MaviMelek
"Hiç kimseyi anlamıyorum. İnsanların arasına karışıp onlara uyduğum için de kendimden nefret ediyorum." - Tutunamayanlar / Oğuz Atay

[Öykü]"Şişman, Gözlüklü, Çilli Küçük Kız" | Pelin Seyfe

Şişman, Gözlüklü, Çilli Küçük Kız | Yusif Katanov

"HATA YAPMAKTAN ÇOK KORKUYORUM"

Oyuncaklar o kadar güzel ki… Çok seviyorum oyuncakları. Büyüyünce kocaman bir oyuncak dükkânım olsun istiyorum. Böylece dükkândaki tüm oyuncaklar benim olabilecek. Allah'ım o kadar mutluyum ki, yarın doğum günüm ve ben biraz daha büyüyeceğim. Yarın bir yaş daha büyümüş olacağım. Aslında anlamıyorum, insanın yaşı bir günde nasıl bir yaş büyüyor. Anneme bir günde kaç gün var diye sordum, üç yüz altmış beş dedi. O zaman ben bir yılda üç yüz altmış beş yaş büyüyecek miyim? Hayır hayır! Ama insan sadece doğum gününde bir yaş büyür ve bir yılda da bir kez doğum günüm olduğuna göre ben bir yılda bir yaş büyüyebilirim. Üç yüz altmış beş gün sonra bir yaş daha, sonra bir yaş daha, sonra… Ve en sonunda kendime bir oyuncak dükkânı açacağım. Tüm gün, sabahtan akşama kadar bu dükkândaki oyuncaklarla oynayacağım. Bana gülen, şişko patates, dört göz, çilli diyen Ayşe'ye de hiçbir oyuncağımı elletmeyeceğim. O hep beni ağlatıyor. Arkadaşlarımın yanında patates deyince öyle utanıyorum ki. Hâlbuki ben patatesi çok severim; ama sanırım Ayşe sevmiyor. Hem de yalnızca patates demiyor, “şişko patates” diyor, acaba zayıf patates var mıdır? Eğer bir daha bana şişko patates derse ben de ona zayıf patates diyeceğim. Evet söyleyeceğim. Arkadaşlarımdan farklıyım biraz. Benim vücudum onlardan daha büyük. Neden bilmiyorum;  ama Ayşe benim gibi değil. Mavi gözleri var, saçları sarı. Onun gözlükleri yok, benim var. Ayşe çok güzel bir kız; ama beni hep ağlatıyor. Okula gitmek istemiyorum. Annem çok üzülüyor, nedenini soruyor, bir şey demiyorum, gitmek istemiyorum diyorum sadece. Ayşe'nin benimle dalga geçtiğini söyleyemem. Söylesem de inanmazlar; çünkü Ayşe biz yalnızken benim gözlüklerimle, çillerimle ve vücudumla dalga geçiyor. Hem Ayşe okumayı hepimizden önce söktü ve benden daha çok sayı sayabiliyor. Ben yüz elli dokuzdan sonra hep karıştırıyorum. Biliyorum yüz altmış; ama nasıl okunduğunu hatırlayamıyorum. Hep yüz yetmiş diyorum. Bir keresinde ben sayarken Ayşe yüz elli dokuza geldiğimde sanırım çok bekledim ki yüz altmış deyiverdi. Ben hemen hatırlayamıyorum. Sonraki günler benimle hep bu yüzden dalga geçmişti. Bir keresinde de Ayşe'nin yeni kalemini görüp “Aaa! Ne kadar güzel bir kalem, rengi de çok güzelmiş, pembe” demiştim de, ‘'Eflatun, pembe değil!'' deyivermişti. Ayşe'nin yanında hata yapmaktan çok korkuyorum. Ben sevmiyorum Ayşe'yi, o beni ağlatıyor. Bu yüzden değil oyuncaklarımla oynatmak, Ayşe'yi oyuncak dükkânıma sokmayacağım bile. Bir gün anneme benim saçlarım kahverengi, Ayşe'ninkiler sarı. Neden öyle diye sordum. Allah seni böyle, Ayşe'yi de öyle yaratmış, dedi. Ama neden? Neden beni böyle, Ayşe'yi öyle yaratmış deyip odama gittim. Sonra düşündüm, Allah beni kahverengi saçlı, Ayşe'yi sarı saçlı; beni çilli, Ayşe'yi çilsiz yaratmış. Ben gözlüklü, o gözlüksüz; o zeki, ben değil. Allah da Ayşe gibi sevmiyor sanırım beni. Ben de Ayşe'yi sevmiyorum ama Allah'a bir şey diyemiyorum. O beni yakabilirmiş. Annem bazen “Allah yakar” der. Sanırım büyükler korkuyor ondan, ben de korkuyorum. Hem eğer isterse Allah oyuncaklarımı da elimden alabilir. Küsüyorum Allah'a; ama içimden, söylemiyorum bunu sesli. Annem benim için çilekli pasta yaptı. En çok çilekli pastayı seviyorum. Annem de onu yaptı. Yarın yiyebileceğiz. Tabii önce mumları üfleyeceğim. Annem mumları üflerken dilek tutabileceğimi söyledi. Ben de zayıf, gözlüksüz, çilsiz olmayı ve bir oyuncak dükkânına sahip olmayı dileyeceğim. Sonra da mumlarımı üfleyeceğim ve bir yaş büyüyeceğim, tam bir yaş…
~~~

Sayı: 44, Yayın tarihi: 01/02/2010
MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics