MaviMelek
"Siz, saatleri yaşadınız. Henüz sözcük haline dönüşmemiş, ya da bir sözcük karşılığı oluşmamış durumlar yarattınız. Tanığınızım." Cemal Süreya

[Öykü]"Gerçeküstü Bir Hikâye" | Safa Fersal

Gerçeküstü Bir Hikâye | KaraÇizme

"ÖLÜM BİR HASTALIKTIR"

bütün simgeleri küçültüyorum artık. örneğin alnımdaki pus, mavi yazan kalemimin üstüne bırakıyor tükenmez nemini.
denizlerde mum alevleri.
"şiirimin annesi balinadır; ama ben baba değilim" diyorum bir serçe anneye.
o, güneşi bir somun gibi bölüp, kırıntılarını gagalıyor; matematik yanlış hesaplarla boğuluyor, duygunun uçurumunda yitiyor mantık.
"ne arıyorum burada?"

istiklal caddesi'ndeyim.
yanımda şair, barda sarışın bir kadın; emile zola'nın 'meyhane'sindeki gervaise'i çağrıştırıyor.
"dostum yaşadığın o köyden hiç ayrılmamalısın," diyor şair. haklı. karanlıktan utanan melez bir kuş gibiyim. gagamda bir arpa tanesi yok ama fantezi ambarında geziniyorum.
"meral n'abıyor?"
"iyi, evlenmiş."
"şimdi yanımda olsa… bir kasım gecesi leonard cohen dinlerken, sabaha kadar sevişmiştik…"
iç çekiyorum…
"o çılgın kız kardeşiyle baş edememiştim" diyor.
hatırlamamak elde mi? deli dünya günde 24 saat sevişiyor kendiyle.
ilkay'ın domatesinin, dudaklarından dökülen çekirdekler uzayı taşırıyor. kurbağaların çiftleşme vaktindeyim. kutbumda venüs, çakıyorum kıpkızıl bir coğrafyaya.
***
gecenin bütün kadınları güzel…
ağzımda anason kokusu, beynimde ak esrilik beşiktaş'a doğru yürüyorum. bir tinerci sigara istiyor, veriyorum. fındıklı'da bir şarapçıyla iki tek atıyorum.
son üsküdar vapuruna yetişiyorum.
karşımda yaşlı bir amca gazete okuyor.
arka sayfadaki manşete gözüm takılıyor:
"plüton gezegen statüsünden çıkarıldı."
bilmiyorum neden, ama üzülüyorum.
çantamdan ajandamı çıkarıyorum. bu sırada yıldızsız gökyüzü ve kızkulesi geçiyor yanımızdan. pembe balıklar ruhuma düşüyor.
şiir cumhuriyeti'ni selamlıyorum.
ve yazmaya başlıyorum:
plütonik
çakır kelebekler oynaşırken gökyüzünde
gezegenleri eksiltti ruhumuz
ay da dünyanın değil bundan sonra
sevdamızın uydusu…
rumuz: plütonik…
doğancılar parkı'nda bir adam galata kulesi'nden kanatlanmış, gelip buralara konmuş.
misafir olduğum evin kapısını çalıyorum.
kadın siyah geceliğiyle açıyor kapıyı. içinde sutyen yok. 40 yaşındaki azgınlıkla yapışıyor dudaklarıma. ben de sarkmış memelerini okşuyorum. yırtarcasına elbiselerimi, soyuyor beni.
sonra önümde diz çöküp oral seks yapıyor.
"perdeleri kapat göz girmesin içeri" diyorum.
masada rakı, peynir ve kavun var.
iki yudum çekiyorum. "oh be" diyorum içimden, "çok da demli olmuş rakı."
kadın perdeyi çekmiş, karşımdaki çekyatta oturmuş göğüs uçlarını çimdikliyor, klitorisini okşuyor.
"hadi mastürbasyon yap karşımda" diyor.
fantezilerinin başlangıç ilkeleri…
"hadi anlatmaya başla" diyor.
sağ elim penisimde:
"bir kadın gördüm barda. Sarışın 25-30 yaşlarında."
"adı neymiş?"
"sormadım."
"keşke buraya getirseydin. üçümüz…"
azgın biseksüel kadın…
"hadi gel gir içime."
"sırtımı tırmalamayacaksın ama" diyorum.
"tamam, sadece omuzlarını…"
***
uyudu. ona şiirler yazmam için verdiği ajandayı açtım. kadehe rakı ve su koydum, yazmaya başladım morarmış omuzlarımın sızısıyla…

kurt

yuvasını kurar penguen
acısını çıkartır kurt
aç kaldığı kıştan
saldırır ormanlarına çağların

uykunun nöbetini beklerim
şu defterin başında
depderin çekersin soluğunu
okunur ezanları sabahın
öperim sırtının vadisini

kurt aç kaldığınca ulur
ben de her sensizlikte

kurt olurum…

iki yudum rakı, bir parça peynir ve kavun.
salkım söğüt dallarına konamayan serçeler gibi aslan kesiliyor rüzgâr.
adet gören kanamalı deniz suyunu martılar içer mi dersiniz?
işte orada tuzdan bir konak.
ölüm bir hastalıktır.
şarapnellerin doyurduğu o savaşılmış ruhların siperlerinde cephanesiz bir mevzidir AŞK.
gervaise'im benim, sarışın sarhoşluğum:
gecenin düşler içinde dokuduğu mekikten nasıl bir ağ örülürse, öyle bir yavru melek kondu kaşlarının ucuna.
(işte tam o sırada cemal süreya'yı kız kulesi'nin saçlarını tararken görüyorum.)
sana bakıyorum…
dudak ucundan sızıyor menim.
o an göğe ektiğim sarışın lalelerden kalasıca bir güneş doğuyor sanki ve bu çağ hiç bitmiyor.
şarabı toprağa damlatın, göreceksiniz nice sevgi gülüşleri dolacak gülşeninize.
RUH! fırtına koyusu gümüş mızrak!
kendi icadım mavi bir gül koyuyorum masaya, kasıklarımda bir kelebek ağırlığı.
bundan sonra bir kuş ölüsüyüm…
ısırgan otunun buzlu kalabalığı.
***
kadın giderken bir rüyasını ve saçının telini unutmuş yastıkta; masaya bakıyorum, kahvaltı hazır.
ve bir not:
"sarışın kadını getirir misin? istersen beraber gideriz. ben ayartırım, merak etme…"
bir woodpecker sigarası yakıyorum.
ve sırtıma eylül meltemini geçirip AŞK'ı aramaya çıkıyorum.
~~~

Sayı: 36, Yayın tarihi: 29/03/2009

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics