MaviMelek
Hermes Kitap
"Gökyüzü! Aşk! Özgürlük! Bu ne düştür, hey çılgın çocuk, / Kora düşmüş kar gibi eritip bitirmiş seni! / Gördüğün büyük hayallerle dilin tutuk.." Arthur Rimbaud

[Öykü]"Feriha" | Leyla Süslü

Halının Üstünde | Onur Gazeloğlu

"BİRLİKTE CENNETE GİDELİM"

Sedat kısa kesilmiş kahverengi saçlarını yana doğru taramış, tüm kötü niyetini saklayan donuk bir bakışla yanındaki kadına yarım dönüşlük bir mesafeden kimsenin görmemesine itina göstererek hafifçe tebessüm etti. Kadın önündeki dergiye odaklanmış ara ara ona mı bakıyordu yoksa ona mı öyle geliyordu anlayamadı önce.

Filozofça bir bakışla tekrar baktığında kadın dergi sayfaları arasında kaybolmuş gibiydi. Israrla bakmaya devam etti Sedat.
Bir süre sonra kadın yüzünü dergiden kaldırdı.
"Evettt, şimdi oldu. Bana bakıyor."

Kadın gözlerini gizleyen siyah camlı gözlüklerini çıkardı. Sarı saçlarını arkaya doğru savurarak adama göz kırptı. Sonra yüzünde şeytani bir tebessümle tekrar dergiye döndü. O kadar keyiflenmişti ki hanfendi; ayak ayak üstüne attı. Hafifçe sıyrılmış eteğinin farkında değilmiş gibi o kahrolası ne idiğü belirsiz derginin içine gömülüverdi.
"Tabii ne kadar güzel olduğunun farkında, bu yüzden naz yapacak. Ah güzelim… Ah ah!"
Kadının hafif dekolte siyah bluzunun önündeki düğmelerden biri açıktı. Hafifçe öne doğru fırlamış göğüslerini görünce kalp atışları hızlandı Sedat'ın.
"Onu şöyle masaya yatırıp o bluzunun düğmelerini teker teker açmayı o kadar çok arzu ederdim ki! Sonra ellerimi bacaklarında gezdirip kasıklarında sonlandırmak. Orada dakikalarca oyalanmak.
"Tanrım nasıl da sarhoş edici! Bu duygu değil midir ki beni böylesine o kadından bu kadına sürükleyen. Annem ve babam her ne kadar cennetin çok uzaklarda olduğunu söylese de geceler boyu uykusuz, onların göğüsleri arasında sabahlamak. Cennet buradan başka bir yerde olamazdı doğrusu."

Kadınların ten kokusuyla baygın bir halde işyerine her sabah koşarak giderdi Sedat. Saçı başı dağınık olsa da işyerinde saçlarını düzeltecek bir iki bayan bulmakta hiç zorlanmıyordu doğrusu. Yarım yamalak yaptığı işler nedeniyle bay Zamazingodan da az fırça yememişti.
"Zamazingo'nun canı cehenneme! Budala, bu kadar çalışmanın ardından koşarak evine gidiyor. 0 yılışık karısının kapıyı suratsız bir şekilde açışından başka ne bulacaksa! Her akşam aynı şeyler. Yenilen yemekler ve dizi başında geçirilen saatlerden sonra yatakta malak gibi yatan bir kadın! Ah ne gaflet!"
Sarışın nihayet dergiyi kapattı. Garsonun önüne koyduğu ince belli bardağı kavradı. Öpülesi dudaklarını bardağa dayadı. Koca bir yudum alırken ona bakmayı ihmal etmedi.
"Şimdi gidip desem hanfendi bu oyunu bırakalım. Son perdeye ulaşalım. Birlikte cennete gidelim."
Aldığı çanta darbeleri yüzünden kafasından şişler hiç inmiyordu adamın. O yüzden temkini elden bırakmamaya da kararlıydı.
"Bu kadın ne yapar acaba? Denemekten ne çıkar. Belki az sonra kalkıp gidecek ve ben bu nadide çiçeği doya doya öpemeyeceğim."
Soğukkanlılığını koruyarak kadına yaklaştı. Kadın hiç de şaşırmış gibi görünmedi.
"Hanımefendi cüretimi mazur görün! Yemin ederim orada öylece can sıkıntısıyla oturuyordum ki siz geldiniz. Dünyam sizinle anlam kazandı."
Kadın şuh bir kahkaha attı.
"Sahi mi?"
"Elbette sahi"
"Klişeleri geçelim bayım, benden ne istiyorsunuz?"
"Şey…"
Hiç böylesini de görmemişti.
"Tatlım senden ne isteyebilirim ki, biraz sevip okşamak" demek geçti içinden. Ama böylesi bir atağın uygunsuz kaçacağını düşündü.
"Şey, diyecektim ki birlikte sahilde bir yemek yesek."
"Sonra?"
"Sonraaa, canım yapacak bir şeyler buluruz işte."
"Mesela ne yaparız?"
"İçeriz…"
"Ben içmeye alışkın değilim. Peki, içtikten sonra ne yapacağız?"
"Ölünün körünü yapacağız" diye bağırmak geldi içinden. Sinirden kızarmaya başlamıştı.
"Siz ne isterseniz onu yapacağız hanfendi."
Kadın bir süre düşündü.
"Ama daha sizin adınızı bile bilmiyorum."
"Ben Sedat. Siz?"
"Feriha."
"Şimdi adlarımızı biliyoruz," dedi Sedat, pişkin pişkin sırıtarak.
"Aramızda bir engel kalmadı," diye de ekledi sonra zafer kazanmışçasına.
"Şey bilmem ki," dedi Feriha, biraz tereddütlü.
Bu tereddüdü fark eden Sedat atağa geçti hemen.
"Daha sonra sizi evinize bırakırım Feriha Hanım. Birbirimizi yakından tanımış oluruz bu vesileyle."
"Peki, ama çok geç saatlere kalmayalım. Annem merak eder sonra."
"Anneniz mi?"
"Doğrusu bu yaşta bir kadının hâlâ ana kuzusu olması hayret verici," diye geçirdi içinden Sedat. Sonra da teminat verme gereği duydu:
"Peki, Feriha Hanım. Hiç merak etmeyin, erken döneriz."
"Ah Feriha ahhh! Bana on takla attırıyorsun ya sana helal olsun. Akşam gününü görürsün."
İçinden söylemişti tabii bunları. Gerçek duygularını ortaya koyacak kadar da salak değildi hani.
"Hadi gidelim."
Feriha yavaşça yerinden kalktı. Sedat ise hızla masayı toparlamaya başladı.
Feriha, sahilde yenen yemeğin ardından, kendisini eve bırakmasını istedi Sedat'tan. Fakat eve doğru yaklaşırlarken, hâlâ umudunu koruyan Sedat, son bir hamlede bulundu.
"Bir kahve içseydik Feriha Hanım."
"Ama biliyorsunuz ki annem!"
"Bilmez miyim?" diye mırıldandı Sedat.
"Efendim, duyamadım," dedi Feriha.
"Bana gidelim Feriha Hanım. Size kendi elimle şöyle bol köpüklü bir kahve yaparım."
"Şeyyy… Bilmem ki nasıl olur?"
"Çok güzel olur Feriha Hanım. Çooook! Hadi arabaya binin."
"Ama sanki biraz sarhoş oldum Sedat Bey."
"İşte ne güzel kahve sizi kendinize getirir."

Nihayet eve geldiler. Feriha koltuğa oturdu. Sedat ise hemen A planını uygulamaya geçti.
"Ah Feriha Hanımcığım bende 20 yıllık bir şarap var uzun süredir bekliyor. Kaç zamandır kıymetli bir misafirle paylaşmak istedim. Kahve öncesi ne dersiniz?"
Feriha'nın cevabını beklemeden şarabı göz açıp kapayıncaya kadar bir hızla açıverdi. İki bardağa doldurup birini Feriha'nın eline tutuşturdu. Feriha da içtikçe içti.

Sedat ise, Feriha'nın üstüne sarhoş kadınların rehaveti çökünceye kadar pusuda bekledi. Sonra da plan B'ye geçti.
"Yanınıza oturmamın bir sakıncası var mı Feriha Hanım? Size gezdiğim yerlerin fotoğraflarını göstermek istiyorum."
Feriha'nın "hayır" diyecek hali kalmamış, tam kıvama gelmişti zaten.

Sedat, cevabını bile beklemeden hemen yanına oturdu Feriha'nın. Elinde defalarca açıp baktığı fotoğrafları gösterirken, bir yandan da yakınlaştıkça yakınlaştı Sedat. Fakat tam dudakları boynuna doğru uzanmış beklerken, hiç beklenmeyen bir şey yaptı Feriha.
"Bakın, Sedat Bey."
"Artık şu bey lafını ortadan kaldırsak Feriha?"
"Özür dilerim alışkanlık işte; ama ben bakireyim."
Beyninden vurulmuş bir vaziyette Feriha'ya baktı, Sedat.
"Kendimi evleneceğim erkeğe saklıyorum. Bugüne kadar bekledim. İffetimle evlenip çoluk çocuk sahibi olmak istiyorum."
"Eyvahhhh!" diye bir çığlık koptu Sedat'ın içinden.
Şaşkın bir şekilde Feriha'ya bir bakış attıktan sonra, "En iyisi ben sizi evinize bırakayım Feriha," dedi.
"Olur mu canım, ne güzel eğleniyoruz. Hem şu şaraptan bir bardak daha koysaydınız."

Feriha şarabı içtikçe ona yaslanmaya başladı. Hatta işi ileri götürüp dudaklarına bir öpücük bile kondurdu. Kadının nefesi kulaklarında dolaşırken tüm vücudu karıncalanmaya başladı.
"Aldın oğlum başına bir bela," diye düşündündü pişmanlıkla.
"Feriha Hanımcım geç oldu anneniz sizi merak etmesin!"
"Aman boş ver annemi!"
"Ama Feriha Hanımcım!"
Feriha azmış bir vaziyette üzerine çullanmıştı Sedat'ın.
Ama Sedat direniyordu: "Hayır, olmaz Feriha!"
"Neden olmasın Sedat?"
Feriha yaklaştıkça ter içinde kaçacak delik arıyordu şimdi Sedat.
"Ben sizden çok hoşlandım Sedat. Size kendimi teslim etmek istiyorum."
"Şey beni çok onurlandırdın Feriha! Ama bunu yapamam!"
"Ama ben çok istiyorum. Bıktım. Yıllardır bekliyorum. Yaşım oldu 37. Şu seks ne menem bir şey anlamak istiyorum. Hayatıma giren ilk erkek siz olacaksınız."

Feriha'nın gözleri uzaklara daldı. İlk aşkı Berkant aklına geldi. Kaç kez deliler gibi istemişti Berkant'ı. Ama Berkant ona her yaklaştığında kaçmıştı. Tüm ailesi sanki onu gözlüyordu. Ona ne kadar iffetsiz şeyler hissettiğini ve bu hislerinden dolayı cehenneme gideceğini söyleyen annesi, babası, abisi dikiliyordu önüne. Gözyaşları ile yatağına gömülüp çaresiz bir kıvranışla geçen günlerin ardından Berkant çekip gitmişti. 18 yıllık hırsla Sedat'ın yasak bölgelerine daldı Feriha. Kendini kaybetmiş gibiydi.
"Yapma oraya dokunma Ferihaaaaa! Bak sonu kötü olur söylemedi deme!"

Hafif bir iniltiyle kıvranmaya başlayan Feriha, tüm karşı koyuşlarını alıp götürdü Sedat'ın.
Feriha'yı yatağa yatırıp üstündeki siyah bluzun düğmelerini tek tek açtı. Güzel göğüslerinden öptü sonra uzun uzun.
"Ah Feriha! Kokun baş döndürücü."
"Senin de Sedat."
Tek vücut olmuşlardı.
Feriha'nın çığlıklarına aldırmadan en derine daldı Sedat.
Feriha kendinden geçmiş yatakta kıvranırken o da zevkin doruğunda, üzerinde sabahlamaya adaydı artık.
Uzun bir sevişmenin ardından derin bir uykuya daldılar.

Sabah Feriha'nın çığlığıyla uyandı Sedat.
"Seni şerefsiz demek benden faydalandın!"
"Ama Feriha Hanım, dün akşam siz istediniz? Unuttunuz mu?"
"Bir de yalan söylüyor. Ben senin bildiğin kadınlardan değilim, anladın mı? Şerefimi kirlettin adi herif. Bunun hesabını vereceksin. Seni tecavüzden içeri tıktıracağım."
Feriha, bir hışımla evden çıktı. Evde tek başına kalan Sedat ise çaresizdi.
"Of bu da mı gelecekti başıma…"

Aradan bir saat geçmedi ki kapı hızla çalındı. Feriha yanında iki polisle içeri daldı.
"İşte bu adam polis bey! Lütfen iffetimi kurtarın!"
"Bu kadına tecavüz mü ettin? Seni adi herif!"
"Hayır, efendim olay bildiğiniz gibi değil. Kendisi istedi. Hatta kendisi bana asıldı."
"Peki, istediyse neden şikâyetçi. Yürü bakalım karakola!"
"Yapmayın efendim! Olay bildiğiniz gibi değil! Valla o istedi…"
Polisler Sedat'ı ite kaka götürürken Feriha'nın yüzünde aynı şeytani pırıltı vardı.
Ve Sedat, Feriha'nın ardından avazı çıktığı kadar bağırıyordu:
"Ah Ferihaaaaaaaaaaaaaaaaa! Yaktın beni!"

Sayı: 28, Yayın tarihi: 23/07/2008

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics