MaviMelek
Hermes Kitap
"Sonsuzluğun yolunda nasıl böyle kolayca ilerlediğine şaşan biri vardı; o aslında yokuş aşağı yuvarlanıyordu." Aforizmalar / Franz Kafka

[Öykü]"Günlük Tutmayalım" | Ruhşen Doğan Nar

Günlük Tutmayalım | Genco Demirer

"KALEM ÖPÜCÜK ATTI DEFTERE"

Bugüne en uzak gün, dün.
Özdemir Asaf

Masanın başına geçti ve düşünmeye başladı. Gözlerinin önünden hızla insanlar, olaylar, mekânlar ve anılar geçti. Sanki hızlı çekimde bir film izliyordu. İnsanlar hızlı hızlı hareket ediyor, bir anda güneş doğuyor, sonra akşam oluyor. Bir bakıyor evde, bir bakıyor sokakta ya da kafede. Masanın üstündeki silgi tozlarını eliyle temizlerken sakince aklından geçenleri izledi. Bir hafta içinde yaşadığı önemli anlar, saatler, dakikalar, hatta saniyeler geldi aklına.
Günlük tutmalıyım, diye düşündü ve dolabından boş bir defter çıkardı. Dolaptan çıkardığı defteri zamanında gitmeyi planladığı Fransızca kursu için almıştı, ama kursa gitmek nasip olmamıştı. Ve defter yıllarca dolapta kullanılmayı beklemişti. Defter, dolaptan çıkarılıp masaya bırakıldığında sevinçten sayfalarını sallıyordu deli gibi.
Bugün günlerden ne, diye sordu kendi kendine. Hiçbir zaman hangi günde yaşadığına önem vermemişti. Çoğu kez etrafındakilere sorardı günü, hatta bazen ayı. Yanında soru soracak kimse yoktu. Belki deftere sorabilirdi, ama defter bırakın günü, hangi yılda olduklarından bile bihaberdi. Kaç yıldır o karanlık dolapta bugünü beklediğini unutmuştu.
Takvime baktı. "Bir ay daha bitiyor demek," diye fısıldadı. Bir ay, bir yıl, on yıl, elli yıl, bir ömür… Acaba daha kaç ayın sonunu görebileceğim? Kim bilir!
Günlük tutmalıyım, diye tekrarladı. Hafızam berbat ve daha beş dakika önce öğlen yemeğinde ne yediğimi hatırlayamıyorum. Günlük tutmalıyım, diye bir kez daha yineledi. Dün yaşadığım olaylar bir asır önce geçmiş gibi. O kadar soluk ve karanlıklar ki! Dalından kopup kaldırımlara düşmüş kupkuru, soluk yapraklar gibi yaşadıklarım zihnimde. Eğer günlük tutmazsam, elimde kalan bu kuru yaprakları da kaybedebilirim. Çünkü herkes çocukluğunu mükemmel hatırlarken ben daha beş dakika önce öğlen yemeğinde ne yediğimi hatırlayamıyorum.
Günlük tutmalıyım, dedi ve kalemi eline aldı. Kalem, deftere göz kırptı. Nereden başlasam? Çocukluğum hakkında hiçbir şey hatırlayamıyorum. Gençliğimden ise zihnimde bir iki siyah-beyaz görüntüden fazla bir şey yok. Oysa arkadaşlarım bilgisayar gibi her şeyi hatırlıyor ve ikide bir geçmişte yaşadıklarını ballandıra ballandıra anlatıyorlar yanımda. Ben ise Fransız kalıyorum yanlarında.
Bu arada Fransızca kursuna katılacaktım, diye düşündü ve masadan kalktı. Dolabını açtı ve Fransızca kursu için aldığı defteri aradı dolabın içinde. Tabii ki bulamadı. Nereye bıraktım, diye düşündü bir süre. Bu arada kalem ile defter muhabbet ediyordu masanın üstünde.
Masanın başına bir kez daha geçti. Kalemi eline aldı ve "Günlük tutmalıyım," dedi. Kalem öpücük attı deftere. Günlük tutmak zorundayım, çünkü hafızam berbat ve daha beş dakika önce öğlen yemeğinde ne yediğimi hatırlayamıyorum. Akşam yemeğinde ne yesem, diye sordu kendine. Kalemi defterin arasına bıraktı ve ayağa kalktı. Kalemle defter sohbetlerine kaldığı yerden devam ederken mutfağa gitti ve buzdolabını açtı. Dolap tamtakırdı. O zaman bugün Fransız restoranında akşam yemeği yiyeyim, diye düşündü. Bu arada Fransızca kursuna katılacaktım, dedi içinden. Ve çalışma odasına geçti, boşu boşuna Fransızca kursu için aldığı defteri bulmaya çalıştı dolapta. Tabii yine bulamadı.
O sırada gözü masanın üstündeki deftere takıldı. "A, burada mısın," diye sordu deftere. Defter duymazlıktan geldi ve kalemle konuşmaya devam etti. Defteri masanın üstünden aldı ve dolaba koydu. Nasıl geldi masanın üstüne, diye sordu kaleme. Sonra "Neden almıştım ki bu defteri," diye sordu kendine. Ve en sonunda Fransızca kursu için aldığı o ünlü defteri bulmak için tekrar dolabın yanına gitti…

***

Balık çığlıklar atarak uyandı uykusundan. Akvaryumdaki diğer balıklar telaşla yanına geldi balığın ve ne olduğunu sordu. Balık, "Kâbus gördüm," dedi. "Çok korktum. O kadar çok korktum ki az daha kalp krizinden ölecektim."
Meraklı balıklar, "Hadi anlat bize de rüyanı!" diye bağırdı. Balık birkaç saniye düşündükten sonra "Unuttum!" dedi. Etrafındaki balıklar ise "Neyi?" diye sordu ve akvaryumdaki hayat kaldığı yerden devam etti.

Sayı: 26, Yayın tarihi: 27/05/2008

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics