MaviMelek
"Ben ölümün içindeki insanım. Ölümün içinde yaşayan insan. Ölü insan. Yaşayan insan. Konuşan ve yazan insan. Ölümde." - Nijinski Öyküleri / Ferit Edgü

[Öykü] "Döndür Başımı Gözbağcılık!" | İlkay Atay

Döndür Başımı Gözbağcılık!

"HER ŞEY TAM İSTEDİKLERİ GİBİ!"

Salonun sıcak havası ve tütsülenmiş kokuları gevşetici bir etki yaratıyordu. Tüm koltuklar doluydu. Tüm biletler satılmıştı. Burası kentin en gözde tiyatro salonuydu. Yıllar boyu seyircisi hiç eksik olmamış, her zaman başarılı oyunların ve sihirbazlık gösterilerinin sahnelendiği çekici bir mekân olma özelliğini korumuştu.

O gece özel bir gösteri olacaktı. Daha bir ay öncesinden afişleri şehrin tüm sokaklarını doldurmuştu. Afişlere bakılırsa Hindistan'dan gelen gizemli bir adam olağanüstü sihirbazlık numaralarıyla dolu alışılmadık bir gösteri hazırlamıştı. İşte o gün gelip çatmış, tüm salon ağzına kadar dolmuştu ve herkes gösterinin başlamasını bekliyordu. Seyirci beklemekten huysuzlanmaya başlamıştı.

Gölgelerin arasından siyahlara bürünmüş bir adam çıktı. Sahne üzerinde güçlü bir yürüyüşü vardı. Sahnenin tam ortasına gelince durdu ve tek ayağı üzerinde etkileyici bir şekilde, hızla dönerek bakışlarını seyirciye yöneltti.

Ardından hipnotize edici, kalın ve doygun bir sesle konuştu:
“Bayanlar ve baylar! Hepinizin bildiği gibi, bu gece özel bir konuğumuz var. Bizlere daha önce hiç görmediğimiz türden bir gösteri sunacak. Büyük olasılıkla aranızdan birçokları bu gösteriden nefret edecek, bazıları ise başlarına gelen en iyi şey olarak değerlendirecek. Her iki ihtimalde de, farklı bir deneyim yaşayacağınızı garanti ediyoruz. Beklemekten yorulduğunuzun farkındayız. Sabrınızı takdir ediyor ve sizi aradığınız zevkten daha fazla mahrum bırakmamak üzere perdemizi açıyoruz.”

Siyahlara bürünmüş adam sunumunu bitirdikten sonra yeniden gölgelerin arasına ilerleyerek gözden kayboldu. Kaybolur kaybolmaz perde ağır ağır açılmaya başladı. Açılmakta olan perdenin ardından salona doğru yoğun bir buhar püskürdü. Buharın içinden yüzlerce yarasa fırladı ve ciyak ciyak sesleriyle salonda daireler çizerek seyircileri telaşlandırdılar. Derken yeniden sahnedeki buhara doğru pike yaptılar ve dumanla temas ettiklerinde tüm yarasalar dumanın bir parçası haline geldiler. İşte o an itibariyle sahnede uzun boylu cübbeli bir adam beliriverdi. Elinde sıkıca tuttuğu asasını havaya kaldırdı ve bağırdı: “Veritas Lux Mea! Veritas Lux Mea!” Yıldırımlar çaktı, depremler oldu, seyirciler korku ve hayranlık karışımı duygularla birbirlerine sarıldılar. Ortalık sakinleşince sahnedeki adam numaralarına devam etti. Tavşanlar, şapkalar, ikiye bölündükten sonra herkesi hayretler içinde bırakarak yeniden birleşen kadınlar, dolabın içine girip yok olan, sonra yeniden ortaya çıkan adamlar ve daha birçoğu...

Seyirciler uzun süre büyük bir keyifle sihirbazın numaralarını izlediler. Ve sonra sihirbaz, daha önce kimsenin duymadığı o büyülü sözleri söyledi: “Numaralarımı açıklayacağım!”

İnsanlar şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Olacak şey değildi doğrusu. Bir sihirbazın numaralarını açıklaması görülmüş şey değildi. Ah, tamam... Bu da oyunun bir parçası olmalıydı. Alışılmadık bir numara daha yapacaktı herhalde. Seyirciler merakla sihirbazın ne yapacağını beklediler. Ancak hiç de bekledikleri gibi olmadı. Bu bir oyun değildi. Sihirbaz gerçekten de söylediği üzere yaptığı numaraların hilelerini açıklıyordu. Kimse gördüğü şeylere ne tepki vereceğini bilemiyordu. Sihirbaz yılmaksızın tek tek tüm oyunlarını ifşa etti. Tüm salonda mırıltılar aldı başını gitti. İnsanlar memnuniyetsizliklerini ifade edercesine sihirbaza küstah bakışlar fırlatıp, hiç de bir numarası yokmuş manasında “aa, uu” şeklinde sesler çıkardılar. Kandırılmış olmalarının yüzlerine vurulması hiç de hoş bir duygu değildi açıkçası. Her ne kadar gösteriyi izlerken kandırıldıklarını biliyor olsalar da; bu durum, bu şekilde yüzlerine vurulmamalıydı diye düşünüyorlardı. Daha az önce zevkten dört köşe olarak seyrettikleri oyunların aslında çok basit hilelerinin olduğu gerçeğini görmek ölümcüldü. Seyirciler salonu terk ettiler. O gece şehrin sokaklarını huzursuz bir sessizlik kapladı. Sabaha karşı insanlar evlerinde kâbuslar görerek uyandılar.

İlerleyen günlerde tiyatro salonunda yeni oyunlar oynanmaya devam etti; ancak artık kentin bu en gözde salonuna kimse gelmez olmuştu. Birkaç ay içinde salon sahibi iflas etti ve kepenkler indirildi. Hintli sihirbaz günün birinde, tiyatro salonunun kapanmadan önce bulunduğu dar sokaktan geçerken dehşet içinde kalarak fark etti ki sokağa bir sinema salonu açılmıştı. İnsanlar bilet gişesinin önünde tüm sokağı kaplayan, diğer sokaklara kadar dolup taşan uzun kuyruklar oluşturmuşlardı. “Her şey tam istedikleri gibi!” diye söylendi Hintli sihirbaz ve kimseye fark ettirmeden bembeyaz bir güvercine dönüştü. Güvercin kanatlarını çırparak güneşe doğru yükselirken aşağıdaki kentte insanlar, her gün yeni bir film izlemeye devam ettiler...

~~~
Sayı: 48, Yayın tarihi: 01/10/2010
MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics