MaviMelek
"o karanlık susku dolu zulada / yanında darmadağın oturdum / dudaklarıma heves döktü dudakları / deli kalbimin üzüncünden kurtuldum" - Furuğ Ferruhzad

[Hezeyan] "Düş" | Yusuf Turhallı

Düş | Kara Çizme

"DELİ HA BİRE PARMAKLARINI YİYOR"

Oda. Ağzından kan damlayan bir deli. İskemlenin yanında ayaklarından tavana asılı. Gözünde birkaç kat perde var. Zıvanadan çıkmış aklını toparlamak için dişlerini arıyor gibi. Net değil, göremiyorum. Biri sanki görmeyeceğimi bile bile küçük bir sis bulutu yerleştirmiş gözlerime. Hafifçe aralıyorum gözlerimi elleriyle. Sıkıntının sesi yavaşça doluyor kulaklarıma, uzaktan devam ediyor çınlamaya. Sanırım hikâyenin fondaki sesi bu.

Palet taşıyor delinin iki eli. Hatta paletler var. Dur bir saniye daha iyi bakayım. Evet evet çoğalıyor paletler ellerinde. Şimdiden dört olmuş baksana görmüyor musun? Aynaya bakmam lazım. Ayna yok lanet evde. Gözlerimi görmeliyim. Yüzlerini örtmüşler aynaların. Hepimiz ölebiliriz birkaç dakika daha görmezsem gözlerimi. Dur kaçma. Koşmayı olmayan çocukluğumuzda bırakalı çok oldu. Anılarımız kehribar rengidir, su kokuludur, ceset gözlü çirkin kızlar emzirirler, sahipsizdirler. Sahibi olan her şeyi korkutması bundan gözlerimizin. Sakin… Konuyu dağıtmadan. Sakinleş bir şey anlatıyorsun. Ha ne diyorduk? Deli… Oturmuş parmaklarını yiyor ağzından kan damlayan deli. Arkasında bölük pörçük görüntüler var. Bakamıyorum, çocukluğuma benziyor. Sırtımda sanki bir örümcek yürüyor, ardında yürüyen insanlar var.

Netleşiyor görüntüler. Netleştikçe yavaşlıyor bileklerime yürüyen suikast ihtimali. Ardımdan üç çocuk geliyor. Biri hafif gölge, yüzünde solmuş bir şey var. Gülümsemek gibi, sakıncalı, bana yakışmıyor. Mutlu olmak neden bu kadar zor?

Kapıdan biri bütün bu monotonluğun içine girmek için bakıyor. Dur, babam sanki. Ne işi var burada. Ama delinin babası bu, belli. Benim babam hiç genç olmadı ki…

Sigaramı küllükte ölmeye terk ettim. Beni seven her şeyi acıya terk edişimi anımsatıyor. Kapıdan birkaç tane de cenaze giriyor. Dağıldı ya biraz sis, devam edebilirim gibi anlatmaya. Deli ha bire parmaklarını yiyor. Gözlüklerinden yaş damlayan biri daha eklendi tragedyamıza. Silah tüccarına benziyor ya da eroin kaçakçısı veya ne bileyim eroin kaçakçısı görünümlü bir silah tüccarı da olabilir. Nasıl mı anladım? Onlar hep gözlükleriyle ağlar bilmiyor musun?

Yüzünü kaybetmiş insanları toplayıp çıkarıyorlar hikâyeme. Müdahil değilim artık hiçbirine. Yargılamaya başladılar yine. Baksana şunlara ne zaman toplansalar yaratıcılarını yargılıyorlar. Masanın üstünde dört sigara paketi, yarısı boş. Boşluklarımı doldurmaya çalışarak geçti hayatım. Boşluklar dolmuyor ama. Ben doldurdukça benden hızlı, boşaltan musluklar koymuşlar havuz problemlerime. Halbuki ben dörtnala yaş problemi çözerdim kendi geniş ailemde. Artık geniş aileler de yok. Hepsini böldüler, parçaladılar ve dünyanın dört bir yanına dağıttılar. Faili meçhul dörtlüklere konu oluyor artık çocukların yaş problemleri. Lanet olsun küçükken de böyleydim ben. Yaşımı hesaplayamazdım. Kendimi ölmüş zannetmem bu yüzden. Sus bak yine geliyorlar. Toplanmaya başladılar çevremize. Hayvanat bahçesine tıkılmış sincap yavrusuyla dalga geçer gibi bakacaklar. Susunca ne de güzel geçip gidiyorlar, fark etmiyorlar bile.

Ayağı kopan deli bok çuvalı gibi yere düştü. Elleri kalmamış, yiyecek eller arıyor. Veletlerin baş parmaklarını yiyerek başlıyor işe. Kör, sağır ve dilsiz çocuklar emziriyor birkaç beş senedir analar. Ana avrat sövmek de işe yaramıyor artık.

Kadınlarımı özlüyorum kaç zamandır. Hepsi beni çok sevdi, ben onları ölüme terk ettim. Topallayan, çolak umutlarım kaldı yalnız. Onlar da çöp kokusunda, çürümeye terk edildiler. Haritalar sınırlarımı çizmeyi unutuyor. Hiçbir atlas hiçbir tarih kitabı çizmiyor düşlerimi. Oysa ne kadar da mutluyum kendi sınırlarıma hapsetmişken hepsini.

~~~
Sayı: 40, Yayın tarihi: 30/08/2009
MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics