MaviMelek
"Her şey yaşandı ve öldü, / Bir el süngerle aynayı sildi. // Bir tınıyla sessizliğimizde / Arkaya bakmadan gideriz de…" – "O Akşamlar" / Sabahattin Kudret Aksal

[Derleme]"Gazoz Ağacı"* | Sabahattin Kudret Aksal

Gazoz Ağacı

"NE VERİMLİ AĞAÇMIŞSIN BE"

Saim'in, kahvenin karşısındaki pembe boyalı evin kızına tutulduğu haberi de böyle karşılandı. Anahtar deliklerinden giren hava gibi, rüzgâr gibi her eve yayıldı. İçleri ısıttı, hayalleri günlerce oyaladı durdu. Günün on saatine yakın bir zaman Hacı Emin'in kahvesinde kâğıt oynayan Saim boyuna cumbada görünen, daha doğrusu biçimine getirip boyuna kendini gösteren o bir içim su kıza neden sevdalanmasın?

Bunca oyunu kaybettiyse onun yüzünden. Olmayacak zamanda pencerede görünüp kaybolması yüzünden. Bir saatte tam üç kere entarisini değiştirmesi yüzünden. Yoğurtçu diye bağırıp yine de gözünü kahveden ayırmaması yüzünden. O kız olmasaydı, ya da evleri kahvenin karşısında olmasaydı, boyuna pencereleri açıp açıp kapamasaydı, Saim her oyunda ama her oyunda elin acemisine yenilip, adı gazoz ağacına çıkar mıydı? Bir gün yabancı biri gelmişti kahveye, oturur oturmaz garsona: “Evladım, çabuk bir gazoz bana yandım” demişti de, Saim'in arkadaşlarından biri, tabela İsmail yüzsüz yüzsüz gülmüş “Efendi amca” demişti Saim'i göstererek “gazoz ağacı burda, oyna bir el pişpiriğini iç gazozunu.”

Kimi kez kızar gibi olurdu bu sözlere, ta içinden bir ateş kalkar, bütün damarlarına yayılır, dövüşecek, kahvenin altını üstüne getirecek gibi olurdu.

Kimi kez duymazdı bile. O vardı ya karşıda, karşı evde. Pencereyi açsın kapasın “Yoğurtçu” diye bağırıp kahveye baksın da, isterse her oyunda yenilsin, isterse gazeteler yazsın gazoz ağacı olduğunu, ne çıkardı! O ömründe o güne dek bilmediği öylesine bir duyguydu. Ne tuhaf, ne anlaşılmaz şeydi öyle, alıp yere çarpmış paçavraya çevirmişti onu. Daha görünmesine fırsat kalmadan, perdelerden biri kalkınca elindeki tüm kâğıtlar birbirine karışıyor, ne onluyu dokuzludan ayırt edebiliyordu, ne de kızı bacaktan. Rastgele vuruyordu kâğıdın birini yere. Vurdu mu da karşıdaki güm diye pişpiriği yapıştırıveriyordu. Ondan sonra kahkahalar, alaylar, bağırmalar… Bu arada kız görünüyordu. Saçlarını yeni bir biçimde yapmıştı. Bugün elbise değişmiş miydi? Düşünür, dalar giderdi. Derken ikinci pişpirik. Yeni kahkahalar alır, bağırılırdı.

“Ne verimli ağaçmışsın be” derlerdi.
~~~

Sabahattin Kudret Aksal | Foto: Ara GülerSabahattin Kudret Aksal:
1920 yılında İstanbul'da doğdu. 1993'te aynı yerde öldü. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Akademi öğretim üyeliği, konservatuvar ve opera müdürlüğü yaptı. İlk şiiri “Biri Var” 1 Ağustos 1938'de “Varlık” dergisinde, ilk öyküsü “Semtin Kahvesi” ise 20 Haziran 1940'ta “Servetifünun” dergisinde çıktı. İlk oyunu “Evin Üstündeki Bulut” 1948'de oynandı.

Aksal, şiirlerinde başlangıçta Garip akımının etkisinde, gündelik yaşamın bireysel sevinç ve umutlarını dile getirdi; 1960'tan sonra, bir ölçüde gizemci, insanın, evrenin ve zamanın sorgulandığı, genellikle ölçülü ve uyaklı şiirler yazdı. Öykü ve oyunlarında ise psikolojik öğeleri ve biçim arayışlarını öne çıkardı; “küçük insan”ların yaşamlarını, aile bireyleri arasındaki çatışmalarını konu edindi.

Şiirleriyle 1980 Yeditepe ve 1990 Sedat Simavi ödüllerini, öyküleriyle 1955 Sait Faik, 1957 Türk Dil Kurumu ve 1985 ENKA ödüllerini, oyunlarıyla 1965-66 Ankara Sanatsevenler Derneği ödülü ile 1980 ve 1987 Avni Dilligil ödüllerini aldı. 1990'da Kültür Bakanlığı Tiyatro Onur Ödülü'ne, 1992'de Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü'ne değer görüldü.

Yapıtları:
Şiir: Şarkılı Kahve (1994, değiştirilmiş ikinci basım: 1953 sonları), Gün Işığı (Mart 1953), Duru Gök (1958), Elinle (Şubat 1962), Bir Sabah Uyanmak ( Şarkılı Kahve ile Gün Işığı'nın yeni bir düzenlemeyle basımı, Ekim 1962), Eşik (1970), Çizgi (1976), Şiirler (toplu şiirler, 1979), Zamanlar (1982), Bir Zaman Düşü (1984), Şiirler (toplu şiirler, 1988), Buluşma (1990), Batık Kent (son şiirler, YKY 1993 [ö.s.]), Şiirler 1938-1993 (toplu şiirler, YKY 1995, genişletilmiş eleştirel basım: 2007).

Gazoz Ağacı | Sabahattin Kudret AksalÖykü: Gazoz Ağacı (1954), Yaralı Hayvan (1956), Gazoz Ağacı / Yaralı Hayvan (genişletilmiş toplu öyküler, 1983), Öyküler: Gazoz Ağacı, Yaralı Hayvan ve Ötesi (genişletilmiş toplu öyküler, YKY 1994, 1997), Gazoz Ağacı ve Diğer Öyküler (genişletilmiş toplu öykülerin eleştirel basımı, YKY 2005).

Oyun: Evin Üstündeki Bulut (oynanınış: 1948), Şakacı (1952), Bir Odada Üç Ayna (1956), Tersine Dönen Şemsiye (1958), Kahvede Şenlik Var (1966), Kral Üşümesi (1970), Bay Hiç - Sonsuzluk Kitabevi (1981), Önemli Adam (1983), Oyunlar (toplu oyunlar, YKY 1998).

Deneme: Geçmişle Gelecek (1978), Denemeler, Konuşmalar: Geçmişle Gelecek ve Başka Yazılar (Geçmişle Gelecek'in genişletilmiş basımı, YKY 1998).

Çeviri: Ağızda Bir Sevi (1964, Paul Éluard'dan şiirler, Fransızcalarıyla birlikte), Çeviri Şiirler (1991, Éluard ve Charles Baudelaire'den şiirler).

(Kaynak: Sabahattin Kudret Aksal; Gazoz Ağacı ve Diğer Öyküler – Bütün Yapıtları; YKY. 1. Baskı: İstanbul, Eylül 1994)

* Sait Faik Hikâye Armağanı kapsamında dergimizde yer alan derlemelere istinaden, Sabahattin Kudret Aksal'ın, “Gazoz Ağacı” isimli öyküsünden bir bölüm. Öykünün tamamı yayıncının telif hakları göz önünde bulundurularak verilmemiştir.

1955 yılından beri verilen ödül, ilk kez Haldun Taner ile Sabahattin Kudret Aksal arasında paylaşılmıştır. Dergimizin gelecek sayılarında, yine “derleme” kategorisinde kronolojik olarak Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazanmış öykücülerin birer öyküsüne (ya da öykülerinden bir bölüme) yer vereceğiz. “Gazoz Ağacı” öyküsü için, Sabahattin Kudret Aksal'ın yayıncısı, YKY'ye teşekkür ederiz.

~~~
Sayı: 40, Yayın tarihi: 31/08/2009
MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics