MaviMelek
Hermes Kitap
"Beni bırakıyor. Üzgünüm. Yoldan geçen biri tarafından gül kopartılan bir gül ağacı kadar üzgünüm. Az önce ağladım…" Victor Hugo

[Hezeyan]Lale Mimoza Battal

René Magritte | La Memoria

"Gidilir de Dönülür mü?"

"HER EVE BİR MEZARLIK LAZIM"

Tam giderayak şahlandı dinginleşmiş birkaç anı
Bu gidişin bir dönüşü olmalı mı?
Helalleşsek mi?
Farz edelim yarı yolda tükenseydi
Nereye kaldırılırdı
Her hakkı mahfuz naaşı?
Babasının hayali canlandı
Cılız bir fener ışığında
Kımıldamadan bekleyen hayali
Tuttu nefesini
Gece sessizliğinde fenerin cızırtısını dinledi
Göğsünün hışırtısına sardı
"Geri döndüm" demişti
Hiç geri dönülür mü? diye sormak istedi
Bir ses belirdi: "Hemşerim yolculuk nere?"
Efendim?
"Gidiş dönüş mü?"
Efendim?
Bir bilsem
diye içinden geçirdi
Babasına baktı hâlâ ordaydı, kuyunun başında
Bir de kuyu vardı sahnede fener ışığında
Gerçekler kuyudan çıkmaz mıydı?
Ben de bağırsam dedi şu kuyunun içine
Acıydı suyu kuyunun tatmıştı
Fenerin ışığı toz şeker gibi serpilmişti üzerine
Ama acının tadı başkaydı
Mırıldandığı sözcükler kararttı bir anda mekânı
Karanlıkta kaybetti babasını
Kuyudaki ışık söndü
Şeker dibe çöktü
Çökmedi
Eridi
Çığlık atmak istedi
Sesini kuyuya kaptırdı
Beceriksiz şey!
Ne fener cızırtısı, ne göğüs hışırtısı
Ölmeye gidilen şehre çoktan varmıştı babası
O şehri düşündü
Küme küme odunlardan koyu bir duman tüttü
Ölümün kokusunu getirdi burnuna
Çıtırtısını iletti kulağına
Kutsal nehrin şişmiş cesetleri
Sarıverdi çevresini
İçlerinden birini Magritte'in annesine benzetti
"Ateşimizi besleyin!" diye çığırdı antik bir koro misali
Hep bir ağızdan maskeli yüzleri
"Bizi böyle göndermeyin!"
Bir anda sezdi
Kuyu da cesetliydi
Doğduğumdan beri kaç vücut yaşadı
Kaç vücut cesetleşti?
Sayılarla oynamayı severdi
Dua etmeye benzerdi
Saymaya başladı: 1, 2, 3,…10, 11...
Önüm, arkam, sağım, solum saklanmayan cesettir
Coşkun demez miydi "her eve bir mezarlık lazım" diye?
Ya da buna benzer bir replikti
Coşkunlar'ı anımsadı
Birini ve öbürünü
5. Frank'ı
Ölmeden cenazesi kalkar mıydı insanın?

"Yüce 5. Frank, senin karınım ben" dedi
Bu repliği anlamını yitiresiye tekrarladı
Sözcükler dudaklarından düştü
Dekora çarpıp ufalandı
Rüyasında
Tam açmışken ağzını zor bela
Şaşırıp repliğini duraladı
Kaybetti sesini
Çığlığı demek hâlâ kuyudaydı
Cesetlerin arasında
Tüm cesaretini topladı
Gidiyorum baba!
Midas'ın kulaklarını düşündü bu arada
Ölmeye gidilen şehri
Magritte'in annesini
Coşkunlar'ı
5. Frank'ı
Nasıl gidilir? diye merak etti
Gidilir mi?
Gidilir de dönülür mü?

Sayı: 33, Yayın tarihi: 26/12/2008

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics