MaviMelek
Hermes Kitap
"Ölüm için duramadığımdan, / O nazikçe benim için durdu; / Araba yalnızca ikimizi taşıyordu / Ve Ölümsüzlüğü." Emily Dickinson

[Retorik]"Aşk, İsyan ve Geride Kalanlar" - Akın OIgun

Aşk, İsyan ve Geride Kalanlar

"BÜTÜN İNTİHARLARIM HUZURSUZ"

Şimdi, içimden bir şeyler yazmanın uslu mecburiyeti dökülüyor bu sayfalara... Sorumsuzca savrulan sözlerin, bir adabı ve anlamı yok. Kendime ait savruluşlar bunlar sadece.

Üzerimde kış örtüsü, üşüyorum hem de çok üşüyorum… İçimdeki en derin yaralar titriyor. Sevgi adına, yaşam adına, umut adına mağlubum. Yenilgime sunabileceğim bir mazeretim yok. Cevabı bilinmeyen sorunların, kargaşası üşüşüyor üstüme. Seçilmiş yanlış yolların asfaltı oluyor tenim. Çıkmaz sokaklardan hep geri dönmelerin çaresizliği yansıyor yüzüme. Acılarımı terbiye etmeyi öğrensem de mağlubum.

İnsan kendi içinde bir başka büyüyor. Bir başka oluyor içinde sesin teli, yüreğin dili. Bilinmezlik yolculuğunun sırlarının şifresi hep içimizde bir yerlerde geziniyor. Çözülen her sırrın şifresi, yeni bir sırra açılıyor ve insan kendi içinde çözdükçe şifreleri, kendinden uzaklaşıyor.

Uzaklaşıyorum ben de kendimden. Her uzaklaşmamı anlamlandırmak için çırpınıyor beynim. Hesapsız bir duruşun bedelini ödüyor kalbim. Çırpınışlara düşüyor bazen… Bazen yarı baygın, yarı sarhoş dolaşıyor. Bazen de beni kendimden alıp, kendime kurban ediyor. Her defasında daha ahmak, her defasında daha cesur oluyor. Ahmaklık ve cesaret insanı adam gibi adam yapıyor. Sözün özü acı olsa da serinlik katıyor bedenime.

Gerçeğini biliyor olmanın saadeti ise esiyor ara sıra...

"Aşk, İsyan ve Geride Kalanlar" içimde bir kıyım, vicdanımda çarmıha gerdiğim vasiyetimin alnı açık bir ödeşmesi… Aşk, İsyan ve Geride Kalanlar, umuda çıkmış yolculuğumun kalemi kırılmış idam kararı oluyor.

Bu müsvette geçmişte her iz, kendine bir yer açıyor. Kimi zaman beni özlersin özlersin de bulamazsın derken, kimi zaman sarılacak bir tene hasret düşüyor. İz sürücüsü geçmişim ise hep felaketlerimi buluyor, baskınların ihbarcısı oluyor çıplaklığım. Sokakları birbirine bağlayan başı boş yürümelerim, kaçak tenhalardan yıldızlar çekiyor. Her defasında itirazlar yazıyorum mevsimlere. Yıllarım kayboluyor, gezginci sözlerim kendini yitiriyor, bakışlarım düşüyor, yağmur oluyor gözlerim… Ecelim elime değiyor.

Bütün mahcubiyetlerim utanıyor. Bütün mahcubiyetlerim yalanın öteki adı gibi diziliyor tespihlere… Terörize olmuş duyguların, anarşist yangınlarına veriyor kendini. İhalesiz sevmelerin, devri olmayan ihanetlerin, sadaka yüklü madalyalarına gözlerini kapatıyor. İnfilaklara salıyor kendini. Yaşamdan sürgün edilmişliğin bedelini okşuyor, yüreğimde taşıdığım kimsesiz emanetler isyan ediyor. Bir yanım esir, bir yanım esaret kırıyor. Sevgi sözcüklerini de çokça söylememek icap ediyor.

Ne masallar var aklımda, ne de tatlı rüyalar. Belki de hiç anlatılmamış, hiç söylenmemişti. Ama ben yaktım unutmak istediğim her şeyi. Çünkü biliyorum, bir yoksul masalıdır yakmak sakıncalı her şeyi... Sırtımdan atıp kayıp gençliğimi, sükûnet içindeki sarhoş vicdanlara, muhalefet şerhi koymanın huzurunu, rahvan bir yorgunluğun ise suçunu üstüme alarak, kaygılarımı kaygılandıran iç duvarları, üçüncü göz bakışımı, askıya çekilmiş hatıralara emanet ederek, bilindik acılardan beslenen aç tarihe dudak büküp, gülümsüyorum. Varoşlara teslim olup, illegal kayıplara karışıyor, sirenlerin yanıp sönen uyarılarına yakışıksız kafiyeler diziyorum. Acılarıma terbiye süsü verip, birbirine teğet göz yaşlarımı siliyorum. Umut taşımak ki bir sonraki saliselere, acının alnını karışlamak gibi beyhude bir çaba ve bütün intiharlarım huzursuz, bütün huzursuzluklarım ise intihar etkisinde.

Arşive düşmüş hikâyemin bilançosu ise bir yafta gibi asılmış boynuma. Kimseler bilemezdi kötülüğün bu kadar kolektif olduğunu ve zulaların da bu kadar tedarikli olduğunu. Ve hep hazırlıksız yakalanıyorum cellatların kütüğüne… Arzuhallerimi yazıp savuruyorum rüzgârlara... İradesiz bir kuşatmadır şimdi yalnızlık. Nereye baksam hiçlik zafiyeti, nereye dönsem sonsuz uzayış. Bir beddua gibi ağır, bir beddua gibi sorumsuz, bir beddua gibi yok edici her şey. İsyanlarım ise karaya vuran vicdanlar gibi gözü açık ölüyor. Çelişkilerim küçük bir çocuk, acı ise hesaplaşmasında özeleştirimin. Sevgilerim ise belirli belirsiz izler taşıyor, izler taşıyor arkasında iz bırakmayan.

Hepsinden öte dostlar,
Bir uçurtmam olsun istiyorum.
Rüzgârsız havalarda da uçsun,
Ne ipi olsun birinin elinde,
Ne de görülebilsin gökyüzünde.

akinolgun@mavimelek.com

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics