MaviMelek
Hermes Kitap
"Çıldırırdı çocuklar görseler mavi suda / O altın, o gümüş, cıvıl cıvıl balıkları." Sarhoş Gemi / Arthur Rimbaud

[Öykü]"Gümüş Kemer" | Sibel Torunoğlu

Gümüş Kemer | Sinan Çakmak

"ACI ÇEKMESİNİ İSTEMEDİM"

Sonra annesi küçük kızını göz doktoruna götürdü. Doktor muayene ettikten sonra, "Dört buçuk numara astigmat," dedi. Sonra küçük kızın kolundaki çürüğün ne olduğunu sordu doktor.
Bekleme salonundayken, etrafı inceleyip akvaryum, papağan ya da çıplak kadın resimleri gibi enteresan şeyler görememiş olan küçük kız, bir çizgi öykü bulmuştu bir dergide. Başına kesekâğıdı geçirerek çocukların arasına karışan çirkin kızı kendisiyle özdeşleştirmişti kitabı okuyunca. Diğer çocuklar yüzünü görmedikleri için ondan korkmamış, yalnızca birkaç taş atarak ilgilendiklerini belli etmişlerdi.
Doktora önce duygularını anlattı. Sonra geceleri şehrin üzerinde uçtuğunu söyledi. Bu uçuşlardan birinde kolunu yakındaki evlerden birinin saçaklarına çarpmıştı, çürük bu yüzdendi. Doktor, annesine "Bu çocuğu dövmeyin," dedi.
Eve gelirken küçük kız, dolmuşta şiddetli bir orgazm yaşadı. Dolmuştakiler beyaz donunu keyifle elleyen küçük kıza sırtlarını dönmüş, fakat küçük kız yine yanlış bir şey yaptığını idrak edebilecek basireti gösterememişti.
O gece uyku tutmadı kızı. Kalktı dışarı çıktı. Uzun bir zaman karanlıkta, kanal boyunca yürüdü. Orduevine vardı. İçeri girdi. Nöbetçi asker şaşırdı. "Nerden geldin sen," dedi.
Kız, erkek kardeşiyle aynı odada uyuduklarını, bir düğmeye bastığını, başka bir gezegendeyken kendini burada bulduğunu söyledi.
"Sen kimsin ya, necisin," dediler.
"Ben bakireyim," dedi.
"Yani Meryem Ana mısın?" dediler.
Kız çok mutsuz olduğunu daha önce iki kere intihara teşebbüs ettiğini anlattı. Asker birlikte intihar etmeyi teklif etti.
Uyandığında birlikte intihar ettikleri asker yoktu. Onun öldüğünü, küçük kızın kurtulduğunu, takdiri ilahinin böyle olduğunu söylediler.

O sıralarda Malatya'daydılar. Bütün askerler kızın sevgilisiydi. Yeşil askeri arabalarla pikniğe gidiyorlardı. Bir sevgilisinin daha ölmesi kızı çok üzdü. "Nerde?" diye sorduğunda, onu askeriyedeki bir fırına götürüp yaktıklarını söylediler. "Al bu da külleri," dediler.
Kız "külleri yutsam mı" diye düşünüyordu, ama başka bir teklif geldi sonra. Helikopterle dolaşacaklardı ve kız sevgilisinin küllerini helikopterden vatan toprağı üzerine serpecekti. Kız, küçücük boyuna bakmadan babasının kütüphanesinden "Ermiş Antonius ve Şeytan" adındaki kitabı incelemiş olduğundan, en yaygın sohbet konusunun şeytan olduğunu biliyordu. Ve o sıralarda bir başka sevgilisini bağlamış, kamçılıyor ve onun şeytan olduğunu söylüyorlardı. Her nedense kızın eline bir kılıç vermişlerdi. Kız punduna getirip koştu. Kılıcı bağlanmış sevgilisinin başına indirdi. Sevgilisini sürükleyerek götürdüler. Neden böyle yaptığını sorduklarında kız, "Acı çekmesini istemedim," dedi. Neyse sevgilisini artık görmüyordu, ama sevgilisinin arkadaşları acısını paylaşıyorlardı. Bir gün bu arkadaşlardan birisi küçük bir şişe verdi ona ve bu şişeyi yemek kazanının içine dökmesini söyledi. Sonra yine üç beş asker öldü. Çıkan karışıklıkta kız suçunu itiraf etti ve bir albaydan tokat yedi. Çok incinen küçük kız yere yattı, kalkmadı. Belki de ölmüştü. Albay, "Alın götürün bunu, bi daha içeri almayın," dedi.
Çok geçmeden Barış Manço ve Moğollar'ın konseri vardı. Yine orduevine gitmek zorunda kaldılar. Kız Moğolları ve müziklerini çok seviyordu ve belki de yeni sevgilisi Barış Manço'ydu. Kız bazen yaşadığı tecrübelerden yola çıkarak Barış Manço'yla "Sabahın yemişi bir tane kişniş / Uyandım baktım yar ellere gitmiş" şarkısını bestelediklerini düşündü. Barış Manço, kıza gümüş bir kemer hediye etti; ama Barış Manço'ya uygun olan kemer şişman bebeğe olmuyordu.

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics