MaviMelek Edebiyat
"Belki de iyi sanat, heyecanların fikirlere dönüştüğü zamanlarda gizlidir." Lermantov

[Öykü]"Kaybetmeye Mahkum Projelerin Değişmez Sponsorü Çarli... Bis" | Hikmet Temel Akarsu*

Uçurum

"MELEK KALPLİ BİR SERSERİYE..."

Size tuhaf bir kitap öyküsü anlatacağım. İster inanın ister inanmayın... Bu, aynı zamanda bir Rock'n Roll öyküsü de sayılır. Tarantinovari olanlardan... Big Lebowski tadında...

Açık söylemek gerekirse, kitap tanıtımı olarak da kullanılabilecek kadar gerçek bir hayat öyküsü bu. Kahramanları da sır değil. En sevdiğim dostlarımdan biri olan Çarli ve de ben. Çarli'yi tanırsınız... Daha doğrusu bu ülkede, evinde herhangi bir “rock'n roll” yayını olup da Çarli'yi tanımayan yoktur. Hani şu KMPDSÇ... Yani “Kaybetmeye Mahkum Projelerin Değişmez Sponsoru Çarli”... Her neyse öykümüze geçelim...

...

Öykü bir nebbaş çetesine katılmak için teklif almamla başlıyor: “Kurt Cobain-Tribute” adlı bir toplama kitap yapacağız ve malı götüreceğiz... Peki siz, bir “nebbaş” çetesine katılmak için davet alsanız ne yaparsınız?.. Yanıt veremiyorsunuz! Olasılıkla yaşınız müsait değil ve nebbaşın ne anlama geldiğini bilmiyorsunuz... Derhal açıklayalım... Nebbaş, asil Türkçemiz'de mezarlık soyguncusu anlamına gelmektedir. Hani şu altın dişlerin gözde olduğu yıllarda pek yaygın olan ekonomik faaliyet...

Sağlığında altın dişle gezdiğini bildiğin biri ölüyor... Gömülüyor... Senin aklında hep o altın diş... Parasız kaldığın bir gece, aklına düşüyor... Bir cesaret... Ha gayret... Karanlık bir gecede, yüce selvilerin arasından bir hayalet gibi süzülüyorsun ve altın dişleri söküp cebe indiriyorsun... Parayı buldun... Tüyler ürpertici değil mi?... İğrenç ötesi...

Neyse, konumuza dönelim... Bu nebbaşlık teklifini Çarli'den aldım... Hani şu “Kaybetmeye Mahkum Projelerin Değişmez Sponsorü Çarli” var ya o!” En sevgili dostum, yayın piyasasının kural tanımaz, haydut ruhlu ve fakat altın kalpli adamı... Neredeyse Barbar Conan kadar zarif bu dostuma kibarca teklifini reddettiğimi söylemek yerine, böyle bu yazı için sayfa başına 250.000.000-TL istediğimi söyledim. Türkiye piyasası için astronomik ve kabul edilemez bir rakkamdı istediğim. Dilediğimce de uzatabilecektim yazıyı...

Çarli'nin üstüme yürüyüp beni kovmasını ve bir daha görüşmemeyi ve bu Cobain'in mezarını soyma projesinden de beni çıkarmasını diliyordum. Yazık ki tam tersini yaptı ve talebimi “Çat!” diye kabul etti.

Çarli bu teklifimi neden kabul etti? Çünkü Çarli az değildir. Daha önceleri de çok sayıda Kaybetmeye Mahkum Proje'ye beraber girmiş hepsinde de istisnasız çökmüştük... Ve Çarli bu sefer sağlam oynuyordu, çünkü bu seferki konuyla ne kadar haşır neşir olduğumu çok iyi bilirdi. 1990'lı yıllarda tüm dünyada başgösteren dekadansı, nihilist yönelişi, “grunge” duyarlılığını, yıllarca incelemiş ve anlatmaya çabalamış biriydim. Yani Çarli doğru adreste olduğundan emindi. Fakat tam kestiremediği şey, o akıma gönül vermiş kişilerin, asosyal, reklamdan kaçan, kurnazlığa tahammül edemeyen ve yaşama bile zor katlanan modellerden olmasıydı... Kısacası Çarli, hala hayat mücadelesi içinde olmama dayanarak böyle bir yazıyı kaleme almamın mümkün olduğunu hesaplıyordu. Belki doğru düşünüyordu; ama bunu Cobain'in mezarını soyma noktasına da taşımamı beklememeliydi... O melankolik yıllarda duyarlılığının kurbanı olmuş, tekdüze, kapitalize çarklara tahammül edemeyerek toprağın altını seçmiş nice duyarlı genç bugün aramızda yokken üstelik.

Aslında Çarli'yi tanımıyor değildim. Yazarlığa, edebiyata ve yazıya çok ilginç bakan bir yayıncımızdı... Tıpkı bir zamanlar sarfettiği veciz sözle tarihe geçen Milli Eğitim Bakanımız gibi bakardı bu olaya... “Mektepler olmasa Maarif'i ne güzel idare ederdim!” diyerek tarihe geçen bu eşsiz Türk büyüğü gibi bizim Çarli de “Şu yazarlar olmasa ne güzel yayıncılık yapardım!” diye düşünür ve buna göre davranırdı... Diyeceğim şu ki bana ödemeyi taahhüt ettiği parayı asla ödemeyeceğini biliyordum... O halde ben de gerçekten aklımdan geçenleri yazabilirdim... Ne de olsa bunları yayınlayamazdı ve de ben de Cobain'in mezarını soyma projesinden yırtmış olurdum...

...

Yazıyı yazmaya oturuyorum... Tam o anda MTV'de Cobain'in bir single'ı dönmeye başlıyor. Ölümünden yıllar sonra, arta kalan bantlar, kayıtlar, görüntüler kesip biçilerek imal edilmiş tuhaf bir klip. Cobain'in bedelini yaşamıyla ödediği sanatçı duyarlılığını kullanmakla yetinmeyen prodüktörler onun etinden, sütünden, yumurtasından, yağından, kılından, tüyünden, yününden, kemiğinden, iliğinden para kazanmaya çalışıyorlar... Bu nebbaşlara bizatihi en yakınları, eski grup arkadaşları, aynı ideallere gönül vermiş dostları, müzik prodüktörleri, medya vs. herkes dahil... Hah diyorum bizim eküri faaliyette, biz geç bile kalmışız... Onu hayatın her alanında acımasızca satıyorlar. MTV'deki klibi bunun sembol ifadesi. Geç kalmışız yahu... Bir pop yıldızını pazarlar gibi davranıyorlar. Biz boş boş oturuyoruz... Viyaklatıyor, koşturuyor, gitar kırdırıyor, aykırı, sıradışı, muhalif sanatçı şovu çektiriyorlar. Hepsi de sonradan yapılan montaj ve kamera hileleriyle!...

Bu görüntüye kilitleniyorum. Bu konuda “tribute” adı altında bir kitap tasarlanmasının bile oldukça kurnaz, bir girişim olduğunu düşünüyorum. Bunlar Cobain'in felsefesinin, sanatının, duygularının ve bizatihi mezarının ırzına geçmek...

O yüzden beyaz kağıda sadece, bu okuduğunuz iç dökmeleri ve onun bir şarkısından arta kalan lanetli öngörü dizelerini karalayabiliyorum... Hiçbir yayıncının hiçbir “tribute” kitabına almaktan hoşlanamayacağı o lanetli dizeleri...

Rape me
Rape me my friend
Rape me
Rape me again

Bu “arıza öykü”, söz konusu “tribute” kitabı için Çarli'ye kuşkusuz gönderildi. Aşağı yukarı okuduğunuz şekliyle... Çarli yayınladığı “tribute” kitabında bu yazıya yer vermedi. Aslında kendisi de artık bıkmıştı “yazar-çizer” takımının narin duyarlılıklarından. Topu taca atmak için bahane arıyordu zaten. Her neyse; kitap bu yazı olmaksızın çıktı. Bu herkes için en iyi olandı. Ama Çarli hafif buruktu. Ona haksızlık yaptığımı düşünüyordu. Olaya bu kadar “hard-core” girmemin ayıp olduğunu düşünüyordu besbelli ki . Belki de haklı olan oydu. En azından Cobain hayatta olmadığına göre ve mezarının yağmalanmasına bütün dünya elbirliğiyle katıldığına göre, Çarli'yi üzmemek için istediğini yapsam ne olurdu ki?.. Bazan tutar işte böyle haysiyet yapacağım... Üstelik en olmayacak adama... Melek kalpli bir serseriye...

Yine de Çarli bana bu konuyu, her karşılaştığımızda uzun uzun açıklamaya çalıştı. Aslında bu, o kadar da önemli değildi. Çünkü, zaten “Tribute”, yayınladığı son kitap olmuştu. Bu kitap çıktıktan sonra, yayınevinin tüm kitaplarını ölücüye devredip işi bıraktı ve Heraklia'daki çiftliğine çekildi. Üstelik ölücüye giden kitapların biri de benimkiydi. Anlayacağınız mezarlık soymaya giderken, biz mezarlık soyguncularının eline düştük. İnanılmaz bir şey... Komik ötesi bir durum.

Çarli, kitapları yok pahasına elden çıkardıktan sonra üstünden bir yük kalkmışçasına rahatladı. Zeytin ağaçları dikip, zeytinyağı işine girdi. Telefonlarını kapatıp, herkesle ilişikiyi kesti. Artık İstanbul'a sadece her yerde satılmayan tohumlardan almak için uğradığından adım gibi eminim...

Ve ben, bu yazıyı yazarken Çarli'yi ne kadar çok özlediğimi farkettim. Sanırım, “rock'n roll” yayın piyasası da onu çok özledi. Şu çiftlik, rençberlik, zeytinyağı işlerini bıraksa da batakhaneye (İstanbul'a) dönse artık... Yoksa gidip bizim Allahın Heraklia'sında çiftçiliğe başlamamız gerekecek yani....

*İnkılap Yayınevi'nden çıkan "Babalar ve Kızları (Rock'n Roll Öyküleri)" kitabından alıntılanmıştır.

Başa dön

Diğer Öyküler

Mavi Melek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Bloglar    ©2007 Mavi Melek            website metrics