MaviMelek
"…ve o el köprüyü mandallarından çıkardı ve köprüyü katladı ve bana ağzını aç dedi – ağzımı açtım ve bana o köprüyü yedirdi –" - Ford Mach I / Sevim Burak

[Gökçeyazın] "Ford Mach I’e Dönüşmek" | Tuğçe Ayteş

Ford Mach I - Sevim Burak

"YARIŞI BIRAK
YARIŞ SENİN YALNIZLIĞINI VE
DELİLİĞİNİ ORTAYA ÇIKARIR"

Suadiye İstasyonu - Zara - Teknosa - Suadiye Movieplex - Toyz Shop - Vakko - GAP - Mango - Accesorize - Benetton - Midpoint – Laura Ashley - Top Shop - Beymen - D&R - Gusto - Claire's - Boyner - Marks&Spencer - McDonalds - Nezih - Burger King - Bambi - Divan Pastanesi - Portoello - UGG Store - Body Shop - Özsüt - Zeynel - Cafe Crown - Benzin - CKM - UGG botlar - Tiger ayakkabılar - Ferrariler - Alfa Romeolar…

Bugün Suadiye'den Ethemefendi-Caddebostan istikametinde Bağdat Caddesi'nde yürürseniz gözünüze çarpacak mağazalar ve markalardan bazıları bunlar olacaktır. Gerek bu isimler gerekse cadde sakinleri itibarıyla Avrupa veya Amerika'nın ünlü caddelerinde yürüyormuş izlenimine kapılabilirsiniz. Ethemefendi Caddesi'ne girip yukarı doğru yürüdüğünüzdeyse yolun iki yanında, gitgide içeri sokulan lüks gökdelenleri görmemek neredeyse imkânsız. İnsanlar da bu hızlı değişime ayak uydurmuş, hayatlarından memnun görünürler. Kendinizi bir yabancı gibi hissetmeniz işten bile değil.

İstanbul'daki hızlı değişim, Sevim Burak'ı da derinden etkileyen bir durumdu. Sevim Burak'ın 1972 yılında “aşkla başlayıp tutkuyla yazdığı”, sürekli genişleyen bir kurguya sahip olduğu için bitirmeye ömrünün yetmediği Ford Mach I'de bunun açılımlarını görmek mümkün. Ford Mach I, Sevim Burak'ın tek romanı. “Afrika Dansı, Palyaço Ruşen, Everest My Lord” metinlerinin de matruşka misali içinden çıktığı bu zengin roman, Sevim Burak'ın perdelere iliştirdiği notlar, ölümünden sonra yazarın tekniğine bağlı kalınarak Nilüfer Güngörmüş tarafından birleştirilip tamamlanır. (“Sunuş”, Ford Mach I, s.5-11).

Roman, Bağdat Caddesi'nde birçok arabanın modern zamanların beton ormanında vahşi hayvanlar gibi yarıştığı ve Ford Mach I'in “sürüden ayrı durduğu” sahneyle başlar. İkinci bölümde romanın iki ana karakterinden biri olan Erenköylü yaşlı kadınla tanışırız. Bir Cumhuriyet Bayramı günü Bağdat Caddesi'nde yürüyüşe çıkmıştır ve bir camide tanımadığı birinin cenazesine katılır. Bağdat Caddesi'nde gerçekleşmekte olan değişim onu ürkütmektedir, hatta manzarayı Birinci Dünya Savaşı'ndaki işgallere benzetir. Kadın, Bağdat Caddesi'nin yabancı isimli mağazaları, onu evinden ve geçmişinden koparıp atmaya çalışan müteahhitleri düşmanı olarak görür ve kendine ait olan şeyleri korumak ister, hatıralarına sıkı sıkı tutunur: “İşte bu ev, çok sevdiğim, anam, babam, benim için tavaf edilecek bir kâbe kadar mukaddes ve ben hâlâ bu evin bekçisiyim – Tabii hatıralarımda…”. Onlarla iletişimi de mümkün görmez. “Bunlarla konuşulmaz – Hemen pazarlık etmeye kalkarlar – Bir kere anlaşamayız – Bunların dilleri ayrı.” Bu gidişatın sonunu da hiç hayırlı görmez çünkü hırsızlık veya zorbalık yapmadan pazarlıklarla ilerleyen bu yeni kuvvetin durmaya, doymaya niyeti olmadığını kavramıştır: “Herkes geriye doğru çekilecek efendim – Ta arkalara kadar kaçacaklar efendim – Herkes geriye doğru çekilecek efendim – Adamlar ellerinde kazma küreklerle üstünüze doğru geldikçe siz kaçacaksınız efendim.

Perdelere iliştirilen notlar
Romanın sonlarına doğru ortaya çıkan diğer ana karakter Palyaço Ruşen ise Medarano Sirki'nde insanları eğlendirmek yerine kendisine kalburüstü bir yer edinmek, “yoksul ve karanlık dünyasından çıkıp aydınlığa ve zenginliğe kavuşmak” ister. Bu nedenle o da Cumhuriyet Bayramı'nda köprüde yapılacak yarışa katılacaktır arabasıyla ama polis onu yakalar ve ifadesini alır. Polis onu salıverdikten sonra her haliyle Batılı bir kadın olan Reksona Kadil'le tanışır. Kadın, Ruşen'e ayak öptürür, tabiri caizse paspas gibi davranır. Palyaço Ruşen bu kadına kendini kaptırdıkça Ford Mach I'liği silinip gitmeye başlar, düşmanlık bile anlamını yitirir. “Bn. Kadil'in her bakışında biraz daha hafif – Biraz daha şeffaflaşıyor – Biraz daha hiç'miş – biraz daha YOK'muş gibi – Düşmanla yıllardır yaptığı savaş planları boşa gitmiş gibi MACH'in”. Yani aslında Palyaço Ruşen, yaşlı kadının aksine işgale direnmeyi bırakır ve gerçekten işgalcilerden biri haline gelir.

Palyaço Ruşen de, yaşlı kadın da düşmana tek başlarına direnmeye güçlerinin yetmeyeceğini bilirler ama içlerindeki öfke de taşmak üzeredir. Onların nezdinde çözüm, düşmandan biri olmaktır ve o da Ford Mach I'dir.

Mach 1Niye Ford Mach I peki? Ford Mustang Mach I, Ford'un 1969-1979 yılları arasında ürettiği bir araba modeli. Amerikan yapımı olmasının yanı sıra Fordist üretim tekniğinin de kullanıldığı modellerden biridir. Fordist üretim, arabaların montajlanarak seri halde üretilmesidir. Sonuçta bir sürü üretim fazlası Ford'la baş başa kalınmıştır. Bu, aslında kapitalist sistemdeki en büyük sorunlardan biridir. Sevim Burak Ford Mach I'i yazarken montaj tekniğini kullanmıştır, hatta kendisinin hayattayken bitiremediği bu romanı, başta da değinildiği gibi, Nilüfer Güngörmüş yazarın perdelere iliştirdiği notlarından tamamlamıştır. Ama Sevim Burak'ın bu tekniği, öykülerinde de kullanmış olduğundan bu arabanın seçilmesine neden teşkil etmez muhtemelen. Arabanın Amerikanlığı da değildir husus. Önemli olan Batı kültürünün, kapitalizmin, karakterler gözünden bakarsak “düşmanın” bir parçası olmasıdır.

“Hatıralarının” ve zaptedilmiş bir kültürün esiri
Ford Mach I'de Doğu-Batı çekişmesi ve kapitalizmin etkilerini bireyde ele almadan önce genele göz atmak gerekir. Romanda mekân Bağdat Caddesi olarak ele alınsa da durum İstanbul, hatta Türkiye için de geçerlidir. Sevim Burak romanda hiç de tesadüfî olmayan bir zaman dilimini alır: Cumhuriyet'in 50. yıl dönümü ve Boğaz Köprüsü'nün açılışı. Cumhuriyet, eski rejimin yerine yeni rejimin gelmesi ve Batılılaşma yolunda bir adım, Boğaz Köprüsü ise Doğu'yla Batı'nın birleşmesi demek. Ama bunlar aslında beklenmektedir. Cumhuriyet kutlamalarıyla köprünün açılışının çakışacağı bilinir ve yarışın köprüde yapılması planlanır. Daha apansız ve yıkıcı görünense kapitalizmin hücumudur aslında. Batı'nın değerlerini Doğu'nun değerlerinin üzerine boca eder. Şayet bu birleşme, yağmurun toprakta emilmesi gibi olsaydı daha doğal gerçekleşebilirdi. Ama bu haliyle yeni olan, eski olanı yoluna çıktığı yerde yıkar, yok eder, başka bir deyişle kültür seli meydana getirir. Romanda Avrupalı ve Asyalı arabalar birbiriyle hep rekabet, hatta neredeyse savaş halindedir.

Genel görünümde yaşanan böyle bir yıkımın bireylere hasar vermemesi düşünülemez. Dinine ve geleneklerine bağlı olan yaşlı kadın paranın söz sahibi olduğu, eski evlerin ve bahçelerin yıkıldığı, eski sakinlerin iç kısımlara sürüldüğü, dükkân isimlerinin çoğunlukla başka dillerde olduğu bu düzende yabancılaşır, içinde korkuyla birlikte bir öfke büyür. Müteahhitler konuşa konuşa, pazarlık yaparak, kadın için bir anlamda daha sinsice, insanlara evlerini, değerlerini ve hatıralarını bıraktırırlar. Kadın, ister istemez “eski düşmanları” Acemlerle yeni düşmanlarını kıyaslamaya girişir. Acemler nispeten fakirdir, onlarla birlikte çalışır, değerlere karşı daha saygılıdır. Ama bu yeni düşmanlar zengindir, daha zengin olmaktan başka bir amaçları da yoktur. Eski evleri insanlardan alıp yerine apartman ve gökdelen dikerler sürekli. Bağdat Caddesi'nin eski sakinleri birer birer taşınır. Yaşlı kadın içten içe isyan etse ve dirense de aslında çaresiz olduğunu bilir ve bir çıkış yolu arar. Sonunda düşmanın kılığına girmeye karar verir. Ford Mach I'le özdeşleşir, onu bir maske olarak kullanır. Yaşlı kadın başka Mach I'ler olduğuna da inanır ama kendisi onlardan farklıdır çünkü esirdir, muhtemelen “hatıralarının” ve zaptedilmiş bir kültürün esiri:

“‘ÜZÜLME BAŞKA MACH I'LER DE VARDIR – DİĞER
MACH I'LER BAŞKA YERLERDE
KOŞUYOR, DÜŞÜNÜYOR, AĞLIYORLARDIR'
AMA SEN O MACH I'LERDEN DEĞİLSİN
ONLARIN HİÇBİRİNE BENZEMEZSİN
EVET HER ZAMAN SÖYLERİM SANA
SEN ESİR MACH I'SİN
ÖBÜRLERİ HÜR MACH I'LER
SEN SERBEST DEĞİLSİN”

Ford Mach I'de insani ve hayvani özellikler
Palyaço Ruşen de yabancılaşma ve yalnızlıkla karşı karşıyadır. Onun durumu yaşlı kadınınkinden biraz farklıdır. Geceleri palyaçoluk yaparak insanları eğlendirir, fakirdir. Yarışlara katılır ama Motorcu, Egzozcu ve Çamurlukçular kadar itibar görmez. “Esrar, içki, kız, para” onlardadır. (Roman didaktik bir şekilde eleştirel değildir. Ama kapitalizmin ucubelerini okuyucunun gözleri önüne sermiş de olur aslında.) Palyaço Ruşen sosyal statüsünün değişmesini ister ama çaresizdir. O da çözümü düşmandan birinin kılığına girmekte, yani Ford Mach I'e dönüşmekte bulur, aynı yaşlı kadın gibi. “Fakat bu dönüşüm, düşmanda da bir değişime sebep olacaktır. Kendi özlerini bu düşman arabanın içine katan Kadın ve Ruşen, Ford Mach'in sürüden ayrılmasına ve hepsine düşman olmasına sebep olacaklardır.”*

Yaşlı kadının ve Palyaço Ruşen'in Ford Mach I'e dönüşmeleri esnasında ve dönüştükten sonraki durumları gerçeküstü ve ürkütücü unsurlar içerir. Gerçeküstü olaylar da meydana gelir: “…ve o el köprüyü mandallarından çıkardı ve köprüyü katladı ve bana ağzını aç dedi – ağzımı açtım ve bana o köprüyü yedirdi – ” Ancak gerilim filmlerinde karşılaşılabilecek sahneler de: “İki çocuğumu yedim Düşmanlar bunu anlamadılar bile ” Ford Mach I çocuklarını yemiştir, 24 çift düşman göz onun üzerindedir, ısırılır, saldırıya uğrar, öldürülmek istenir, üzerinden kan damlar. Ford Mach I de, diğer arabalar gibi insani ve hayvani özellikler alır. Kitabın en başındaki yarışta bunun birçok örneğine rastlarız: “İki düşman pusudan çıktı Jaguar – Ford Cobra (Bir kaplan – Bir yılan) Rolls Royce arkadan vurdu yılana hiç acımadan Yılan öldü Arabalar ulumaya başladılar”, “Rolls Royce Phantom'un sırtı parçalanmış iki kaburga kemiği eksikti ”…

Değerlerin ve hatıraların ölümü
Gerek karakterler kendileri olarak bocalarken gerekse Ford Mach I'e dönüşmüşlerken bolca sayıklarlar, tekrarlara düşerler, saplantılara kapılırlar. “… Mach I kafasında 24 farklı bilincin sesini duydu Öldürmek, öldürülmek, cinayetle öldürmek – pusu kurmak – pusuya düşmek – vurmak – omzuyla itmek – düşürmek – düşürülmek – bir vuruşla elinden almak – hiç rahatı olmamak – hiç rahat vermemek…” Bu hususta, ayrıca leitmotive'e (bazı sözlerin şarkıdaki nakarat gibi tekrarlanması) de sık sık başvurulmuştur. Mesela, yaşlı kadının yazının başlarında alıntılanan, müteahhitleri anlatımında sık sık kullandığı “efendim” sözcüğü. Bu sözcük başka yerlerde de karşımıza çıkar:

“HAKİKAT BİR HAYAL'DİR EFENDİM
HAYAT'TA TEK DEĞER VERDİĞİ ŞU HAYAL'DİR
EFENDİM
HAYAL İÇİN GARİPTİR Kİ LAZIM GELEN
İYİ NİYET'TİR EFENDİM”

Romanın sonunda, bir “efsane kahramanı” gibi görülen “korkunç Ford Mach I”, sürüden ayrıldığı için sürüdekiler tarafından öldürülmeye mahkûmdur. Ford Mach I'in ölümü sembolik kabul edilirse Erenköylü yaşlı kadının katıldığı cenaze törenindeki gibi fiziksel ölüm net olarak vücut bulmasa da kültürün, değerlerin ve hatıraların ölümü gerçekleşir. Görüldüğü üzere, “Ford Mach I, Erenköy-Bağdat Caddesi hakkında farkı bir okuma olmasının yanı sıra, dinamik ve akıcı kurgusu, okuyucuyu etkin olarak dahil eden yapısı ve günümüzde güncelliğini koruyan konusuyla Sevim Burak'ın, tamamlayamamış olsa dahi romanda da usta bir yazar olduğunu kanıtlar nitelikte.

Kaynaklar:
- Ford Mach I, Sevim Burak, YKY, 2009.
- Aşkın Şizofrenik Hali: Sevim Burak, Bedia Koçakoğlu, Palet Yayınları, 2009.
- “Sevim Burak, Birey ve Karanlığı,” Nilüfer Güngörmüş Erdem, Adam Öykü, Kasım-Aralık 2004.
* Aşkın Şizofrenik Hali: Sevim Burak, Bedia Koçakoğlu, Palet Yayınları, 2009.

tugce@mavimelek.com

~~~
Sayı: 45, Yayın tarihi: 05/03/2010

Satın al
Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics