencere ardına kadar açık. Tüllere, duvarlara sivrisinekler tünemiş. Yakındaki otobanda aralıksız akıp duran arabalar. Kollarım, bacaklarım ince sızılar içinde. Yakında kızaracak, ölesiye kaşınacak ve olgunlaşıp kabaracaklar. Yatağın tepesinde ölgün bir ışık. Her şeyi hastalıklı bir sarılığa boğuyor. İç karartıcı.
Ve gözlerim her şeye rağmen kapanmakla kapanmamak arasında.
Sıcak.

Uyanık kalmalıyım…
Baş aşağı asılı şişeye bakıyorum.
Uyanık kalmalıyım…
Ölü sarılık ışığı.
Uyanık kalmalıyım…
Sıcak.

Ağır ağır düşen damla…cıklar
Tırmalayıcı tiz çığlık.
Bebek kanlı bir kaosa çıkartıldı.
İyi geceler zavallım.
Sıcak.

Gözlerini açtın belirsizliğe; hoş geldin.
Annemin kesikli soluk horlaması. Kıpırdamıyor.
Kapaklarım gözlerimi kapadı.
Uyunmamalı.
Uyanmamalı.
Sıcak.

Ayak sesleri yaklaşıyor. Kulaklarımda uğultu; işkence her bir adımla.
Kapı açıldı. Beyaz bir bulut beni hızlıca sıyırdı. Kapaklarımı yırtarcasına açıyorum. Hemşire annemin koluna tansiyon aletini geçirdi bile. Öylesine profesyonel, öylesine tornadan çıkmış hareketler; parmakları annemin bileğinde, gözleri diğer elinin saatinde. Sessizlik.
Saniyesayar ağır ağır ilerliyor. Bir-iki-üç…
Sıcak.

Dört-beş…
Programlanmış bir robot, duygusuz, soğuk, üzerine deri geçirilmiş metal yığını. Parşömen. Davula gerilen deri. Kutsal metin. Tamtam şifresi. Ramazan davulcusu. Üst cepçiğinden ateş ölçeri çıkardı, annemin bir deri bir kemik kalmış koltukaltına sokuşturdu ve uçarcasına çekip gitti, bizi sarılıkla baş başa bırakarak.
Sıcak.

Ayaklar boğumların arasında gezinmeye başladı tekrar; huysuz, huzursuz sürtünmeler. Sertleşmiş topukların sinir gerici ileriye gidişleri, geriye gelişleri. Çatalın tabağı çiziktirmesi. Uzun tırnakların karatahtayı oyması. Dişin delinmesi.
Tüylerim diken diken. Sırtım kedi kamburuna dönüştü. Gözlerimi acıyla içime gömüyorum. Ürperme. Kollarımı ovuşturuyorum durmadan.
Sıcak.

Soğuk bir şey yaladı beni. Gözlerim fal taşı. Hemşire tereyağından kıl çeker gibi çekip alıyor dereceyi, ilgili ilgisizce havada bakışıyor sayı çiziklerle; üst cepçik yuttu dereceyi, ince cıvalı başı açıkta bırakarak. Cıva. Hg. Cam tüpün içinde ağır akan parlak toparlak. Ağır metal. Ağır abi. Kurşun.
Hava kurşun gibi ağır, bağır bağır bağırmak istiyorum.
Sıcak.

Uyumak istiyorum, annemi gözlüyorum. Duruldu. Dümdüz yatıyor, çarşafların içinde kaybolmuş. Dümdüz. Tahta gibi. Göğüsleri bedenine yapışmış, örtüyle kaynaşık. Horlamıyor. Kendisini derin bir uykuya teslim etti.
Uyuyan güzel. Yedi uyuyanlar mağarası.
İn.
Odama, inime çekilmek istiyorum.

Sayı: 31, Yayın tarihi: 24/10/2008
MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics